Haz 02

Bahar aylarında kadınların daha rahat gebe kalabileceği inanışı meğer doğruymuş! Ancak Prof. Teksen Çamlıbel, anne olmak isteyenleri uyarıyor: Gebeliğinizi mevsim, yıl, burç ve yükselen yıldıza bakarak değil, sağlık durumunuza göre planlayın.

Jinemed Sağlık Merkezleri Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Teksen Çamlıbel, doğurganlığı artırıcı etkenlerle ilgili sorularımızı yanıtladı:

* Doğurganlığın arttığı özel aylar var mı, yazın mı kışın mı hamileliğe yatkınlık artar?
Genellikle bahar aylarında kadınların daha rahat gebe kalabildikleri söylenir ve bu tespit bazı çalışmalarda da istatistik olarak gösterildi. Ama biz kadınların herhangi bir ayı beklemeden, planlı olarak gebe kalmalarını öneriyoruz. Çünkü hayat sürprizlerle doludur ve bu sürprizler bazen acı olabilir. Bu yüzden gebelik; mevsim, yıl, doğum tarihi ve yükselen yıldız gibi özelliklere bakarak değil, sağlık şartlarına göre planlanmalı.

* Hangi kadınlar fazla doğurgan, hangilerinin üreme kabiliyeti daha azdır?
Normal bir kadın 28 günde bir adet olur ve bu adet 21 ila 35 gün arasında da olsa normal kabul edilir. Ancak çocuk sahibi olma açısından; adetler 28 günde ya da civarı bir süreçte olursa şans artar. Adetleri düzensiz olanlarda yumurtlama düzeni de bozuk olabileceği için doğurganlık şansı daha az diye düşünülebilir. Kadınlarda doğurganlığın en önemli faktörlerinden bir tanesi de yaştır. İdeal yaş 20-25 arası olarak kabul edilir. 30′lu ve özellikle n0′lı yaşlardan sonra çok ciddi şekilde gebelikle ilgili sorunlar başlayabilir. Ayrıca daha önce çocuk sahibi olan kadınların da tekrar gebe kalma şansları artar.

ANNELİĞİ ERTELEMEYİN
* Bir kadının doğurganlığı nasıl anlaşılır?
Bir kadının doğurganlığını anlamak için adetin üçüncü günü bakılan bazı hormon testleri vardır. Bunlar, kadının gebelik şansını ciddi şekilde bize belli eder. Kadının yaşı ve hormonlar dikkate alındığında, bize doğurganlığı ile ilgili bilgiler verilebilir. Kadının kilosunun ideale yakın olması, sigara içmemesi ve ailesinde kısırlık hikayesi bulunmaması gibi faktörler de şansını olumlu yönde etkiler.

* Menopoza girmeden de bir kadının doğurganlığının bitmesi mümkün mü?
Menopoz öncesi yani ‘premenopoz’ dediğimiz dönem bazı kadınlarda seneler önce başlayabilir; bu dönem 5 ve hatta 10 yıl olabilir. Adetler muntazam olmasına rağmen, yumurtlama olmaz veya kalitesiz yumurta nedeniyle gebe kalınamaz. Bu dönem, gerçek bir tuzaktır. Yaşı n1 olan ve muntazam adet olan bir kadın, her şeyin yolunda olduğunu zannedebilir. Fakat bakılacak olan hormon testlerinde, bazen çocuk sahibi olma şansının hemen hemen sıfıra indiği bile görebilir. Bu yüzden biz doktorlar, kesinlikle kadınlara çocuk sahibi olmayı ertelememelerini öneriyoruz. Ayrıca annenin menopoz yaşı, kız çocuklarına da geçebildiği için önemlidir. Annenin menopoza girme yaşı n0′ın altındaysa, kızlarının da menopoza girme yaşı hemen hemen aynı olur. Dolayısıyla bu yaştan yaklaşık 7-8 yıl önce çocuk sahibi olmayı planlamaları ve doğurmaları uygun olur.

* Menopoz yaşından çok önce genç kızlık döneminde de doğurganlığın bitmesi mümkün mü?
Erken menopoza giren hastaların önemli bir çoğunluğunda genellikle menopoz öncesi düzensiz adetler başlar. Bu nedenle bir genç kızın adet dönemindeki düzensizlik uzunca bir zaman sürüyorsa; mutlaka bir jinekoloğa giderek hormonal bir değerlendirmeden geçmesini öneriyorum. Kadının geçmişinde rahim ve rahim kanalları iltihabı varsa, bu da gebeliği olumsuz etkiler. Böyle durumlar, kanalları tıkayarak gebelik şansını azaltır.

* Kilo faktörü, kadının doğurganlığını etkiler mi?
Şişmanlık da gebelik şansını azaltan faktörler arasında. Kadınlar şişmanladıkça yani ideal kilolarından uzaklaştıkça, yağ dokusu hormon salgılar ve bu da yumurtlamayı bozar. Kilo arttıkça veya azaldıkça, yumurtlama yoldan sapabilir ve gebelik şansı azalır. Kadında hormonal bozukluklar da doğurganlığı azaltır. Bunların en başında tiroit gelir. Tiroidin az veya çok çalışması durumunda kadının doğurganlığı etkilenir. Şeker hastalığı da vücuttaki tüm faaliyetleri olduğu gibi doğurganlığı da etkileyebilir. Şeker hastalarında gebe kalmada güçlük çekilir, doğumlarda ise anomalilerin görülme riski artar.

Haz 02

Anti-aging yöntemlerine bir yenisi daha eklendi. Silikon ve akrilikten sonra kişinin kendi kanından da dolgu maddesi yapılmaya başlandı. Özel bir işlemden geçirilen kanınız yüzünüze enjekte ediliyor ve böylece kırışıklıklar kayboluyor.

Gençleşme tutkusu sınır tanımıyor. Artık kendi kanınızdan elde edilen dolgu maddesiyle yüzünüzdeki kırışıklıklardan kurtulabiliyorsunuz. ‘Plazma Jel’ denilen ‘kanla gençleşme’ uygulaması; özellikle İtalya ve Güney Amerika’da yoğun talep görüyor. Türkiye’de bu yöntemi ilk uygulayan kişi olan Estetik ve Plastik Cerrah Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu; Plazma Jel uygulamasının hem maliyet, hem etkinlik, hem de sağlık açısından mükemmel sonuçlar verdiğini belirtiyor:

* ‘Plazma Jel’ nedir?
Kişilerin kendi kanının özel işlemlerden geçirildikten sonra jel haline gelmiş şeklidir. Bu jel, kırışıklıkların giderilmesinde etkili oluyor.

ALERJİ RİSKİ YOK
* Kan, kırışıklıkları nasıl gideriyor?
Bugüne kadar kullanılan dolgu maddeleri, geçici ve kalıcı olanlar şeklinde ikiye ayrılıyordu. Geçici olan maddelerin bazı bünyelerde alerji yapma olasılıkları vardı. Kalıcı uygulamalar da beklentiler sürekli değiştiğinden fazla rağbet görmüyordu. Geçen yıl İtalya’ya gittiğimde; kanın özel yöntemlerle işlenip yüze enjekte edilmesiyle kırışıklıların giderilebildiğini gördüm ve uygulamaya karar verdim.

* Kan nereden alınıp, hangi işlemlerden geçiriliyor?
20 cc olarak koldan alınan kanın plazması ayrılıyor ve iki değişik ısıya tabi tutuluyor. Biri 10 dakika 70 derece sıcaklıkta, diğeri ise 20 dakika 95 derece sıcaklıkta belli maddelere karşı ayrıştırılıyor ve sonrasında kan jel kıvamını alıyor. Bu jel de yüzün belli bölgelerine uygulanarak, kırışıklıklar ortadan kaldırılıyor.

BOTOKSTAN AVANTAJLI
* Ne kadar süre sonra etkisi gözleniyor?
Uygulamanın hemen ardından etkisi fark ediliyor. Yüz daha canlı, dolgun ve genç görünüyor.

* Hazır dolgu maddelerine göre avantajları neler?
Plazma Jel’in diğer dolgu maddelerine üstünlüğü; kendi kanınızdan elde edildiği için alerji riskinin olmaması, daha doğal sonuç vermesidir. Ayrıca hazır dolgu maddelerine nazaran daha yumuşaktır. Aynı zamanda bu sistem yüz ve dudak dışında; alın, boyun ve el sırtına da uygulanıyor. Özellikle dudak ve yanaklarda çok naturel bir yumuşaklık sağlıyor.

* Uygulamanın ömrü nedir?
Etkisi botokstan daha uzundur. Botoksun etkisi üç ayken, kanın jel haline gelmesiyle kırışıklıklar en az altı ay yok edilebiliyor. Yöntem, 6 ay sonra tekrarlanabilir.

Haz 02

Son yıllarda kadınları saran zayıflık tutkusu birçok sağlık sorununa zemin hazırlarken, hamile kalmayı da engelliyor. Tek tip diyetler; hormonal dengeyi bozarak, yumurtlamayı durduruyor. Yumurtlamanın sağlıklı olabilmesi için en ideali 36-38 beden olmak!.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Banu Kazanç, doğurganlığı artırmada sağlıklı ve bilinçli beslenmenin etkileri hakkındaki sorularımızı yanıtladı:

*Beslenme tarzı doğurganlığa nasıl etki eder? Hamile kalma süreci bazılarımız için sancılı bir dönem olabiliyor. Özellikle son yıllarda çoğu kadın hamile kalmakta zorlanıyor ve mikro enjeksiyon sistemi ile hamile kalmaya çalışıyor. Bunun nedeni; hormonal dengesizliğin yanında yoğun ve stresli bir iş ya da aile hayatının içinde bulunmak. Aşırı stres maalesef ki hormon salınımını direkt etkiliyor. Bunun yanında; hızlı hayat koşullarına ayak uydurmaya çalışırken yeterli ve dengeli beslenememek de doğurganlığı etkileyen çok önemli bir faktör. Ayak üstü atıştırmalarla ya da fast food’larla geçiştirilen beslenme tarzı nedeniyle, vücut birçok besinden mahrum kalıyor. Yeterli vitamin, mineral ve kaliteli protein alamamak; hormonların düzenli ve yeterli çalışmasını engelliyor.

*Sıfır beden olmak kadının yumurta sayısını düşürür mü? Sıfır beden; vücutta ciddi anlamda vitaminmineral, protein ve karbonhidrat eksikliklerine neden olup, kişide aşırı gerginliğe yol açarak yumurtlamayı direkt durdurur. Oysa yumurtlamanın sağlıklı olabilmesi, sağlıklı bir bedende mümkündür. Bu beden de 36- 38 beden arasıdır. Nasıl ki fazla kilolu olmak adet düzensizliği yaratıyorsa, kişinin çok zayıf ve ideal kilosunun altında olması da adet düzensizliği yaratır. Bütün bu düzensizlikler de yumurtlamayı engelleyerek döllenmenin olmasının önüne geçer. Sıfır beden veya çok zayıf olmak, vücuttaki bütün hormonal sistemleri bozar. Vücudun demir depoları azalır. Buna bağlı konsantrasyonda azalma, yorgunluk, halsizlik, dikkatsizlik ve düzensiz adet olma ya da hiç olamama durumu olur. Tüm bu etkenlerin toplamında da yumurtlama gerçekleşmeyerek hamile kalınamaz. Ayrıca sıfır beden bir kadın her şeye karşı ilgisiz ve dikkatsiz olur.

*Sık sık diyet yapmak ya da tek besin içeren diyet programında yaşamak doğurganlığı etkiler mi? Benim takip ettiğim birçok hamile var. Hamilelik programı özel bir beslenme programıdır. Bu programı diyet olarak değerlendiremezsiniz. Sık sık diyet yapmak ya da tek besin içeren bir diyeti hamilelik öncesi ve hamilelikte uygulamak son derece yanlıştır. Hamile kalmadan önce de sıkı ve şok diyet yapmak ve kısa zamanda çok kilo vermek hamile kalmayı engeller. Hamile kalmayı planladığınız dönemde hızlı kilo vermeyecek şekilde diyet programınızı ayarlamalısınız. Tek besin içeren diyetler de hamile kalmayı engeller.

*Boy ve kilo arasında ne kadar fark olmalı? Herkesin ideal kilosu farklılık gösterir. ‘Boy ile kilo arasında 10 kilo fark olmalı’ diyemezsiniz. Böyle bir standart koymak yanlış olur. Boy ile kilo arasındaki farkın kiminde 10, kiminde ise 15 kilo olması gerekebilir. Peki bu nasıl belirlenir? Herkesin kemik yapısı da boy ile kilo farkı da değişir. Örneğin; kalın kemik yapılı insanların kemik ağırlığı fazla, yağ oranı az olur ve bu durumda da kilonun boydan ortalama 10-12 kilo az olması gerekir. Bu farkla insanlar 38- 36 beden arası olurlar. Fakat kemik yapısı ince olan kişilerin kemik ağırlığı az olduğundan bu fark 14-17 arası bir farka yükselir. Diğer bir faktör ise vücuttaki yağ oranıdır. İdeal kiloyu belirlemek için vücut, su, yağ ve kas oranına bakılması şart.

*Hamileliğe hazırlanan bir kadın kilo konusunda nelere dikkat etmeli? Hamileliğe hazırlanma sürecindeki kadının kilosunu koruyacak şekilde bir beslenme planı düzenlemeli. Bu dönemde kilo ve beslenmeye dikkat edilmezse, hamileliğe gereksiz yere fazla kiloyla başlanır. Hamilelik öncesinde ve hamile kaldıktan sonraki ilk üç ayda kilo korunmalı. Hatta ilk üç ayda kilo alınmamalı. 3 aydan sonra da ayda 1- 1.5 kilo alacak şekilde bir beslenme planı düzenlenmeli.

*Doğurganlığı artıran besinler neler? Doğurganlığın artması ve döllenmenin sağlıklı gerçekleşmesi için anne adayının özellikle dikkat etmesi gereken nokta; psikolojik dengesini iyi koruması ve vücudu rahatlatan B kompleks vitaminleri içeren bir beslenme uygulamasıdır. B kompleks vitaminin dışında diğer vitamin ihtiyacını da iyi karşılamalı. Bunlar; ceviz, fındık (1 çay bardağı), 5 adet muz, greyfurt, portakal, mandalina, çok tahıllı ekmek, yoğurt, süt, kivi, soya, bulgur, kereviz, brokoli, bezelye ve soya eti gibi besinlerden alınabilir.

CİNSİYETİ BELİRLENEMEZ
*Hamileliğe hazırlanırken hangi besinlerden kaçınılmalı? Hamilelik sürecinde kadında bazı fizyolojik değişiklirler olur. Vücutta aşırı şişkinlik ve su toplanması, kan şekerinde ani değişiklikler ortaya çıkabilir. Anne adayı bu olumsuzluklardan korunmak için beslenmesine çok dikkat etmeli. Hamileliğe hazırlanırken en çok kaçınılması gereken yiyecekler; salamura tuzlu yiyecekler, sakatatlar, konserve yiyecekler, aşırı yağlı besinler ve kızartmalardır. Özellikle tuzlu yiyecekler ödem oluşmasına zemin hazırlar. Ayrıca hamile adayında daha önceden gelen kansızlık söz konusu ise beslenmesi de iyi düzenlenmelidir. Kan şekerinde ani iniş ve çıkış olmaması için basit şekerli yiyeceklerden mümkün olduğunca uzak durulmalı. Bu yiyecekler arasında çay şekeri, şekerlemeler, hamur tatlıları (sütlü tatlıları haftada 1-2 defa yiyebilirsiniz), kola ve hazır meyve sularını sayabiliriz.

*Bebeğin cinsiyetine etki eden besinler hep konuşulur. Bu konuda ne öneriyorsunuz? Son yıllarda hayli gündemde olan tartışma konusu bu. Fakat Dünya Sağlık Örgütü’nün ve Amerika’nın yaptığı birçok araştırma; besinlerle bebeğin cinsiyeti arasında bir ilişki olmadığını gösteriyor. Bebek cinsiyeti, tamamen genetikle alakalı olup, beslenme ile bir ilgisi yoktur.

Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz. Şikayet adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde diyetextra.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacaktır.İletişim kasvax@gmail.com diyetisyen diyet
Her türlü görüş ve şikayetleriniz için bizi betamedya@hotmail.com mail adresinden bize ulaşın.