Bilinçsiz beslenme; 65 yaş üzerindeki kişilerde görülen diyabet, obezite, osteoporoz, felç, iskelet ve kas sistemi hastalıklarında en önemli risk faktörü. Sağlık Bakanlığı bir açıklama yaparak, 65 yaş üzerindekileri beslenme konusunda uyardı ve şu önerilerde bulundu: Öğün sayısını artırın, az ve sık yemek yiyin. Sabah kahvaltısını mutlaka yapın. İdeal vücut ağırlığınızı koruyun. Yağlı besinlerin tüketimini sınırlandırın. Kırmızı et yerine tavuk ve hindi etini tercih edin. Haftada en az 2-3 kez balık tüketin. Hayvansal kaynaklı yağ tüketimini azaltın ve bitkisel kaynaklı sıvı yağları tercih edin. Az yağlı veya yağsız süt ve yoğurt tüketimine özen gösterin. Kan şekerini hemen yükselten şeker, şekerli ve hamurlu besinler yerine muhallebi ve sütlaç gibi sütlü tatlılara yönelin. Özel gün ve toplantılarda pasta, tatlı ve şekerleme tüketiminden olabildiğince kaçının. Yaşınıza uygun olarak fiziksel aktivitelerinizi artırın.
Fiziksel olarak aktif olmayan çocukların obez olma ihtimalinin yüksek olduğu kanıtlandı. Bristol Üniversitesi’nden bilim adamları tarafından 5 bin 500 çocuk üzerinde vücuttaki yağ oranı ile fiziksel aktivite miktarı arasındaki ilişki araştırıldı. Hareket azlığının obeziteye sebep olabileceği tıp dünyasının kabul ettiği bir gerçek olarak biliniyordu. Ancak az hareket etmenin mi yoksa çok yemenin mi insanların kilo almasında daha çok rol oynadığı henüz net olarak bilinmiyordu. PLOS Medicine dergisinin son sayısında yer alan makaleye göre; bu araştırmada çocukların vücutlarındaki yağ oranının belirlenmesi için X-ışınları emisyon tarayıcısı gibi en gelişmiş teknolojik metotlar kullanıldı. Sonuçlara göre fiziksel aktivite oranı düştükçe vücuttaki yağ oranı yükseliyor. Ayrıca bu etki özellikle erkeklere nazaran kızlarda daha fazla. Araştırmacılar; çocukluk çağı obezitesinin önlenmesi için orta veya yüksek dereceli fiziksel aktivitenin önemini vurguluyor ve çocukların mutlaka bilgisayar başından uzaklaştırarak spora yönlendirilmesini öneriyor.
Selülit tedavilerini havalar ısınırken hatırlamamız gerçekten büyük bir talihsizlik. Yavaş yavaş, her geçen yıl vücudumuzdaki selülitler artar, sertleşir ve yapıları değişir. Zamanla vücudumuzun bir parçası olurlar. Bu durum çoğumuzun başına gelir. Bunları moralinizi bozmak için yazmıyorum. İşaret etmeye çalıştığım gerçek; selülitle mücadeleye erkenden başlamanız ve hiç peşini bırakmamanızdır.
Buluğ çağından başlayın
Belli bir yaştan sonra bazı fırsatlar kaçmış demeyeceğim ama kısıtlanmış olabilir. Oysa genç kızlar için her şeyin yeni başladığı dönemde etkili önlemler almak mümkündür. Selülit oluşumunda en önemli etkenler; östrojen salgılanması, vücutta su toplanması ve yağlanmadır. Östrojen başımızın tacı! Ama vücutta su ve yağ birikimini önlemek gerekir. Özellikle adet dönemlerinden önce vücut fazla şişiyor ve ödem oluyorsa doktora görünmek gerekir.
Bitkisel yağlar
Vücutta yağ ve su toplanmasını önlemek için kilo alıp vermekten kaçınmak, sağlıklı beslenmek, düzenli spor yapmak ve masajdan yararlanmak gerekiyor. 20′li yaşlardan itibaren vücudun su toplamasına karşı tedbir almak, kilomuzu dengede tutmak, egzersiz yapmak ve ödemleri atmamıza yardımcı olan tedavilerden yararlanmak gerekiyor. Kremler ve bitkisel yağlar bu aşamada bize destek olabilir. Masaj kan ve lenf dolaşımını düzelterek ödemin çözülmesine yardımcı olur. Lenf drenajına ağırlık

Son Yorumlar