Nis 30

KANSIZLIK (Demir yetersizliği) Demir yetersizliğine bağlı :

Besinlerle vücuda alınan demir mineralinin yetersiz alımına bağlı olarak kanda demirin (hemoglobinin) düşük olmasıdır. Kimlerde sık görülür?

-Doğurganlık çağındaki kadınlarda

-Bebek ve çocuklarda Neden Görülür?

-Beslenmede demir mineralinin yetersiz alınması:

Demir yönünden zengin besinlerin tüketilmemesi sonucu oluşur.

-Demirin vücutta iyi kullanılmaması:Bitkisel kaynaklı besinlerde bulunan demirin vücutta kullanımı daha düşüktür. Bu nedenle C vitamini kaynağı besinlerle (Turunçgiller, yeşil yapraklı sebzeler, domates vb.) birlikte tüketilmelidir.

-Demir ihtiyacının artması

-Kan kaybı (kanama, parazitler vb.)

Belirtileri Nelerdir?

-Yorgunluk, halsizlik, baş dönmesi

-Nefes almada güçlük

-Bulanık görme, uykusuzluk, titreme, iştahsızlık

-Deride, göz kapaklarının iç kısmında, avuçta solukluk

-Çarpıntı -Bacaklarda ödem (parmakla basınca iz kalır)

-Kaşık tırnak

-Toprak yeme Oluşan Sağlık Sorunları

Bebek ve Çocuklarda

-büyüme etkilenir

-okul başarısı azalır

-fiziksel aktivite azalır hastalıklar sık görülür

Gebelerde

-anne ölümlerine neden olur

-bebek ölümleri artar

-düşük doğum ağırlıklı bebek doğar

-hastalıklar sık görülür

Yetişkinlerde

-işgücü azalır, yorgunluk görülür

-hastalıklar sık görülür

Önlenmesi

-Demir yönünden zengin kaynakların tüketilmesi gerekir. Et, tavuk, balık, karaciğer, yumurta, kurubaklagiller, tahıllar, yeşil yapraklı sebzeler, pekmez, tahin demir içerir.

-Kurubaklagil ve tahıl yemekleri C vitamini ile birlikte tüketilmelidir.

-C vitamini yönünden zengin turunçgiller, yeşil yapraklı sebzeler, karnabahar, lahana, patates, domates, yeşil biber gibi besinler her öğün yemeklerle birlikte tüketilmelidir.

-Kansız olan gebelerin demir ilaçları kullanması önerilir.

-Demirin vücutta kullanımını engelleyen çay ve kahve yemeklerle birlikte tüketilmemelidir. Öğün aralarında, açık ve limonla birlikte tüketilmesi uygundur.

-Ekmek, diğer unlu besinler (börek ve çörekler) mayalandırılarak tüketilmelidir.

-Kişisel temizlik kurallarına uyulmalıdır.

İYOT YETERSİZLİĞİ HASTALIKLARI

İyot nedir?

İyot yaşam için büyük önem taşıyan bir mineraldir. Tiroid hormonlarının yapımını sağlar. İyot vücuda yeterli iyot içeren toprakta yetişen besinler, su ve deniz ürünlerinden sağlanır. İyot neden önemlidir?

-Normal büyüme ve gelişme

-Beyin ve sinir sisteminin normal çalışması

-Vücut ısısı ve enerjisinin düzenlenmesi için tiroid hormonlarının yapımı için gereklidir. Tiroid hormonu Tiroid hormonu, boyunda tiroid bezinde yapılır. İyot vücuda yeterli alınmazsa tiroid bezi çok çalışır ve büyür. Bu duruma guatr denir. Oluşan sağlık sorunları

Bebek ve Çocuklarda

-Büyüme geriliği

-Zeka geriliği

-Cücelik görülür

Gebelerde

-Düşük ve ölü doğum görülür.

*Guatr her yaşta görülebilir. İyot yetersizliğine bağlı hastalık sorunları İYOTLU TUZ kullanmakla önlenir. İyotlu tuz kullanımı

-Zeka geriliğini önler.

-Guatrı tedavi edemez, guatr oluşmasını ve ilerlemesini önler.

-İyotlu tuz serin, kuru ve güneş görmeyen yerde saklanmalıdır. PROTEİN – ENERJİ YETERSİZLİĞİ Neden görülür? Büyüme ve gelişme için gerekli olan enerji protein, karbonhidrat, vitamin ve minerallerin yeterince alınmamasına bağlı olarak gelişen bir hastalıktır. Oluşan sağlık sorunları

-Çocuk ölümlerinin başlıca nedenidir.

-Ateşli hastalıklar sık görülür.

-İshal oluşur. İştah azalır, az besin tüketilir. Bu durum hastalıkların ağır seyretmesine neden olur.

-Büyüme ve gelişmeyi önler, çocuğun boyu kısa kalır, ağırlığı yaşına göre düşüktür.

-Tedavi edilemezse zeka gelişimi bozulur.

Önlenmesi

-Anne sütü 4-6 ay tek başına verilmelidir.

-Büyüme izlenmeli, doğru ek besinlere zamanında başlanmalıdır.

-Çocuk hastalıklardan korunmalı, aşıları düzenli yapılmalıdır.

-Temizlik kurallarına uyulmalıdır.

RAŞİTİZM (kemik hastalığı) Raşitizm:

Vitamin D yetersizliği sonucu görülen bir hastalıktır. D vitamini yeterince vücuda alınmadığından kemikleşme bozulur ve kalsiyumdan yeterince yararlanılamaz.

Kimlerde sık görülür?

Bebek ve çocuklarda Neden Görülür?

-Çocuğun yeterli D vitamini alamaması

-Çocuğun güneşe çıkarılmaması

-Annenin güneşten yararlanmaması

Annenin gebelik döneminde yetersiz beslenmesi Belirtileri Nelerdir?

-Doğumda bebekte kasılma

-Huzursuzluk

-Baş terlemesi, başın sürekli sağa ve sola çevrilmesi

-Kabızlık

-El-bilek genişliği (ağrısız ve 6 aydan sonra)

-Kaburgalarda yuvarlak çıkıntılar (tesbih tanesi gibi)

-Bıngıldakların kapanmaması (18 aydan sonra)

-Kafa kemiklerinde yumuşama ve eğrilme (baş alın ve yanlarında çıkıntı)

-Geç oturma ve yürüme

-Bacaklarda eğrilik

-Göğüs kemiklerinde bozukluk (göğüs içe veya öne doğru çıkar)

-Kamburluk, bel kemiğinde eğrilik Raşitizmin Önlenmesi

-Çocuğun her gün kalsiyum içeren besinler tüketilmesi sağlanmalıdır. Kalsiyumun en iyi kaynağı süt ve ürünleridir (yoğurt, peynir, çökelek vb).Pekmez de iyi bir kalsiyum kaynağıdır.

-Çocuk her gün güneşe çıkarılmalıdır. D vitamininin en iyi kaynağı güneştir. Besinlerde D vitamini yeterli miktarda bulunmaz.

-Güneşlenme cam arkasından olmamalıdır.

-Güneşin az olduğu sonbahar ve kış aylarında yeni doğan bebeğe ek D vitamini, ihtiyacı kadar verilmelidir. AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI

-Sağlıklı beslenmemiz için gereklidir.

-Güzel görünmek ve güzel konuşmak için gereklidir.

Diş Çürükleri Nasıl Oluşur?

-Dişler iyi temizlenmez ise üzerlerinde besin artıkları ve mikroplar birikir.

-Mikroplar besin artıklarını ve şekerleri kullanıp, dişleri eriten asit oluştururlar.

-Mikropların oluşturduğu asitler ile dişlerde çürük oluşur.

Diş çürükleri ve diş eti hastalıkları nasıl önlenir?

-Yeterli ve dengeli beslenmeye dikkat edilmelidir. Süt ve ürünlerinin tüketimi yeterli olmalıdır.

-Şeker, yemek aralarında değil yemekle birlikte az tüketilmelidir. Fazla şeker ve şekerli besinlerin tüketiminden sakınılmalıdır.

-Anne sütü 4-6 ay süre ile tek başına verilmelidir.

-Dişler düzenli olarak florlu diş macunları ile fırçalanmalıdır.

-Çocuklarda flor uygulaması yapılabilir.

-Posa içeren besinler (elma, havuç vb ) tüketilmeli ve besinler iyi çiğnenmelidir.

-Şeker içermeyen cikletlerin yemek sonrası çiğnenmesinin olumlu etkileri vardır.

-Dişler belirli sıklıkla kontrol ettirilmelidir.

-Yemek sonrası dişler fırçalanarak temizlenmelidir.

OSTEOPOROZ Osteoporoz:

Kemiklerden kalsiyum kaybının artması sonucunda kemiklerin kolaylıkla kırılabilir hale gelmesidir. Kemiklerin mineral içeriği ve yoğunluğu azalır.

Kimlerde Sık Görülür?

-Menapoza girmiş kadınlarda

Yaşlılarda

-Fiziksel aktivitesi az olan kişilerde

-Yatağa bağımlı hastalarda

Belirtileri Nelerdir?

-Bel kemiğinde ve bacaklarda eğrilikler

-Kolaylıkla oluşan kemik kırıkları. Kırıklar sıklıkla kalça kemiğinde, el bileğinde ve bel kemiğinde görülür.

Öneriler

-Çocukluk çağında kalsiyumdan zengin besinlerin tüketilmesi ve spor yapması yetişkinlik çağında osteoporozdan korunmayı sağlar.

-Güneş ışınlarından uygun şekilde ve düzenli olarak yararlanılmalıdır.

-Aşırı tuz ve tuzlu besinler tüketilmemelidir, sofrada tuz kullanılmamalıdır.

-Aşırı yağlı ve şekerli besinler tüketilmemelidir.

-Sigara ve alkolden sakınılmalıdır.

-Fiziksel aktivite arttırılmalıdır. Haftada en az 2-3 kez 45 dakika yürünmelidir.

-Süt ve ürünleri her gün en az 2 porsiyon tüketilmelidir.(İki su bardağı süt veya yoğurt, 2 kibrit kutusu peynir bir porsiyondur.)

-Menapoz döneminde beden kitle indeksinin (ağırlık/boy m2) 26-27 arasında olması osteoporoza karşı koruyucudur. Aşırı zayıflıktan kaçınılmalıdır. Kalsiyumun en iyi kaynağı: Süt ve süt ürünleridir. Yeşil yapraklı sebzeler, kurubaklagiller, pekmez de kalsiyumdan zengin kaynaklardır.

Kaynak: Prof.Dr. Ayşe BAYSAL

Nis 30

Nisan ve Mayıs aylarında doğanın uyanmasıyla kendini gösteren hindiba, ısırgan, kuzu kulağı ve kenger gibi bitkilerin sağlık açısından birçok faydası bulunuyor.

Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi, tıbbi ve aromatik bitkiler uzmanı Yrd. Doç. Dr. Yüksel Kan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’de yabani bitkilerden gıda olarak yararlanmanın çok yaygın olduğunu söyledi.

Bu durumun özellikle kırsal kesimlerde daha sık görüldüğünü ancak şehir insanının bile zaman zaman kırlara çıkarak yabani bitki topladığını belirten Kan, ilkbahar aylarında insanların doğal alanlardan kendilerinin topladığı ya da pazarlardan temin ettikleri yabani bitkilerin her geçen gün sayısının arttığını bildirdi.

Gıda olarak kullanılan yabani bitkiler arasında mantarların büyük yer tuttuğunu dile getiren Kan, ”Türü bilinmeden toplanarak ya da pazarlardan satın alınarak tüketilen mantarlardan zehirlenme olayları sıklıkla görülmektedir. Ayrıca bazı bitki türleri de zehirli olmaları nedeniyle ölümcül olabilmektedir” dedi.

Kar çiçeği (acı çiğdem), banotu, boru çiçeği, baldıran gibi bazı bitkilerin zehirlenmelere ve hatta ölümlere yol açabileceğini belirten Kan, bu yüzden bilmeden doğadan her bitkinin toplanıp yenmesinin sakıncalı olduğunu kaydetti.

Bilinçli olunması durumunda, oldukça zengin floraya sahip ülkede sağlık açısından birçok otun bulunduğunu ifade eden Kan, ”Kimliği belli olan doğal bitkilerimiz insan sağlığının hastalıklara karşı korunmasında vücut direncini artırılmasında önemli katkıları olan bitkilerdir. Aynı zamanda pek çoğunun antioksidan olma özelliklerine sahip olması da doğal bitkilerin önemini artırmaktadır” diye konuştu.

YABANİ OTLAR VE ÖZELLİKLERİ
Kan, halk arasında kırlardan ya da dağların eteklerinden toplanan kaparinin (kebere), yüksek iştah açıcı ve kuvvet verici, Nisan ve Mayısta toplanan domalan (keme) mantarının ise minerallerce zengin olduğunu ve iyi bir diyet gıdası olarak kullanılabileceğini bildirdi.

Yapraklı dalları ıspanak gibi pişirilerek yenen ebe gümecinin kan temizleyici ve idrar artırıcı özelliklerinin bulunduğunu vurgulayan Kan, kenger otunun, suda haşlandıktan sonra salata halinde veya et yemeklerinde sebze olarak kullanıldığını, bu bitkinin karaciğer dostu olarak bilindiğini kaydetti.

Hindibanın (acıgüneyk, acı marul da bilinir), taze yapraklarının salata ve yeşillik olarak erken ilkbaharda tüketilen şifalı bitkilerden olduğunu belirten Kan, ”Bitki yapraklarının içermiş olduğu alkaloitin tıbbi değerler vardır. Spazm çözücü ve iştah açıcı özelliklerinden dolayı bu grup bitkiler aşırıya kaçmamak kaydıyla bir miktar yenilebilir” dedi.

Isırganın evlerde her zaman bulundurulması gereken lezzetli bir salata ve sebze yemeği olarak kullanılacak bitki olduğunu ifade eden Kan, bu bitkinin de vücut direncini artırıcı, vitamin içeren özelliği olduğunu bildirdi.

Kan, kuzukulağı, labada ve yemlik adı verilen tıbbi bitkilerin de vitamin ve mineraller bakımından zengin olduğunu söyledi.

Nis 30

Balık, kolay sindirilebilir protein, doymamış yağ asitleri, iyot ve selenyum kaynağı olması nedeniyle beslenmede büyük öneme sahip.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde görev yapan Doç. Dr. Fatma Arık Çolakoğlu, yüksek oranda doymamış yağ asitleri, düşük oranda kolesterol, çok miktarda potasyum, az miktarda sodyum içeriğinin balık etinin değerini artırdığını söyledi.

Omega 6 yağ asidinin öneminin önceden beri bilindiğini belirten Çolakoğlu, Omega 3 yağ asidinin insan sağlığına olumlu etkilerinin ise son yıllarda anlaşıldığını açıkladı.

Omega 3 yağ asidi balık ve su ürünlerinde, Omega 6 yağ asidi ise özellikle uskumru ve sardalya balıklarında yüksek oranda bulunuyor.

Bu yağ asitleri kalp damar sağlığı, beyin ve hücre gelişimi, bebek ve çocukların sağlıklı büyümesi ile hamile ve emziren kadınlarda olumlu etki yaratıyor.

Çolakoğlu,  “Yetişkin insanda bu yağ asitlerinin belli dozlarda periyodik olarak alınması özellikle yaşlılarda, dolaşım bozukluğu ve kalp damar hastalıklarının tedavisinde veya kısmen iyileştirmede etkili olmaktadır. Omega 3 yağ asitleri kan basıncını düşürmekte ve damar içindeki lipoprotein yoğunluk miktarını azaltıp, kan damarındaki daralmaları önlemektedir” dedi.

Doç. Dr. Fatma Arık Çolakoğlu, çeşitli hastalıkların oluşmasını önleyebilen, bazı hastalıkların tedavisinde etkili olan balığın Türkiye’de yeterince tüketilmediğini de belirtti.

Çolakoğlu, taze balığa, yağ asidi kompozisyonu yönünden en yakın ürünün dondurulmuş balık olduğunu belirtti.

Dumanlanmış ve marine edilmiş balık ise sıralamada dondurulmuş balığı takip ediyor.

Çolakoğlu, balıkların nasıl tüketilmesi gerektiğine de değindi:

“Satın alınan balıklar evlerde mutlaka pişirme teknikleriyle tüketilmelidir. İşlenmiş ürünlerdeki besin ve yağ asitleri kaybı, evde pişirip tükettiğimiz balıkta meydana gelen değişimler kadardır.

Bunun için işlenmiş balıklardan uzak durmamak, aksine onları tüketme yönünde eğilim göstermek gerekmektedir. Sonuç olarak uzun ve sağlıklı bir yaşamiçin ister taze, isterse işlenmiş olsun en az haftada iki defa balık tüketmemiz gerekmektedir.”

Kaynak : İnternethaber

Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz. Şikayet adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde diyetextra.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacaktır.İletişim kasvax@gmail.com diyetisyen diyet
Her türlü görüş ve şikayetleriniz için bizi betamedya@hotmail.com mail adresinden bize ulaşın.