Haz 09

İki yıl öncesine kadar Yüsra; Filistin’de 17 yaşındaydı ve giyinmeyi, fotoğrafçılığı seven bir genç kızdı. Daha çocuk yaşında amcası ve canı gibi sevdiği erkek kardeşi, gözlerinin önünde İsrail’in bir saldırısında ağır yaralanmış. Yaşadığı Nablus kenti, Filistin’in en şiddetli, kanlı bölgelerinden. Pek çok suikast bombacısı buradan çıkıyormuş. Hani Akad; 24 yaşında İsrail’e karşı suikast saldırılarını planlayan bir militan veya kurtuluş mücadelecisi… Daha çocuk yaşında İsrail askerlerini taşlarmış. Arabaların akülerini çalıp, elektrik telleri ile birleştirip, sokağın ortasına koyarmış ve evin çatısına çıkıp, İsrailliler’in tepkisini seyredermis. ‘Patlayıcı var’ diye onları korkutmaktan zevk alırmış. (Bu hikayeyi okurken televizyonlarda sürekli gördüğümüz görüntüler gözümün önüne geliyor. İntihar saldırılarının sonrasında daha kanların kurumadığı, insan parçalarının toplanmadığı yerlerde o küçücük çocukların, oyun parkındaymış gibi kameramanların peşlerinden koşturmaları… Bu çocuklar vahşi hayvan gibi yetişiyorlar, şefkat duyguları daha bu yaştan nasırlaşmaya başlıyor.) Hani, İsral’in Nablus’a yaptığı operasyonlardan sonra, gönüllü ilkyardım ekibinde yer alıyor. Gördüğü vahşet dolu manzaralar, Hani’nin öfkesini daha da artırıyor ve o da silahı eline alıp, kısa sürede mücadelecilerin başını çekmeye başlıyor. İsrail’in ‘en çok aranılanlar’ listesine giriyor. Yani birinin gözünde özgürlük savasçısı olan, diğerinin gözünde terörist olabiliyor. Yüsra, Hani’ye aşık oluyor ve onunla tanışma fırsatı yakaladığında ‘Ben suikast bombacısı olmak istiyorum’ diyor. Hani, ‘Yurtseverliğin için mi bunu istiyorsun’ diye sorduğunda da cevabı, ‘Hayır, sadece bu hayattan sıkıldım’ oluyor. Belki de Nablus’un zavallı sokaklarında intihar bombacısı olmak için kendini önermek, genç kızın flört etme yöntemiydi. Öyleydiyse işe yarıyor ve aralarında bir yakınlık başlıyor. Evlenmeye karar veriyorlar. Ancak birkaç hafta sonra Hani, İsrail’in bir operasyonu sırasında öldürülüyor, Yüsra ise suikaste teşebbüs suçundan hapse konuluyor. Onlar; hayal kırıklıkları, umutsuzlukları yüzünden, yaptıkları seçimlerle, ödedikleri bedelin büyüklüğünü fark edemeyenlerden sadece ikisi… Dünya; içlerindeki nefretin büyüklüğü nedenini aşmış, bu yıpratıcı hisleri kimlikleri olmuş insanlarla dolu. Pek çoğunun başkalarından nefreti, kendi çocuklarına, kendi geleceklerine olan sevdiklerinden daha büyük. Bombadan daha çok, suikast bombacısı olmak isteyen var ortada. Sadece 20. yüzyılda insanoğlunun yüz milyon insanı öldürmüş olabileceğini aklınız alıyor mu? Birbirimizi kınayarak, nefret ederek, öldürerek, yok ederek, kalbimizi sımsıkı kapatarak; enerjimizi, bütünlüğümüzü, içimizdeki Tanrı’yı yok ediyoruz. Bu toplu bilinçsizlik; içimizdeki olumsuz hisleri, insanları her boyutta şiddete yönlendiriyor.

Dünyanın şiddetinden bahsedecek çok şey buluyoruz da kendi kendimize yaptıklarımızı pek görmüyoruz!.. Trafikten, lahananın tadından, uzun yoldan, patronundan nefret edenler… Fark edin ki aslında nefretiniz sadece sizin tercihiniz! Kendinizi nefret etmeye şartladığınızda, hoşnutluğa kapalı bir görüş alanı ile tüm kapıları kapatıyorsunuz. Nefret etmek, nefreti ve öfkeyi daha çok çekiyor, toplu negatif bir enerji haline dönüşüyor. Nefret hissini davranışımıza taşıyoruz. Bu negatiflik içinize bir yerleşti mi kimliğiniz oluyor. Alışkanlığınız olan otomatik negatif reaksiyonlarınızı göstereceğinize; kendinizi izlemeyi ve negatif hislerinize karşı davranışlarınızı bilinçli olarak seçmeyi deneyin. Bu şekilde; dünyada olup biten vahşeti sadece okuyarak, seyrederek kınayacağınıza, toplumun kolektif nefretini kıracak ilk adımı atmayı tercih edebilirsiniz. Önce kendi negatifliğinizi değiştirmekten başlayarak…

Haz 09

Kulak arkasından alınan ufak bir deri parçası, laboratuvarda çoğaltılarak yılların izleri kırışıklıklar yok ediliyor. Dünyadaki son trend ‘isologen tekniği’ ile güneş görmeyen bir bölgeden alınan deri örneği kişiyi 5 yaş gençleştiriyor.

Kırışıklıklardan kendi hücrelerinizi kullanarak kurtulmanız artık mümkün! Hollywood yıldızlarının doktoru Dr. Ronald Ney, kırışıklık tedavisinde dünyadaki en son trend olan ‘isolagen uygulaması’yla ilgili sorularımızı yanıtladı:

* Kırışıklıklar neden oluşur?
İlerleyen yaşa bağlı olarak cilt altındaki kolajen (lifsi bir protein) yapımı azalır ve cilt elastikiyetini kaybeder. Buna bağlı olarak yerçekimi etkisine karşı koyamayan cilt kırışır.

* Isolagen yerçekimini nasıl yeniyor?
Uzmanlar, gençlerin de yaşlılar gibi aynı yerçekimi etkisine maruz kalmalarına rağmen neden kırışmadıklarını araştırdı. Sonuç olarak da kişilerin kendi hücreleri kullanılarak cildi sürekli genç ve canlı tutmaya yönelik bir yöntem geliştirildi. Yüz, dekolte ve hatta bacaklara uygulanabilen ‘isolagen yöntemi’yle cilt beş yıl gençleştirelebiliyor. Örneğin 50 yaşında yaptıracağınız bu işlemle cildiniz ve siz 45 yaşında görünmeye başlarsınız ve bu etki devam eder; yani 60 yaşındayken 55 yaşında görünebilirsiniz.

* Kalıcı dolgu maddeleri ile farkı nedir?
Burada en önemli nokta; kalıcı dolgu maddeleri ile 5 yıl gençleşen bir kişi süre dolduğunda yeniden olduğu yaşa ait cilt özelliklerine döner. ‘Isolagen tekniği’ uygulanarak yapılan işlem sonrasında ise kişiler daima yaşıtlarına göre daha genç ve daha canlı bir cilde sahip olur. En önemli fark ise örneğin kişiden 40 yaşında aldığımız hücrelerin bir kısmını saklayıp 60 yaşında tekrar tedavi için kullanabiliriz; böylece kendine ait genç hücrelerle ileri yaşta tedavi şansı olur. Yani, kişinin olduğu yaştan beş yaş genç görünme etkisi devamlıdır. Kırkındayken otuz beş, ellisindeyken kırk beş göstermeye devam eder…

* Neden kulak arkası?
Burada asıl hedef; kişilerin güneş ışınlarının zararlı etkilerinden korunabilmiş herhangi bir bölgesinden deri örneği almaktır. Kulak arkası da bu iş için uygundur.

* Alınan parçada neler yapılır?
Kulak arkasından alınan bu parça hemen laboratuvara gönderilir ve derideki doku analiz edilir. Üç ay süreyle bu hücreler özel koşullarda, 30 milyon adede varıncaya kadar çoğaltılır ve sonrasında kişinin sorunu olan bölgelere küçük enjeksiyonlarla verilir.

* Cilt nasıl tepkide bulunuyor?
Parmağınızda bir yara ya da kesik olduğunda etraftaki hücreler, bölgeyi onarmaya yönelik bir taarruz gerçekleştirir. Kendi canlı ve sağlıklı deri hücreleriniz de ihtiyaç duyulan bölgelere uygulandıktan sonra aynı şekilde hareket ediyor. Böylece ciltte yenilenme, canlılık ve elastikiyet artışı oluyor. Ayrıca uygulama sonrasında kalıcı dolgu maddelerinin aksine bunu belli aralıklarla yenileme zorunluluğu yoktur.

* Yani sadece tek sefer mi yapılıyor?
Hayır. Sadece ilk uygulamadan 2 ay sonra tek sefere mahsus tekrar uygulaması yapılır. Özellikle yüzdeki kırışıklıkları gideren ‘isolagen’in bugüne kadar tespit edilmiş bir yan etkisi de yoktur.

* Hangi yaşlarda uygulanmalı?
Özellikle 30′lu yaşların sonunda önermeye başladığımız ‘isolagen tekniği’, 60 yaşındaki vakalarda da olumlu yanıtlar veriyor. Ciltteki gençleşme belirtileri en fazla 4-6 ay içerisinde gerçek etkisini göstermeye başlar.

Haz 09

Yaşlanmak, maalesef kaçınılmaz. Ancak yaşlanma hızını kontrol edebilmek, bu süreci sağlıklı bir biçimde geçirebilmek ve estetik görünüme olan etkilerini en aza indirebilmek; bugünün tıbbi yöntemleriyle mümkün. Son yıllarda modern tıptaki gelişmeler sayesinde insanlar uzun yıllar yaşama imkanına kavuşurken, hiç kimse ömrünün kalan kısmını cildinde lekeler ve kırışıklıklarla geçirmek istemiyor. Yaş, güneş ışığı ve ultraviyole, yerçekimi, yanlış beslenme, genetik yapımız, stres ve çevresel faktörler, deriye esnekliğini veren lif yapılarındaki kayıplarla da birleşerek; cildimizin görünümünü ve dolgunluğunu bozuyor. Cildin üst tabakası, ölü hücrelerin birikimiyle kalınlaşıp mat bir görünüme bürünüyor. ‘Derma’ adı verilen kıl kökü, yağ bezi, elastik lif ve kılcal damarlardan zengin orta tabaka inceliyor, bu tabakadaki kayıplarla kırışıklıklar ortaya çıkıp kılcal damarlar belirginleşiyor. Kahverengi lekeler, adeta ilerleyen yaşın sembolü oluyor. Zamana yenik düşen ciltte, deri altı yağ dokusunda eksilmeler, kas gevşemeleri, yanaklarda ve boyunda sarkmalar, özellikle çene kemiği hattının kaybolup yüz ovalinin bozulduğu gözleniyor.

CİLDE HAYAT VERİN
Yeni oluşabileceklerin önlenmesi, en az oluşmuş hasarların giderilmesi kadar önem taşıyor. Tıpta koruyucu hekimliğin önemi, insan sağlığını yakından ilgilendiren estetik ve güzelliğe dair uygulamalarda bir kez daha ortaya çıkıyor. Aslında doğar doğmaz yaşlanmaya başlayan organizmamız için korunma her yaş için şart olsa da; 20′li yaşların sonu, 30′lu yaşların ilk yarısı, tazeliği korumaya yönelik ilk uygulamalar için en doğru zaman olarak gösteriliyor. Batılıların ‘skin revitalization’ olarak adlandırdıkları uygulamayı, cilde yeniden hayat vermek olarak geniş anlamıyla açabilir ya da kısaca ‘cilt canlandırma’ olarak tercüme edebiliriz. Yapılan aslında; cildin hava ve su gibi ihtiyaç duyduğu, zamanla eksilenlerin veya cildin onarım kapasitesini artırabilme özelliğine sahip olan maddelerin yerine konulması işlemi. Genellikle yöntemler; etken maddenin, çok ince iğnelerle yapılan mikro enjeksiyonlarla veya iğnesiz olarak düşük voltajlı elektrik akımları ya da ultrason yardımıyla hedef dokuya ulaştırılması esasına dayanıyor. Bunlar hiçbir şekilde kozmetik amaçlı üretilmiş maddeler değil; hepsi yumuşak doku hasarlarında kullanılan, tıbbın öteki alanlarında da yararlanılan maddeler. Halk arasında ‘vitamin enjeksiyonları’ olarak bilinseler de aslında çok küçük bir grup vitamin bu yolla deriye uygulandığında etkinlik sağlayabiliyor. Vitaminlerin önemli kısmının sistemik yolla alındıklarında yararlanımın daha yüksek olduğu biliniyor. Cilt canlandırma amacıyla en sık başvurulan maddeler; hyalüronik asit, glukozamin sülfat, balık yumurtasından elde edilen DNA ekstreleri ve son dönemde oldukça sık kullanılan aminoasit karışımları olarak sıralanabilir. Hyalüronik asit ve glukozamin sülfattan, eklem içi ve kıkırdak dejenerasyonunda yenileyici ve onarıcı olarak yararlanılıyor. Balık yumurtasından elde edilen DNA ekstreleri, özellikle uzun süre yatan hastaların yatakla temas eden bölgelerinde açılan yaralarda ve yanıklarda kullanılıyor. Derinin de yumuşak doku olduğu düşünüldüğünde, bu maddelerin, aynı onarım ve yenileme etkilerini cilt yüzeyinde de göstermeleri bekleniyor. Üstelik hacminin bin misli su tutma yeteneğine sahip olan hyalüronik asit, mükemmel bir derin nemlendirici görevini görüyor. Proteinlerin yapı taşı olan aminoasitler ise cildin onarım ustaları olan fibroblastları harekete geçiriyor.

YILLARA KAFA TUTUN
Mezoterapi yoluyla verilen bu vitamin, aminoasit ve besleyicilerle genel olarak cilt gençliğinin arttırılması amaçlanıyor. Aynı zamanda cilde sıkılaşma ve parlaklık kazandırılıyor. Elastik liflerimizin deride, şekerli proteinli bir havuz suyunda yüzdüğünü düşünürsek, bu sıvının zenginleştirilmesi liflerin ömrünü uzatabilmek açısından önem taşıyor. Bu uygulamalar; yüz, boyun, el sırtı, dekolte, kol altı, karın ve bacak içlerine kadar her bölgede etkili oluyor ve yaşa, cildin durumuna göre, haftada bir ya da iki kez, 4 ila 6 seans olarak düzenleniyor. Uygulamadan önce hiç acı duyulmaması için lokal anestezik bir krem kullanılması mümkün. Ancak genellikle herhangi bir anestezi gerektirmiyor. Yaşlanmayı ve ilk kırışıklıkları beklemeden tedaviye başlanması durumunda; cildi uzun süre genç tutarak yaşlanmanın gecikmesini sağlamak mümkün. Bu yöntemler aynı zamanda yeni oluşan ve renkleri henüz mor-pembe olan cilt çatlaklarının tedavisinde de kullanılıyor..

Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz. Şikayet adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde diyetextra.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacaktır.İletişim kasvax@gmail.com diyetisyen diyet
Her türlü görüş ve şikayetleriniz için bizi betamedya@hotmail.com mail adresinden bize ulaşın.