Haz 11

Organ naklinde tıp dünyası her gün kendi sınırlarını zorluyor. Prof. Dr. Alper Demirbaş’ın da aralarında bulunduğu ekip, Amerika’da bir kız çocuğunun beş iç organını birden yenisiyle değiştirmeyi başarmış. Şimdi hedef; Türkiye’de aynı yöntemi uygulayabilmek

Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Alper Demirbaş, organ nakli konusunda neler yapılabileceğini anlattı:

* Organ naklinin sınırı nedir, bir insana kaç organ nakledilebilir?
1995 yılında ben Miami Üniversitesi’nde transplant cerrahı olarak çalışırken 14 aylık bir kız çocuğunun tüm karın içi organlarını nakletmiştik. Yani karaciğer, pankreas, böbrekler, mide, incebağırsak ve kalınbağırsak. Bu Guiness Rekorlar Kitabı’na da girmişti. Ameliyatı 36 saat sürmüştü. Tüm organları değişmişti. Ve bu kız çocuğu halen yaşıyor. Bu ameliyatlar Amerika’da devam ediyor. Bizim burada yapamayışımızın nedeni; ne yazık ki hastaların bu ameliyata gereksinim duyabilecek kadar yaşatılamıyor olması. Yoksa teknik ve altyapı olarak yapabileceğimiz ameliyatlar.

* Türkiye’de bir kişiye en fazla kaç organ nakledilebilir?
Türkiye’de hastaların en fazla ikili organ nakilleri yapılıyor. Böbrek pankreas, karaciğer böbrek nakilleri yapılabiliyor. Biz bunları uygulayabiliyoruz.

* Yaş sınırı var mı?
Organ naklinde yaş sınırı yoktur. Uygun organ bulunduğunda; bebeklik döneminden, bugün uyguladığımız gibi 73 yaşındaki hastaya kadar organ nakli yapılabiliyor. Karaciğerin sağ yarısını çıkarttıktan sonra karaciğer olması gereken hacme kadar büyür ve durur. Böbrek naklinde organın büyümesi değil, böbreğin çalışan ünitelerinin daha fazla aktivite göstermesiyle aynı sonuç elde edilir. Bizim burada yaptığımız ilk karaciğer nakli 3.5 yaşındaydı. 1998 yılı başında yaptık. Şimdi ilkokula gidiyor, büyümesi normal, 1.70 boyunda ve karaciğeri de büyüyen vücudun ihtiyacını karşılayacak kadar büyüyor.

* Kadavra ya da canlı vericide durum değişiyor mu?
Böbrek naklinde canlı vericili nakiller, kadavra vericili nakillere göre belirgin olarak daha başarılıdırlar. Bunun nedeni; vericiden böbreği çıkarttıktan hemen sonra alıcıya böbreği nakledebilmenizdir. Vericinin sağlıklı olmasıdır. Kadavra nakillerinde ise organı, kadavra beyin ölümü geliştikten sonra ya da gelişene kadar bir çok travmaya maruz kalmış bir vücuttan alıyorsunuz. Nakledene kadar da belli bir süre buzda bekletiyorsunuz. Bu nedenle canlı vericili nakiller daha başarılıdır. Türkiye’de oranlar kabaca, yüzde 70 canlı verici yüzde 30 kadavra şeklinde. Amerika’da son 5 yıla kadar bu oran tersti. Yüzde 30 canlı verici, yüzde 70 kadavraydı. Ancak organ ihtiyacı Amerika’da o boyutlara ulaştı ki şu anda canlı vericili organ nakilleri daha fazla. Bu artıştaki en önemli neden de akraba olmayan kişiler arasında ve doku uyumu olmadan yapılan nakiller.

* Doku uyumsuz nakil yalnızca böbrek için mi yapılabiliyor?
Hayır zaten pankreas, karaciğer ve kalp nakillerinde doku uyumuna gerek yoktur. Kan grubu uyumu yeterlidir. Kan grubu uyumsuz karaciğer nakilleri de yapılabiliyor. Türkiye’de ‘bir seri olarak’ ilk pankreas naklini de biz burada başlattık. Daha önce de yapılmıştı ancak seri olarak yapılabiliyor artık. Şu ana kadar 37 hastaya böbrek pankreas nakli yapıldı. Dünyada yalnızca pankreas nakli de yapılabiliyor. Ama biz yalnızca pankreas nakline henüz başlamadık.

* Pankreası da böbreği de aynı kadavradan mı ya da canlıdan mı almak gerekiyor?
İki yöntemle yapılabiliyor. Ya ikisi, yani hem böbrek hem pankreas aynı kadavradan alınıp yapılıyor ya da önce canlı vericili böbrek nakli yapıp daha sonra kadavradan pankreas nakli yapılıyor. Canlıdan pankreas nakli yapan dünyada bir merkez var ama sonuçları çok iyi değil. Pankreasın yarısı alınıp vericiye takılabiliyor. Ama çok sık kullanılan bir yöntem değil.

* Canlı vericiden yalnızca böbrek mi alınabiliyor?
Kronik karaciğer hastalıkları da Türkiye’de önemli bir sorun. Türkiye’de yaklaşık 6 milyon kişinin hepatit B taşıyıcısı olduğu biliniyor. Yıllık karaciğer nakli ihtiyacının 1200- 1300 civarında olduğu tahmin ediliyor. Ancak yılda yapılabilen karaciğer nakli sayısı da 250 civarında. Canlı vericili karaciğer nakli Türkiye’de altı yıldır uygulanıyor. Dünyada da son derece yeni bir yöntem. Erişkin alıcılar için vericinin karaciğerinin sağ yarısı, çocuk hastalar için de karaciğerin sol üçte birlik kısmını çıkartıp kullanıyoruz. Türkiye’de kadavra sayısı oldukça az olduğu için özellikle son yıllarda canlı vericili karaciğer nakli sayısında da önemli bir artış var.

* Canlı vericiler için karaciğer vermek mi, yoksa böbrek vermek mi daha zor?
Uzun yıllardır yapılan bir ameliyat olduğu için canlı vericili böbrek nakli çok daha fazla. Canlı vericili karaciğer naklinde verici operasyonu da çok ciddi bir ameliyat. Ama bu konuda da cerrahi teknik ve tecrübe giderek artıyor. Canlı vericili böbrek nakli dünyada 300 bin kişi üzerinde yapıldığı için hastaları nelerin beklediği adım adım biliniyor. Ama canlı vericili karaciğer nakli daha az sayıda hastada uygulandığı için şu an da az bir bilgiye sahibiz.

Haz 11

Kendinize soracağınız en önemli sorulardan biri; ‘Haklı mı olmak istiyorum, mutlu mu?’ olmalı. Haklı olmak, doğru olduğunuzu savunmak, bir kişide yoğun zihinsel enerji tüketir. Doğru olma ihtiyacı veya başkasının yanlış olduğunu ispat ihtiyacı; başkalarını savunmaya teşvik eder ve kendinizi de savunmaya devam etmek için baskı altında hissedersiniz. Ama yine de çoğumuz, kendimizin haklı / başkasının haksız olduğunu ispat etmek için inanılmaz zaman ve enerji sarf ediyoruz. Düşünsenize, etrafınızda (kendiniz de dahil olmak üzere) pek çok kişi bir şekilde karşısındakinin görüşünün, tavrının, görüntüsünün yanlış olduğunun ispatını kendilerine vazife olarak görüyorlar. Bu şekilde hataları ortaya çıkarttıkça da takdir edileceklerini veya karşısındakine bir şey öğreteceklerini düşünüyorlar. YANLIŞ! Hiç haklı olduğunuzu ispat ettiğinizde karşınızdakinden ‘Bana hatalı olduğumu, senin ne kadar haklı olduğunu gösterdin, çok teşekkür ederim’ gibi bir söz duydunuz mu? Ya da sizin haklı olmanızın bedelini karşınızdakinin ödediğini… Mümkün değil! İşin gerçeği; hepimiz hatamızın gözümüze sokulmasından nefret ediyoruz. Dinlemeyi öğrenenler daha çok seviliyor. Dinlendiğini bilmek ve duyulmak; insanoğlunun en büyük isteklerinden biri. Hepimiz fikrimize saygı duyulmasını ve anlaşılmayı istiyoruz.

EGOLARIN ÇATIŞMASI
Burada söylemek istediğimiz; savunduğunuz konudan vazgeçmeniz, herkese ve her şeye boyun eğmeniz değil tabii. Ancak savunmaya çalıştığımız pek çok konunun ölüm kalım meselesi olmadığını, egolarımızın çatışması olduğunu hatırlatmak istedim. Bazen gerçekten haklı olmayı istiyoruz veya haklı olmaya ihtiyacımız var. Problem olan; egomuzun üste çıkması, kontrolü ele alması ve ilişkilerin ego çatışmasına dönüşmesi… Birisinin kendisini kötü hissetmesi pahasına kendinizi iyi hissetmeye çalışmak, tartışma sonucunda sizi zaten kötü hissettirecektir. İlk konuşacağınız kişide deneyebilirsiniz. Birisi bir konuda fikrini söylerken, ‘Bence ….. daha önemli’ diye lafa atlamak yerine, dinleyin. Hayatınızdaki insanlar kendilerini daha az savunacaklar ve size daha sıcak yaklaşacaklar. Fokusu kendinizden alıp, kendinizi bir başkasının yerine koyabilmek, onun problemlerinin, bakış şeklinin, endişesinin, kendinizinki kadar geçerli olduğunu anlayabilmek ve aynı anda da o insana karşı hâlâ daha yakınlık hissedebilmek… Bunun pratiğini yapmaya başladığınızda, ego çatışmasından daha tatmin edici olduğunu anlayacaksınız. Etrafımızdakilere gösterdiğimiz şefkat, bakış açımızın genişliğinin artmasını sağlar.

SABIR BULAŞICIDIR
Sizin tavrınız değişince ayna gibi karşınızdakinin de tavrı değişir. Sabırlı olmak için küçük küçük pratikler yapın. Mesela bir tartışmaya başlamadan önce 5 dakika, sabırlı olacağınızı, kendinize, kendinizi ispat ihtiyacınız olmadığını hatırlatın. Kendinizi zorlamadan 5 dakika dinleyin; vücudun yüklenmesine bilinçli olarak izin vermeyin. Bu tip küçük küçük pratiklerle aslında kapasitenizin sabırlı olmaya düşündüğünüzden çok daha fazla izin verdiğini fark edeceksiniz.

Haz 11

En iyi diyaliz yöntemi bile bir böbreğin yaptığı işin ancak yedide birini yapabiliyor. Organ nakli olan hastalar, diyalizdeki hastalara göre üç kat daha uzun yaşayabiliyor.

Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Merkezi Medikal Direktörü Doç. Dr. Murat Tuncer, ‘diyaliz mi daha iyi yoksa organ nakli mi’ konusundaki soruları yanıtladı:

* Diyaliz, organ naklinin yerini geçici bir süre de olsa tutabilir mi?
En iyi diyaliz yöntemi bile bir böbreğin yaptığı işin ancak yedide birini yapabilir. Bu sebeple organ nakli olan hastalar, diyalizdeki hastalara göre üç ya da üç buçuk kat daha uzun yaşar. Biz diyaliz düşmanı bir ekip değiliz. Özellikle doksanlı yıllardan sonra, Türk Nefroloji Derneği’nin önderliğinde, ülkemizin her yanında hastalar diyalize girme imkanı buldular. Türkiye gibi gelişmekte olan bir ülke için bu, aslında devletin insan sağlığına verdiği değeri gösterdi. Ben kendi öz teyzemi diyaliz makinesine ulaşamadığım için kaybettim. Bir zamanlar insanlar diyaliz makinesi bulamazlardı. Türkiye’de şu an çok iyi diyaliz yapılıyor ama bu, yeniliklere kapalı olmayı gerektirmiyor. Diyaliz iyi bir yöntemdir ama organ nakli ondan daha iyidir. Aslında bunlar kardeştir zaten. Organ nakli yaptığımız bir hasta böbreğini kaybederse diyalize döner. Daha sonra tekrar organ nakli yapabiliyoruz.

* Bir hasta en fazla kaç yıl diyalizle idare edebilir?
Ortalama rakamlar var. 50′li yaşlarla 18′li yaşları kıyaslarsanız farklı sonuçlar ortaya çıkar. 18 yaşında bir hasta 12 yıl diyalizle idare edebilir. Ama aynı hastaya organ nakli yaparsanız, bu süre 38 yıla çıkabilir.

* Organ nakli hastalığı bitiriyor mu?
Her şey yolunda giderse, hasta tamamen sağlığına kavuşmuş olur. Bizim ekip olarak başarı oranlarımız da çok iyi. Beşinci yılın sonunda her organ nakli yaptığımız 100 hastanın 98′i hayatta. 96′sının da böbrekleri sağlamdır. Bu sadece Türkiye için değil, tüm dünya için çok çok iyi bir rakamdır.

* Uyumsuzluk, organ nakillerinde artık engel değil mi?
Amacımız bu. Organ nakilinin önündeki engelleri kaldırmak. Bu yolda dünya tıbbına attığımız imzalar oldu. Özel bir ilaç kullanarak, alıcı ile verici arasında uyumsuzluğu yok ettik. Bir insan diğerine böbrek verdiğinde oluşabilecek reddetme riskini görebilmek için önceden alıcı ile vericinin kanları karıştırılır. Bu bir testtir. Eğer alıcının bağışıklık hücreleri, vericinin hücrelerini parçalıyorsa buna tıpta ‘crossmach pozitifliği’ denir. Ve bu durumda organ nakli mümkün olmuyordu. Çünkü saatler veya günler içinde böbrek atar. Biz hem kadavra bekleme listesindeki hastalarımıza hem de canlı vericisiyle gelip organ nakli olmak isteyen ve bu testi pozitif olan hastalara bu ilacı uyguladık. Yüzde 85 civarında bir başarıyla da bu hastalarımıza organ nakli yolunu açtık. 2001 yılından beri uyguluyoruz. Kadavra listesindeki binin üzerinde hastaya uyguladık ve birçok hastaya nakil yaptık. Canlıda da 20 civarında hastaya bu şekilde nakil yaptık.

* Sizce canlıdan böbrek nakillerinde en iyi verici eşler midir?
Bizim çıkış noktalarımızdan birini bu oluşturdu. Doku uyumsuz böbrek nakli projemizin temeli; eşleri organ nakli konusunda bilinçlendirerek organ nakli sayısını artırmak. Şu an bile Türkiye’de 35 bin diyaliz hastası var. Her yıl bu hastaların yüzde 11′i kaybediliyor. Bu hastaların en az 5 bininin eşlerinin kendilerine böbrek verebileceğini düşünüyoruz. Sadece eşlerden böbrek nakli yapabilsek bile bu hastaların büyük bir kısmının hayatını kurtarma şansımız var. Eş dışındaki bölüme de başka bir havuz yaratmayı düşünüyoruz. Bilimsel verilere göre; altıda sıfır uyumla, altıda beş uyum arasında herhangi bir fark görülmüyor.

* Böbrek vermenin tehlikesi var mı?
1954 yılından beri insanlar yakınlarına böbrek veriyorlar. Eğer tek böbrekli olmak sağlık açısından zararlı olsaydı, Dünya Sağlık Örgütü asla izin vermezdi. Toplumdaki ‘yarım olma’ inanışı çok yanlış. Doğuştan tek böbrekle hayatlarını sürdüren pek çok insan var.

Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz. Şikayet adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde diyetextra.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacaktır.İletişim kasvax@gmail.com diyetisyen diyet
Her türlü görüş ve şikayetleriniz için bizi betamedya@hotmail.com mail adresinden bize ulaşın.