Nis 30

Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Bayram, halkın makarna pişirmeyi ve makarna çeşitlerini yeterince bilmemesinden, Türkiye’de üretilen makarnanın iç piyasada yeterince tüketilemediğini söyledi.

Bayram, AA muhabirine yaptığı açıklamada, aperatif, garnitür, salata, fast-food ve diğer birçok formda değerlendirilebilen makarnanın, dengeli beslenmeyi hedefleyen tüketici grupları için vazgeçilmez gıda maddelerinden olduğunu belirtti. Makarna üretiminde kullanılan durum buğdayının diğer buğday türlerine göre protein olarak daha zengin, karbonhidrat seviyesinin ise daha düşük olduğunu ifade eden Bayram, şöyle konuştu:

”Mineraller ve vitaminler bazında da zengin olan makarnanın sahip olduğu besinsel lifleri sayesinde, bağırsak kanseri de engellenmektedir. Makarnadaki besinsel lif miktarı, undan 1.6, ıspanaktan 1.65, domatesten 3.6 ve turptan 2.2 kat daha fazladır. Çok düşük seviyede yağ içerdiği için zannedildiği gibi kiloya neden olmayan makarna, diyetlerde bile kullanılabilir. Makarna, glisemik indeksi düşük olduğu için vücutta yüksek oranda yağ ve şeker depolanmasını önler. Makarna aynı zamanda sindirimi kolay bir üründür.”

Bayram, makarnanın içerdiği kompleks karbonhidratlardan dolayı pişirilmesi sırasında ağırlığının 2-3 katı kadar suyu bünyesinde tuttuğunu ve artan hacimden dolayı midede doygunluk hissi verdiğini ifade etti. Bir porsiyon makarna yenildiği zaman vücuda su alınmış olduğunu ve makarnada bulunan besinsel liflerin bağırsakta hacim oluşturmasıyla birlikte vitamin ve minerallerin emilmesini kolaylaştırdığını belirten Bayram, şöyle devam etti: ”Bugün İtalya’da makarna pişirmek için yaklaşık 10 bin çeşit reçete vardır. Diğer ülkelerin kullandıkları diğer reçeteler de dahil edildiğinde, bu sayı çok büyük değerlere çıkmaktadır. Her toplum makarnayı kendi zevkine uygun olarak pişirmektedir. Ülkemizde ise halkımızın makarna pişirmeyi ve makarna çeşitlerini yeterince bilmemesi nedeniyle, üretilen makarna iç piyasada yeterince tüketilmiyor.”

 

Nis 30

ARAŞTIRMACILAR vitamin takviyeleri yerine sağlıklı beslenmeye, bu vitaminleri doğal yollardan almaya ve egzersize ağırlık verilmesi gerektiği yönünde açıklamalar yaptı. The Independent gazetesi de ‘A’dan Z’ye Vitaminler’ başlıklı haberinde, hangi vitamin ve mineralin hangi doğal besinlerde bulunduğunu ve vücutta ne gibi faydaları olduğunu anlattı:

A VİTAMİNİ: Bağışıklığı, kemikleri, gözleri ve cildi güçlendirir. Portakal, karaciğer, balık, yeşil yapraklı sebzeler ve turunçgillerde bol miktarda bulunur.

B VİTAMİNİ: Folik asitin de aralarında bulunduğu bu gruptaki suda çözülebilen vitaminler, beyni ve sinir sistemini korur. Ispanak, brokoli, bezelye ve portakal yiyin.

C VİTAMİNİ: Bağışıklığı güçlendirir, enfeksiyonlarla savaşır, damarları, dişetlerini korur, sperm sayısını artırır. Greyfurt ve kivi yiyin.

D VİTAMİNİ: Kalsiyumun vücut tarafından emilimini sağlayarak kemikleri ve dişleri güçlendirir, sinir sistemini sağlamlaştırır. Süt, yağlı balık ve yumurtada bulunur.

E VİTAMİNİ: Organ, doku ve hücrelere zarar veren ’serbest radikallere’ karşı korur, kolon kanseri riskini düşürür. Fındık, ceviz, kepek ekmeği yiyin.

MAGNEZYUM: Tansiyonu düzenler, kemik sağlığını korur. Yeşil yapraklılar, avokado, balık ve kurubaklagillerde vardır.

POTASYUM: Tansiyonu düşürür kalp ritmini düzenler. Kayısı, muz, narenciye, balık, yeşil yapraklı sebzeler, süt, fındık ve patateste bolca bulunur.

SELENYUM: Antioksidan özelliği sayesinde hücreleri korur. En iyi kaynakları, deniz ürünleri, karaciğer, böbrek ve diğer etlerdir.

ÇİNKO: Kasları güçlendirir, hücrelerin çoğalmasını hızlandırır. Et, deniz ürünleri ve karaciğer gibi besinlerde bol bulunur.

BETAKAROTEN: Göz ve cildi korur. Koyu sarı, turuncu ve yeşil sebze ve meyveler iyi kaynaklardır. Havuç ve ıspanakta bolca bulunur.//

Nis 30

Artık ekolojik değil, hormonlu besleniyoruz. Türkiye’de domates, patlıcan, patates, kabak, salatalık, üzüm, elma, çilek, kavun, buğday, arpa, yulaf, çavdar ve çeltikte ciddi oranda hormon kullanıldığını açıklayan uzmanlar, bazı tarihlerde sebze ve meyvelere dikkat edilmesini istedi.

Uzmanlar, domatesin 15 Ekim-10 Kasım ve 10 Nisan-5 Mayıs, patlıcanın 15 Kasım-15 Mayıs, kabağın ise 1 Kasım-15 Mayıs tarihleri arasında tüketilmemesi gerektiğini belirtti.

Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz. Şikayet adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde diyetextra.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacaktır.İletişim kasvax@gmail.com diyetisyen diyet
Her türlü görüş ve şikayetleriniz için bizi betamedya@hotmail.com mail adresinden bize ulaşın.