May 23

Hepimiz kimi zaman kendimizi çok mutsuz hissedebilir, özellikle pazartesi günleri işe gelmemek için elimizden geleni yapar, haftasonu bile olsa evden çıkmak istemeyebiliriz. Günlük hayatın koşuşturması içinde bu tür bir ruh hali içinde olmanız doğal karşılanabilir. Tabii ki insanın her zaman mutlu olması gibi birşey beklenemez.

Ancak eğer bu ruh haliniz 10-15 günden fazla bir süredir devam ediyorsa ve hayatınız tümüyle etkileniyorsa dikkat! Çağın en çok görülen psikolojik hastalıklarının başında gelen depresyon sizi de içine almış olabilir. Mevsim değişiklikleri, tatil dönüşü iş hayatına adapte olamama, yorgunluk, isteksizlik, işten ayrılmak, sevdiği bir insanı kaybetmek gibi nedenler depresyona neden olabiliyor.

Depresyonun belirtileri:

Kendini bitkin ve yorgun hissetme, Aşırı uyku uyuma ya da uykusuzluk sorunu, Önemli derecede kilo kaybı ya da aşırı kilo alma, Sinirlilik, Sürekli ağlama ya da yaşananlara rağmen ağlayamama, Cinsel isteksizlikle beraber keyif veren herşeyden vazgeçme, Dikkati bir konu ya da olay üzerinde toplayamama, Kendini önemsiz ve değersiz hissetme, güvensizlik, umursamazlık, İntihar düşüncesi ve ya intihar girişimi, Alkol ve ilaç bağımlısı olma, İnsanlardan uzaklaşma ve kendiyle başbaşa kalma isteği, Nedeni belli olmayan ağrılar, Karar verme yetisini kaybetme veya karar vermekte zorlanma.

Depresyonda olmak için bu belirtilerin hepsinin birden olması gerekmiyor ancak en az beşini kendinizde hissediyorsanız bir uzmandan yardım almalısınız. Şayet çoğu aynı anda bulunuyorsa zaten ağır bir depresyon geçiriyorsunuz demektir. Her ne kadar halk arasında çok fazla anlaşılamasa da depresyon ciddi bir hastalıktır. Tedavi ertelenirse hastalığın süresi uzar ve depresyondaki kişi giderek ağırlaşır. Ağır depresyonda olan kişi iş yapamaz ve hatta sık sık intiharı düşünmeye başlayabilir. Ancak yine de unutmamak gerekir ki bu belirtiler herkeste zaman zaman görülebilir. Önemli olan bu belirtilerin ne kadar bir süredir devam ettiği ve günlük yaşamı nasıl etkilediğidir.

Depresyona giren insan nasıl düşünür?

Ortada yeterli bir neden yokken bile yaşanan olaylardan olumsuz sonuçlar çıkarır. Yaşananların olumlu taraflarını gözardı ederek olumsuz taraflar üzerine odaklanır. Kendisini fazla etkilemeyen ya da önemsiz olan detaylara takılır. Tek bir olumsuz olaya saplanarak genel yargılara ulaşır. Ya hep ya hiç kuralı ile mükemmel olmayan her şeyin kötü olduğu kanısına sahiptir. Kendi öz eleştirisini doğru yapamaz ve buna bağlı olarak başarıları gözardı ederek hataları büyütür.

Depresyon daha çok kimlerde görülüyor?

Depresyon her yaşta görülebiliniyor. Kadınlarda en sık 35- 45 yaşları arasında, erkeklerde ise 45- 65 yaşları arasında ortaya çıkıyor. Yapılan istatistiklere göre kadınların depresyona yakalanma olasılığı erkeklere oranla daha yüksek. Bu oran hamilelikte, doğum sonrasında ve menapoz döneminde daha da artabiliyor. Kalıtım da depresyonda etkili bir diğer neden. Yakın akrabalar içinde bu hastalığı geçirenlerin bulunması depresyona yakalanmayı kolaylaştırıyor. Depresyona yakalanma olasılığı en düşük insanların başında ise evli erkekler geliyor. İstatistikler son yirmibeş yılda depresyona giren insan sayısının yirmi kat arttığını bildiriyor.

Tedavi yöntemleri

Psikoterapi: Terapistle yapılan görüşmelerden oluşur. Gerekli olduğunda ilaç yardımı ile tedavi desteklenebilir.

İlaç tedavisi: Durumu daha ağır hastalarda daha çok antidepresan ilaçlar ile uygulanan tedavi çeşididir.

Elektrokonvülsif tedavi (EKT): Diğer tedavilere cevap vermeyen ağır vakalarda uygulanır.

May 23

Yeditepe Üniversitesi Göz Hastanesi’nden Yrd. Doç. Dr. Ebru Görgün, bir göz rahatsızlığı olan “Alerjik konjunktivit”in çok sık rastlandığını belirterek “Alerjik konjunktivitin tedavisinde genellikle kombine tedaviler uyguluyoruz ama temel prensip alerjiye neden olan etkenden uzak durmaktır” dedi ve ekledi: “Her iki gözü birlikte etkiler” “Alerjik konjunktivit, göz kapaklarının içini ve gözün beyaz kısmını saran ve konjunktiva olarak isimlendirilen zarın alerjiye bağlı olarak gelişen iltihabıdır… Gözün alerjik hastalıklarına klinik pratikte sık rastlamaktayız. Aslında alerjik konjunktivit bir grup hastalığı tanımlayan genel bir terimdir. Alerjik konjunktivitin 5 ayrı alt tipi vardır. Bunlar mevsimsel alerjik konjunktivit, pereniyal alerjik konjunktivit (uzun süreli alerjik konjunktivit), vernal keratokonjunktivit, topik keratokonjunktivit ve dev papiller konjunktivit’tir. Alerjik konjunktivit, genellikle her iki gözü birlikte etkiler. Hastalığın tipine göre tedavi.. Gözlerde kaşıntı ve kızarıklık, gözde yanma hissi, gözkapaklarında şişme, gözlerde sulanma genel belirtilerdir. Ancak türlerine göre bu belirtilerde değişiklik olabilir. Bu hastalık görmeyi genel olarak etkilemez… Alerjik konjunktivit teşhisi, hastanın şikayetleri, dikkatli bir muayene ve bazı laboratuar incelemeleriyle konmaktadır. Alerjik konjunktivitin tedavisinde prensip eğer biliyorsak alerjiye neden olan etkenden uzak durmaktır. Genellikle kombine tedaviler uygulanmaktadır. Hastalığın tipine ve şiddetine göre alerjiyi önleyici antihistaminik damlalar ve gerektiğinde mutlaka doktor kontrolünde olmak üzere kortizon içeren ilaçlar kullanılmaktadır.” Mevsimsel ve pereniyal allerjik konjunktivit: Bu iki alerji tipi aynı gurupta toplanabilir. Her iki tipte de havada bulunan spesifik bir etkene karşı alerji gelişmektedir. Mevsimsel alerjik kojunktivit en sık rastlanan allerjik göz hastalığıdır. Tüm alerjik konjunktivit olgularının yaklaşık olarak yarısı bu guruptandır. Burada etken sıklıkla polenlerdir. İki taraflı göz yaşarması, kaşıntı, yanma hissi ve kızarıklık görülür. Göz kapakları hafif şişmiş olabilir, görme normaldir. Sıklıkla burun akıntısı, hapşırma, burunda tıkanıklık ve kaşıntı gibi alerjik rinit bulguları da eşlik eder. Pereniyal yani uzun süreli alerjik konjunktivit yıl boyunca mevcuttur ve bu tipten başlıca ev tozu ve hayvan atıkları sorumludur. Bu tip daha az yaygın olup genellikle mevsimsel tipten daha az şiddetli biçimde ortaya çıkar. Vernal keratokonjunktivit (Bahar Keratokonjunktiviti): Çocuk ve genç erişkinleri etkileyen nadir görülen bir alerjik konjunktivit tipidir. Ilık ve kuru iklimli bölgelerde daha sık ve şiddetli görülür. Erkeklerde daha sık görülmektedir. Ortaya çıkışı genellikle 5 yaşından sonradır ve genellikle ergenlik çağına gelindiğinde hastalık sonlanmaktadır. Hastalığın süresi nadiren 5-10 yılı geçer. Tipik olarak mevsimseldir ve ilkbahardan yaz sonuna kadar sürer. Atopik keratokonjunktivit: Körlük riskinin en fazla görüldüğü alerjik konjunktivit formudur. Nadir olarak ve gençlerde görülür. Yirmili yaşlar civarında başlar ve uzun yıllar devam eder. Atopi kişinin alerjik bozukluk geliştirmesine yol açan kalıtımsal ve yapısal bir özelliktir. Bu konjunktivit tipi astım, rinit, atopik dermatit, besin allerjisi gibi atopi belirtileri gösteren kişilerde görülür. Göz bulguları genellikle diğer atopik bulguların ortaya çıkmasından bir kaç yıl sonra gelişir ve vernal keratokonjunktivite benzer şekildedir. Göz kapakları sıklıkla tutulmuştur. Kapak cildi kızarık, kalınlaşmış ve pul pul olmuştur. Kirpik dibi iltihabına sık olarak rastlanmaktadır. Kapak iç kısımlarında yapışıklıklar, gözün kornea tabakasında anormal damarlanmalar, katarakt görülebilir. Dev Papiller Konjunktivit: Bu hastalık kontakt lensler, kontakt lens temizlik veya bakım ürünlerine karşı gelişebilir. Üst kapağın altını döşeyen konjunktivada papilla denen kabarıklıklar mevcuttur. Hastalar kontakt lens taktıklarında rahatsız olduklarından yakınırlar. Bazen göz protezleri ve göze konulan dikişler de bu tabloyu oluşturabilmektedir. Tedavisinde bu tabloya yol açan etken ortadan kaldırılmalı ve alerjiyi önleyici ilaçlar kullanılmalıdır. Bazen göze kullanılan ilaçlara, bu ilaçlar içerisindeki koruyucu maddelere veya kozmetik maddelere karşı gözde alerjik reaksiyon meydana gelebilmektedir.

May 23

Doktora gitmeden daha sağlıklı bir cilde, daha az ağrı çeken bir bedene ve dik bir duruşa sahip olabilirsiniz. Hülya dergisi mart sayısında seksin 10 faydasını sıralayarak daha sağlıklı bir insanın reçetesini verdi

Sağlıklı bir yaşam için pek çok reçete veriliyor. Organik gıdalar, düzenli spor ve stresten uzak kalmanın yolları gibi… Peki ya sevişmenin faydalarından ne kadar haberdarsınız? Seks pek çok kişi için konuşulması zor bir konu olsa da faydası saymakla bitmiyor. Hülya dergisi mart sayısında seksi sevdirecek 10 nedeni şöyle sıraladı:

1- DELİKSİZ BİR UYKU SAĞLAR Güzel bir sevişmenin ardından ne gelir? Tabii ki deliksiz bir uyku… Bunun nedenini hiç düşündünüz mü? Çünkü sevişmenin ardından vücudun salgıladığı ve kendinizi son derece rahat hissettiren bir hormon sayesinde kaslarınız gevşer ve vücut kendini dinlenmeye alır. Uyumlu ve tatmin edici bir cinsel hayatın getirisi ilk olarak kaliteli bir uykudur. Seksten sonra rahatlamış ve gevşemiş olan bedenlerin salgıladığı mutluluk hormonu ile çiftler keyifli bir uykuya dalar. Bu uyku oldukça dinlendirici ve vücudu tazeleyici bir niteliktedir.

2- DURUŞUNUZU ETKİLER Sevişme esnasında gerçekleşen, belin alt kısmının ritmik hareketi sırt kaslarına iyi gelir. Sevişme sırasında omurga daha esnek bir hale gelir ve vücudun duruşu dikleşir. Dolayısıyla da vücut daha kıvrak bir hal alır. Sağlıklı bir cinsel hayatı olan kadınların uyluk kaslarının düzenli çalışması sonucu mesanelerinin daha da güçlendiği ortaya çıkmıştır.

3- KAN BASINCINI DÜŞÜRÜR Sevişme sırasında nefes alıp verme ve kalp atışları hızlansa da, kan basıncını ideal seviyede tutmanın yollarından biri de seks… Yapılan bir araştırmaya göre sadece ön sevişme bile vücut direncini azaltan stres hormonunu düşürüyor. Sonuç olarak düzenli seksin kalp sağlığına olumlu etkileri vardır.

4- KONDİSYONU ARTIRIR Kalp atışlarının hızlanması, kan basıncının çıkması, nefes alıp vermelerin sıklaşması… Bunlar size neyi anımsatıyor? Bir koşucunun yarış esnasında yaşadıkları gibi değil mi? Seks sırasında kalp daha fazla kan pompalıyor ve dolaşım hızlanıyor. Seksin sıklığı kondisyonu etkileyen faktörler arasında sayılıyor.

5- AĞRILARI AZALTIR Başınız ağrıdığında ağrı kesicilere başvurmak yerine seks yapmaya ne dersiniz? Cinsel ilişki sırasında salgılanan endorfin hormonu, vücutta bir doz morfinle aynı etkiyi yaratıyor. Üstelik düzenli seks hayatının regl sırasındaki ağrıları bile azalttığı söyleniyor.

6- SAÇLARI BESLER Kadınların seksten sonra vücutlarında artan östrojen hormonunun faydası saymakla bitmiyor. Daha düzenli regl görmekten tutun da saçların canlanmasına kadar vücutta sayısız birçok olumlu etki yaratıyor. Haftada bir kez seks yapan kadınların kandaki östrojen miktarı iki kat artıyor. Bunun sonucunda vücutun her bölgesinde olumlu değişimler yaşanıyor.

7- MUTLU OLMANIZI SAĞLAR Bir süreliğine de olsa sıkıntılardan uzaklaşmak, kendinizi bile unutmak ve bedeninizden aldığınız zevke odaklanmak seksin belki de en önemli etkilerinden biri olarak sayılıyor. Düzenli bir seks hayatı olanların depresyona girme ihtimallerinin, düzensiz seks hayatı olanlara göre çok daha az olduğu biliniyor.

8- BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ GÜÇLENİR Seks sonrasında salgılanan hormonların bağışıklık sistemini güçlendirdiği ve hastalıklara karşı insanları dirençli hale getirdiği yapılan araştırmalarla ortaya konuluyor. Tabii bunun içinde seks ile geçen hastalıklar yer almıyor. Her daim korunmanız ve düzenli doktor kontrolüne gitmeniz ayrıca tavsiye ediliyor. Ancak özellikle bahar aylarında sık yakalanılan grip gibi hastalıklara karşı seks sonrası salgılanan hormonların koruyucu bir niteliği olduğu söyleniyor.

9- CİLDİ GÜZELLEŞTİRİR Sevişme esnasında vücutta bazı değişimler görülüyor. Terlemek pek çoğumuzun hoşlanmadığı bir şey olsa da aslında lenflerin sirkülasyonunu ve vücuttan toksinlerin atılmasını sağlıyor. Böylece cilt nem kazanıp, gençleşiyor. Sevişmeden sonra yanaklar kızarıyor, yüze renk geliyor. Sağlıklı ve düzenli bir cinsel hayat bedeni daha da güzelleştiriyor.

10- ZAYIFLAMAYI SAĞLAR Diyete başlamak kadar düzenli bir seks hayatı da kalori harcamaya yardımcı oluyor. Hatta eğer seks sonrası atıştırmalara dikkat eder ve abartıya kaçmazsanız, kilo bile vermeniz söz konusu olabiliyor. Ritmik hareketler ile vücudun belli bir efor sarf ediyor olması düzenli egzersiz yapmak kadar işe yarıyor. Sevişmekten aldığınız keyfi ikiye katlamak adına her defasında daha da zayıfladığınızı düşünmek bile keyfinizi yerine getirebilir. Üstelik çok da gerçek dışı bir düşünce de sayılmaz!

Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz. Şikayet adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde diyetextra.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacaktır.İletişim kasvax@gmail.com diyetisyen diyet
Her türlü görüş ve şikayetleriniz için bizi betamedya@hotmail.com mail adresinden bize ulaşın.