Haz 04

Kaçamak ilişki sonucu cinsel hastalığa yakalanan erkekler, eşlerine hastalığı açıklamak yerine çoğu zaman hastalığın ilerlemesine göz yumuyor. Üstelik bahaneleri hep aynı oluyor; ‘hamamda kaptım!’ Oysa çiftlerin bir arada tedavisini gerektiren cinsel hastalıkların bile check-up’ı yalnızca 40 YTL’ye yaptırılabiliyor. Ama ne yazık ki yararlanan yok….

İstanbul Deri ve Tenasül Hastalıkları Hastanesi’nin yani halk arasında bilinen ismiyle ‘Can Can’ın başhekimi Dr. Nezihe Baltalı, cinsel sağlıkla ilgili soruları yanıtladı:

* Cinsel hastalıkları teşhis etmek birtakım pahalı testler mi gerektiriyor?
Hayır buraya gelen hastalar n0 YTL’ye bile test yaptırıp doktor muayenesi olabiliyorlar. Yani n0 YTL’ye cinsel check-up mümkün. Ve bu hem onların hem de toplumun sağlığını korumak anlamına geliyor. Bu hastanede 3 YTL’ye eliza testi, 4 YTL’ye ise frengi testi yapılabiliyor. Zaten sosyal güvencesi bulunanların, hiçbir ücret ödemesine gerek kalmıyor.

* Sizce fuhuş yapan insanlara sağlık hizmeti götürmek, bu işi meşrulaştırmak anlamına gelir mi?
Hayır, toplum sağlığını korumak demektir. Çünkü bu işi yapan insanlar, bu işi yapmayan insanlarla birlikte olarak para kazanıyorlar. Ben, bizim hastanemize periyodik olarak muayenelere gelen fuhuş yapan kişilere, çocuklara verilen aşı kartı gibi kart vermeyi önerdim. Ancak birçok kişi tarafından karşı çıkıldı. ‘Bu yaptıkları işi devam ettirmeleri için bir teşvik olur’ denildi. Oysa bilakis amacımız bulundukları şartların tehlikesini, caydırıcılık açısından ne gerekiyorsa onlara anlatmak. Ama başarabildiğimiz pek olmadı. “Bu işi bırak, sana iş bulalım” dediğimiz biri bugüne kadar bu işten vazgeçmedi.

* Sizce, hayat şartları nedeniyle mi bu işi yapıyorlar, yoksa kolaylarına mı geliyor?
Benim yıllar içindeki gözlemlerime göre; başlangıç itibariyle şartlar onları zorlamış. Hepsinin hayatı benzer filmin senaryoları gibi. Yanlış evlilik, taciz, evden kaçma; aklınıza ne geliyorsa bir sürü şey yaşamışlar. Ancak bir kere bu işe başladıktan sonra, ‘yanlış yaptım ama buradan döneyim, doğruya yöneleyim’ diye bir zihniyet kolay kolay oluşmuyor. İşte o zaman kolay ve daha çok para kazanma eğiliminin başladığını düşünüyorum. Bugün bir asgari ücretli çalışıp ne kadar para alıyor, bu insanlar bir gecede ne kadar para kazanıyorlar; ona bakmak gerek.

* Hiç geneleve gittiniz mi, bir kadın ve bir doktor gözüyle genelev nasıl?
Fuhuşla Müdadele Komisyonu üyesi olarak Karaköy’e gittim. Görevim gereği, belirli aralıklarla, kontrol amacıyla komisyon olarak buralara en az üç ayda bir gidiliyor. Önceden çok kötü şartlar vardı ama biz bunları denetleyerek, uyararak, mümkün olan en iyi hale getirebildik. Ancak gördüğümüz manzara hoş değil tabii ki…

* Sizce fuhuşun Türkiye’de büyük günah ve ayıp sayılması, bu işin boyutlarının daralmasını sağlıyor mu?
Yasaklar her zaman daha çekici. Toplumsal faktörler, aile, sosyal çevre ve eş gibi birtakım faktörlerin etkisiyle bu işe başlamış kişiler, yine toplumun bireyleri tarafından sömürülüyor ya da kullanılıyor. Çoğu fiziksel şiddete maruz kalıyorlar. Bu insanlarla para vererek birlikte olan kişiler de, onları eleştirip küçümseyenler de yine bu toplumun bireyleri. Biz, herhangi bir hastalık tespit edilirse neler yapabilirler bunu çözmeliyiz. Bunların en önemlisi AIDS; diğer hastalıkların tedavisi var ama bu vaka çıktığı zaman nereye yönlendirebiliriz? Kullanacağı ilaçlar oldukça masraflı, onu toplumdan dışlamadan ne şekilde yaşayabileceği konusunda bilgilendirebiliriz; bunlar bizim görevimiz olmalı.

* Sizce fuhuş yapan Türkler mi, yabancı uyruklular mı sağlıkları konusunda daha hassas?
Hiç fark etmiyor, ancak Ruslar oldukça eğitimliler. Çoğu üniversite mezunu. Hastaneye kontrol için geldiklerinde muayene oluyorlar, ilaçlarını kullanıyorlar, hiç problem çıkartmıyorlar. Cahil ve agresif kişilere ne söylemek isterseniz anlatamıyorsunuz. Hele bir de alkollüyse onu burada zaptetmek çok zor oluyor, o yönden çok sıkıntı yaşıyoruz.

* Hastalık çıkarsa ne yapıyorsunuz?
Polis tarafından hastaneye getirilen kişilerin öncelikle kanları alınıp laboratuvara gönderilir. Ardından deri ve zührevi hastalıklar uzmanı tarafından muayeneleri yapılır, bu sırada tahlil sonuçları çıkar ve hastalıklı olup olmadıkları belirlenir. Bazı hastalıkların sonuçları daha geç çıktığı için onlara bu sonuçları öğrenmeleri açısından gün verilir. Bel soğukluğu, frengi ve diğer bakteriyel enfeksiyonlar ya da mantar enfeksiyonu çıkarsa bunları tedavi ederek gönderebiliyoruz. Çünkü bunların tedavileri kısa sürelidir. Ama bir HIV pozitif bulunduysa bu kişinin tedavisi yıllarca sürecektir. Onu tedavi etmek amacıyla hastaneye yatırmak mümkün değil. Zaten hiçbir hastamızı bir günden fazla tutmuyoruz, onlar için de bizim için de sıkıntı yaratıyor. İlacını vererek gönderiyoruz.

* Cinsel hastalıklar, ihbarı zorunlu hastalıklar. Buraya gelenlerin kimliklerini saklamaları mümkün mü?
Buraya polis tarafından getirilen kişilerin hastalık sonuçlarını polise bildirmek zorunda kalıyoruz. Ancak hastalıklarını yalnızca o kişilere açıklıyoruz. Bizim için hasta bilgileri gizlidir. Mahkeme kararı olmadan hiçbir şekilde bunları açıklamayız. Deşifre etmeyiz. Kodlu olarak tutarız ve yalnızca hastanın kendisine açıklarız. Burada en büyük sorun, yabancı uyruklularda oluyor. Onlara durumu açıklamaya çalışıyoruz ancak anlamazlarsa onun dilini bilen arkadaşından yardım istiyoruz; böylece duyuluyor. Ancak inanın hastalık bu sektördeki kişiler için caydırıcı olamıyor.

Haz 04

Hayatını geçireceği kişiye üniversite diploması soran biriyle evlenmek mutluluk getirir mi? Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a göre yanıtı ‘kesinlikle hayır!’: Büyüklük duygusu taşıyan bu kişilerle yaşamak zordur. Diploma bir ambalajdır. Ambalaja bakıp da, öze önem vermeyen insanlarla yapılan evlilikler yürümez.

Hayatınızın dönüm noktasında, evlilik kararı verecek aşamaya geldiğinizde karşınızdakinin doğru insan olduğundan nasıl emin olabilirsiniz? Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, evliliğe hazırlık döneminde doğru karar vermek isteyenlerin aklını kurcalayan soruları yanıtladı:

* Evlilik tam olarak nedir? Evlilik, sosyal ve psikolojik sınırları olan bir kurumdur. Bu sınırlar iyi öğrenildiği zaman, evlilik de iyi yürür. Evlilik sağlıklı uzun birliktelikler için önemli bir yoldur.

* Kadın-erkek ilişkilerinin hedefi evlilik mi olmalı? Kadın-erkek ilişkilerinde üç dönem yaşanır. Birincisi arkadaşlık, ikincisi sevgililik, üçüncüsü cinsel beraberlik aşamasıdır. Arkadaşlık ilişkilerinde evlilik amacı yoktur, ama iş duygusal boyuta geçiyorsa, artık evlilik niyetinin düşünülmesi gerekir.

* Çiftler birbirlerinden çok farklı olsalar da evlenip mutlu olabilirler mi? Eşlerin ana konularda denk olması, evlilik için ideal olandır. Farklı kültürlerden kişilerin evliliklerinde göz önünde bulundurulması gereken nokta ise; tarafların değişime açık olup olmadığıdır. Bir taraf ‘ben böyleyim değişmem’ diyorsa, karşı taraf zor durumda kalır. Evlilikte ‘altın orta nokta’ dediğimiz bir kural vardır. Her iki taraf da alışkanlıklarından taviz vererek orta noktada buluşursa, kültürel farklılıklar evliliği pek fazla etkilemez. Farklı kültürlere sahip kişiler, değişime açıksa, ortaya mükemmel evlilikler çıkabilir.

* Eğitim farkı, evliliğin yürümesine engel olur mu? Eşler, eğitim seviyelerini, aralarında bir savaş nedeni haline getirmemeye gayret etmeli. Çiftler, evlenmeden önce, eğitimdeki seviye farkını açık açık konuşmalı. Özellikle eğitim düzeyi yüksek olan taraf, tartışma anında ya da bir gerginlikte, aradaki farkı psikolojik olarak hissettirmemeli, bunu ima bile etmemelidir.

* Eş seçerken diplomasına bakmalı mı? Günümüzde, kendi perspektifinde eşinin eğitim seviyesine dair büyük beklentiler taşımayan kişiler bile, ‘başkaları ne der’ düşüncesiyle, evlilikle ilgili bütün ana konuları bir kenara bırakarak, ‘diploma evliliği’ yapmayı tercih ediyorlar. Otuz yaşlarında, eğitimli bir çevrede yetişen, fakat lise mezunu bir tanıdığım vardı. Evlilik tekliflerinde, kendisine hep üniversite diploması sorulmuştu. Bu yüzden de uzun süre evlenememişti. Aslına bakarsanız, evlenmek istediği kişiye üniversite diploması sorup da, öğrenince evlenmekten vazgeçen kişiyle hiç evlenmemek daha iyidir. Çünkü büyüklük duygusu taşıyan bu kişilerle yaşamak zordur. Diploma bir ambalajdır. Ambalaja bakıp da, öze önem vermeyen insanlarla yapılan evlilikler yürümez. Üstelik üniversite, eğitim değil, öğretim verir; yani insanın kişiliğini, ahlakını, alışkanlıklarını, davranışlarını daha iyi hale getirmez, sadece bilgi verir ve sistematik düşünmeyi öğretir. Kişi bunları kendi kendine de yapabilir. İlkokul mezunu olup da çevresine yararlı olan çok insan var. Buna karşılık, üniversite bitirmiş ama hayata tutunamamış ve kendisini geliştirememiş örneklere de çokça rastlarız.

* İyi eş olmak için kariyer yeterli mi? Günümüzde özellikle gençler toz pembe hayallerle, gerçekçi olmayan beklentilerle evliliğe adım atıyor. Evlilik kararında; karşılarındaki insanın karakterinden, evlilikten ne beklediğinden, yaşam felsefesinden daha çok, cüzdanına, kariyerine ya da fiziki görünümüne bakıyorlar. Halbuki insanın zengin olması, güzel olması ya da yüksek mevkilerde bulunması, o insanı iyi biri yapmayacağı gibi, iyi bir eş de yapmaz. Gerçekçi olmayan değerlerle temeli atılan evlilikler, gelişememeye mahkumdur. Gerçekçi beklentiler üzerine kurulan evliliklerde ise temel sağlam olduğu için, sorunlar yaşansa bile yeniden toparlanılır.

* Evliliklerde ideal yaş farkı ne kadar olmalı? Evliliklerde genellikle erkeğin kadından yaşça büyük olması tercih edilir. Bu; erkeğin psikolojik olarak daha olgun olmasının, evliliğin yürümesini kolaylaştıracağı inancından kaynaklanıyor. Evlilikte ideal olan;, yaş farkının az ya da erkeğin en fazla dört-beş yaş büyük olmasıdır.

Haz 04

İş için sürekli masa başında oturmak, bel kaslarının tembelleşmesine ve bel fıtığına neden olabiliyor. Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Akif Güleç, sürekli oturarak çalışan kişilerin, uygun olmayan oturma şekli ve sandalyeler nedeniyle ciddi sağlık sorunları yaşayabildiğini belirtti. Güleç, şunları kaydetti: “Tembelleşen bel kasları, ani bir hareketle fıtığa dönüşebilir. Dik oturmak, bel sağlığı için her zaman faydalı. Bu nedenle sürekli oturmak zorunda kalan kişiler, bel sağlıkları için kambur değil, dik oturmaya özen göstermeli. Sürekli oturarak çalışanlar, bel kaslarını güçlendirici hareketler yapmalı, oturup kalkarken yaptığı hareketlere dikkat etmeli.”

Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz. Şikayet adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde diyetextra.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacaktır.İletişim kasvax@gmail.com diyetisyen diyet
Her türlü görüş ve şikayetleriniz için bizi betamedya@hotmail.com mail adresinden bize ulaşın.