Güzel göğüsler için…
Estetik ameliyat olmak istemeyen kadınlar artık yüzde yüz bitkilerden yapılan tabletlerle iri göğüslere kavuşabiliyor. Kısa süre öncesine kadar yalnızca yurtdışında satılan bu tabletler, şimdi Türkiye’de… Sarımsak, fesleğen, hurma, havuç ise kadınların ‘hizmetinde’ olan lezzetler arasında…
Diri göğüslerin sırrı doğada
Güzel ve sıkı göğüslere sahip olmak isteyen kadınlar fesleğen, nar, patates ve hurma gibi besinleri yemeli.
Her kadın diri ve biçimli göğüslere sahip olmak ister. Genetik olarak ‘güzel’ göğüslere sahip olmayan ya da hızlı kilo alıp vermekten kaynaklanan deformasyondan şikayet eden kadınlar ise ya kozmetik sektöründe ya da estetik kliniklerinde çare arar. Şimdi ise kadınlar için yepyeni bir ‘buluş’ var. Artık bıçak altına yatmak istemeyen kadınlar, yüzde yüz bitkilerden yapılan tabletleri kullanarak hayallerini süsleyen göğüslere kavuşabiliyor. Hormonlardan kaynaklanan kanserlere kaşı koruyucu özelliği bulunan, menopoz, ostropoz tedavilerinde kullanılan ve fito östrojen olarak bilinen bitkisel hormonlar, sadece bu hastalıklarla savaşmakla kalmıyor aynı zamanda göğüsleri de biçimlendiriyor. Fito östrojenlerin göğüsteki algılayıcılar tarafından algılandığını söyleyen Uzman Hekim Dr. Ahmet Günay, böylelikle göğüslerin hacminin büyümeye başladığını anlatıyor: “Vücut bu fito östrojenleri algılayarak, meme bezleri ve kanallarda sıvı tutulmasını sağlayıp memenin daha gergin ve daha büyük olmasını sağlıyor. Bu şekilde göğsü bir iki hacim kadar büyütüyor. Amerika’da satılan Allbres, Breast Success, Newcurves ve Erdic adlı tabletlerden Allbres artık Türkiye’de de satılıyor.” Aslında bu bitkisel hormonların gıdalarla alınmasını yeğlediklerini söyleyen Günay, daha diri göğüslere sahip olmak isteyenlerin tüketmeleri gereken besinleri ise şöyle sıralıyor: “Sarımsak ve fesleğen gibi lezzet vericiler; soya gibi kuru baklagiller; buğday ve pirinç gibi tahıllar; bezelye, havuç ve patates gibi sebzeler; hurma, nar, vişne ve elma gibi meyveler. İçecek olarak da kahve.”
Eczanelerde reçetesiz olarak satılan göğüs büyütücü bitkisel tabletlerin içinde ise şevket otu, karahindi bağı, melek otu, beş parmak otu gibi bitkiler bulunuyor. Dr. Günay, doğadan bulunabildiği takdirde bu otların yenerek tüketilmesinin de olumlu sonuç verebileceğini söylüyor. Sıkı ve biçimli göğüslere sahip olmak isteyenlerin kullandığı bitkisel tabletler üçüncü aydan itibaren etkisini göstermeye başlıyor. Dr. Günay tabletlerin kullanımı sırasında göğse yönelik egzersiz yapılmasını ve bahsedilen besinlerden bol bol tüketilmesini öneriyor. Bu göğüslerin ulaştığı hacmi ve sıkılığı daha uzun süre korumasını sağlıyor. Tabletlerin en fazla dokuz ay kullanılması yeterli oluyor. Çünkü dokuz aydan sonra fazla etki göstermiyor. Dr. Ahmet Günay tabletlerin başarı oranının yüzde 70-80 oranında, kalıcı iyileşmenin ise yüzde 30 civarında olduğunu söylüyor. Bahsedilen gıdalar düzenli olarak tüketildiğinde, egzersizler ihmal edilmediğinde ve tablet kürleri yılda bir kez tekrarlandığında göğüslerin sıkılığı ve şekli korunabiliyor. Günay, tabletlerin tek yan etkisinin ise, iyi mi kötü mü olduğu tartışma götürse de, libidoyu artırması olduğunu söylüyor.
Burun güzelliği ve felsefesi
Türkiye’de yapılan estetik operasyonlarda burun estetiği ameliyatları ön sıralarda yer alıyor. Bu ameliyatların nasıl yapıldığını muhtemelen pek çoğunuz biliyorsunuzdur veya burun ameliyatı geçirmiş kişilerdeki değişimi ve neticelerinin nasıl olduğunu mutlaka görmüşsünüzdür. Ben bu yazımda burun hakkında bilinmeyen veya algılanamayan diğer önemli hususlara değinmek istiyorum.
Burun insan vücudunun en enteresan organlarından biridir. Çünkü sırtı önde, tepesi aşağıda, kökü yukarıda ve kanatları aşağıdadır. Aldığımız havanın ısınmasını sağlayan, onu tozlardan arındıran ilk duraktır. Kadınlar östrojen hormonlarından dolayı erkeklerden daha iyi koku alırlar. Kadınların ovülasyon (yumurta oluşumu) zamanında, yani östrojen düzeylerinin en yüksek olduğu zamanda koku alma hassasiyeti çok daha artar. İnsanların 4 bin kokuyu ayırt etme kabiliyetleri vardır.
Burnun aynı zamanda ruh dünyasının bir amblemi olduğunu tarihçi filozof Johann Gottfried Seume yazmıştır. Dahlke ise psikosomatikle ilgili el kitabında burnun simgelediklerini şöyle tarif ediyor: “Hükmetmek, gurur, güç, seksüalite.”
Bornemann adlı sosyolog 1991′de, bir kitabında burnun erkekte “iktidar” işareti olarak anlaşıldığını, bundan dolayı toplumda burun büyüklüğünün veya küçüklüğünün penis ile orantılı görüldüğünü, burada kastedilenin aslında cinsel arzu ve güçle ilişkisi olduğunu yazdı.
Johan Caspar Laveter adlı sosyolog ve psikolog burnun sadece nefes almak, koku almak gibi işlevleri gören bir organ olmadığını, onun ayrıca cinsel gücü yansıttığını ve bir sembol olduğunu belirtti.
Geçmişe bakıp burnun seksüalite ile ilişkisini göz önüne alacak olursak, onun üzücü kaderine de şahit oluruz. Yüzyıllar önce I. Friedrich tecavüz edenlerin, evlilik dışı ilişki kuranların burnunu kestirmişti.
Hiçbir organ günlük konuşma diline burun kadar girmemiştir
Eğer anlamlı bakılacak olunursa sifilis hastalığının bulaşma şekli (cinsel ilişki) ile bu hastalığa yakalananlardaki burun dokusu lezyonu ve kaybı arasındaki psikodinamiği göz ardı etmek mümkün değildir.
Edmond Rostand komedisinde Cyrano de Bergerac’ı çirkin ve koca burunlu ama iyi yürekli bir figür olarak göstermiştir. Collodi’nin yalan söyledikçe burnu büyüyen Pinokyo masalını ise hepimiz biliriz.
Çirkin görünümlü bir burun edebiyatta ve resim sanatında sıklıkla kullanılan bir motiftir. Hiçbir organ burun kadar günlük konuşmada mecazi olarak kullanılmamıştır: Burnu bir karış havada, burnu büyüdü, burnundan hiç kıl aldırmıyor, hık demiş burnundan düşmüş, burnunu her yere sokuyor, burnunun ucunu görememek…
“Korku ve öfke duygusunun yansıması cinsel organlaradır ve bu organlardaki problem olarak algılanır. Bu yansıma eğer cinsel organlara olmazsa, bu takdirde onun sembolik karakterlerine yönelir, tıpkı burun gibi.” Bunu Roth 1959 yılında “The Face-Genital Equvation” adlı kitabında yazmıştır.
Burnun genel anlamından da anlaşıldığı gibi kimi zaman ruhsal şikayetleri olan hastalarda psikolojik bozuklukların yansıması burunda gerçekleşir ve hasta burnunda sorun olduğunu düşünür. Psikozları tedavi edilmemiş veya tanınamamış bir hastaya yapılan burun ameliyatının hasta ve cerrah açısından çok sıkıntı verici problemlere yol açabileceği aşikardır.
Bütün bunları dikkatle göz önüne aldığımızda burnun bir sürü fonksiyonunun ve anlamının olduğunu görüyoruz. Böyle önemli bir organından rahatsızlığı olan hastaları, ameliyat etmeden önce çok daha dikkatle incelememiz gerekiyor.
Başarılı bir burun estetiği ameliyatı sonrasında hasta özgüven kazanır
Burun estetik görünüm bakımından çok dikkat çeken bir organdır. Travmatik veya doğumsal burun şekilsizlikleri hep dikkat çeker ve çoğu zaman kişi çevreden kırıcı, gücendirici veya alaycı davranışlarla karşılaşır. Bundan dolayı da bu psikolojik baskıya sadece çok dengeli karakter ve ruh hali olan kimseler katlanabilir. Bilhassa 25 yaşına kadar olan, sosyal yaşamı henüz tam oturmamış kişilerde burnun şeklini ve formunu değiştirme arzusu sosyal kabullenme açısından çok daha yüksektir. Bu yaş sınırı atlatıldıktan sonra mesleki ve ailevi yaşamın getirdiği güven ve denge kişiyi burun probleminden uzaklaştırır. Bu psikolojik baskı bu aşamadan sonra da hâlâ devam ediyorsa kişi o zaman plastik cerrahi yoluyla çözüm aramayı denemelidir.
Eğer bir burnun düzeltilmesi için ameliyat kararı doğru verildiyse ve ameliyat teknik açıdan kurallara uygun olarak yapıldıysa neticenin getireceği pozitif psikolojik etki bütün estetik ameliyatlar içinde en etkin olanıdır. Başarılı bir burun ameliyatından sonra hastanın kendine güveni gelir ve bunun böyle olmasına da şaşırmamak gerekir. Çünkü burun tam yüzün ortasındadır, görmemek imkansızdır.

Son Yorumlar