Haz 13

Doğru bakım ve doğru ürün kullanımı, ağrısız ve düzgün bacaklara sahip olmayı hayal olmaktan çıkarıyor. Uzman Dermatolog Dr. Zafer Türkoğlu, bacak sağlığıyla ilgili ürün alırken bazı noktalara önem verilmesi gerektiğini belirtiyor: “Deriyi nemlendiren, çatlak ve kırışıklıkların giderilmesinde etkili, özellikle de kan dolaşımını rahatlatan ürünleri tercih edilmeli. Ürünler aynı zamanda doğal bileşenlerden oluşmalı. Bu da ürün ambalajında mutlaka belirtilmiş olmalı.”

Haz 13

Basit bir uyku sorunu olarak görülen ve çoğu zaman ihmal edilen horlama, cinsel hayata darbe vuruyor. Çiftlerin horlama nedeniyle yataklarını ayırması; cinsel isteksizliğe, erkeklerde ise iktidarsızlığa bile neden olabiliyor

Boşanma nedenleri arasında son zamanlarda oranı giderek artan horlama; pek çok çiftin kabus dolu geceler yaşamasına yol açıyor. Bosphorus İnternational Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Fuat Güder, horlamanın en büyük darbeyi çiftlerin cinsel hayatına indirdiğini söylüyor. “Horlayan ve uyku apnesi olan hastalarda cinsel istekte ve fonksiyonda azalmalar oluşuyor” diyen Güder, şöyle devam ediyor: “Horlama ve uykuda nefes durması olan uyku apnesi testesteron seviyesini düşürüp, cinsel istekte yüzde 25 azalmaya neden oluyor. Yapılan araştırmalarda, horlama sorunu yaşayanların yüzde 25′inin nadiren cinsel ilişkiye girdikleri belirlendi. Bu nedenle horlamanın oluşturduğu gürültü ve cinsel isteklerdeki azalma, evliliklerde boşanmalara kadar giden sonuçlar doğuruyor.”

PARTNERİNİZE KIRICI OLMAYIN
Horlama nedeniyle sorun yaşayan çiftlerin en çok yaptıkları hatanın ise tedaviye başlamak yerine yataklarını ayırmak olduğunu anlatan Dr. Güder, “Bu da erkekleri iktidarsızlığa kadar sürüklüyor” diyor. Horlamanın ciddi bir hastalık olduğunu vurgulayan Güder, çiftleri uyarıyor: “Partnerler birbirlerine yaklaşırken horlamanın kesinlikle bir hastalık olduğunu unutmamalıdır. Horlayan hastayı, özellikle uyku apnesi varsa, ikna etmek zor olabilir. Bu yüzden kırıcı olunmamalıdır.”

ESTETİK BİR SORUN DEĞİL
Kişilerin günlük hayatını sabah dinlenmeden kalkma, baş ağrısı ve huzursuz uyuma problemleriyle çekilmez hale getiren horlama, aslında birçok hastalığa da zemin hazırlıyor: Hipertansiyon, çarpıntı, sinirlilik, gece uyunamadığı için gündüzleri uyuya kalma, vücudun dinlememesi, dikkat eksikliği ve kronik yorgunluk… Türkiye’de 35 yaş üzeri erkeklerin yüzde 30′dan fazlasının aralıklı veya sürekli horlama sorunu yaşadığını belirten Dr. Fuat Güder, kadınlarda da yaşlılıkla başlayan hormonal değişimler sonrasında horlamanın gözlendiğine dikkat çekiyor. “Horlama kesinlikle estetik bir sorun değil, ciddi bir hastalıktır” diyen Dr. Güder, tedavi süreciyle ilgili şu bilgileri veriyor: “Detaylı bir Kulak Burun Boğaz (KBB) muayenesinden sonra, hasta objektif bir değerlendirme için uyku testine alınır. Uyku laboratuvarında yapılan uyku testi sonucunda cerrahi bir müdahale gerekiyorsa kombine bir tedavi yaklaşımı uygulanır. Sırtüstü yatmama, başın yükseltilmesi, alkol alıp yatmama, yemekten en az iki saat sonra yatma ve kilo verme gibi tavsiyelerde bulunuyoruz.”

RADYOFREKANSLI ÇÖZÜM
Horlamanın cerrahi tedavisinde klasik anlayışın dışında kombine bir tedavi yaklaşımı uygulanması gerektiğini ifade eden Dr. Güder, ‘radyofrekans yöntemi’nin hayli başarılı sonuçlandığını kaydediyor: “Yapılan muayene ve tetkikler sonucunda sarkık ve ince yapılı yumuşak damak horlamaya sebep oluyorsa, radyofrekans yöntemi tercih edilir. Çoğunlukla lokal anestezi ile uygulanan bu işlemde; yumuşak damağın gerginleştirilmek istenen bölgelerine özel bir cihaz ile radyo dalgaları uygulanır. Radyo dalgalarının yumuşak damak dokusu içinde oluşturduğu etki, zamanla damağın gerginleşmesini sağlar. Hasta yarı oturur pozisyonda iken yapılan işlem yaklaşık 5 dakika sürer. Her uygulamada tedavi etkisinin ortaya çıkması için 6 hafta geçmesi gerekir ve çoğunlukla 2 ay aralıklarla olmak üzere 2 veya 3 defa uygulama gerekir. Uygulamalardan sonra birkaç gün süreyle hafif dereceli ağrı hissedilebilir. Küçük dile ait problemlerde de radyofrekans yöntemiyle küçük dili küçültme işlemi yapılabiliyor. Dil köküne ait problemlerde ise dil kökünü öne çekici ameliyatlar gerçekleştirilebilir.”

Haz 13

Erkekler vücutlarının yüzde 70′i kas dokusundan oluştuğu için kadınlara göre ‘kilo vermede’ daha şanslılar! Artık erkekler de kilolarına dikkat ediyor, ideal kiloya ulaşmaya çalışıyor. Kadınlara oranla kas dokuları daha fazla olduğundan kilo vermede de şanslılar Zayıflama diyetlerinde en önemli konulardan biri de; ideal kiloya ulaşmak ve bunu koruyabilmek… Acıbadem Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatoş Özcan ideal kilonun, kişinin kendisini iyi hissettiği sağlıklı kilo olduğunu belirtiyor. Hızlı zayıflamak isteyen kişinin yediğini azaltmak yerine, hareketini düzenli olacak şekilde artırması gerekiyor. Çok düşük enerjilerle ya da aç kalarak yapılan uygulamalar bir müddet sonra iştah kaybına, tekrar kilo alma korkusu ise yememeye ve kusma eylemlerine dönüşebiliyor.

Erkekler vücutlarının yüzde 70′i kas dokusundan oluştuğu için kadınlara göre ‘kilo vermede’ daha şanslılar. Kas oranı sporcular hariç kadınlarda yüzde 25-30 arasında değişiyor. Her ay adet görmek, doğum yapmak, menopoz dönemi derken kadınların ömrü kilolarını denetlemekle geçiyor. Kilo teftişi yaşam boyu süreceğine göre, bazı pratik ölçüleri bilip işi daha başından sıkı tutmakta yarar var. Bazı besinlere diyetinizde özellikle yer vermelisiniz. Posalı besinler bunların başında gelir. Posa tam buğday taneleri ve saflaştırılmaksızın yapılmış tahıllar, kurubaklagiller, sebze ve meyvelerde bulunur. Çözünür posanın kan kolesterolünü düşürücü etkisi vardır. Çözünmez posa ise bağırsakta hacim oluşturarak dışkı hacmini artırır. Ayrıca yüksek posalı besinlerin yağ ve karbonhidrat düzeyleri düşük olduğundan hem az enerji verir hem de tokluk hissi vererek zayıflamaya yardımcı olur.

AZAR AZAR YİYİN
En çok yapılan hatalardan biri de çok hızlı yemek… Oysa az ve sık sık yemek her zaman daha doğru. Vücudun sağlıklı bir şekilde çalışması için kan şekerinin daima belirli bir düzeyde kalması gerekir. Kan şekerindeki iniş ve çıkışlar baş ağrısı, konsantrasyon güçlüğü, yorgunluk, uyku hali gibi birçok belirtinin ortaya çıkmasına neden olur.

Oysaki azar azar ve yemek yeme kan şekerinin belirli bir düzeyde kalmasını sağlar. Uzun süre aç kalınarak yemek yendiğinde besinlerin daha çok yağa dönüştüğü saptanmıştır. Hatta açlık hissi fazla olduğundan yemek miktarı da fazla olmakta ve böylece daha çok yağ oluşmaktadır. Bu nedenle günde 3 ana 3 ara öğün şeklinde besinlerin tüketilmesi daha uygundur. Ayrıca yazın mutlaka su tüketimini artırın. Özellikle yemeklerden önce içilecek 2 bardak ılık su mide kapasitesini de artırarak yemek yeme ihtiyacını azaltacaktır. Aynı zamanda kaybolan vücut suyunu yerine koyarak derinin daha parlak olmasını sağlayacaktır. Uygulanan diyet karbonhidrat, yağ ve protein açısından dengeli olmalıdır. Vücudun enerji ihtiyacının karşılanması ve yağda eriyen vitaminlerin kullanılması için günlük enerjinin ortalama yüzde 25′i yağlardan karşılanmalıdır.

DİYETİNİZ DENGELİ Mİ?
Yemekleri pişirirken kullanılan yağlar ve gıdaların içeriğindeki yağ miktarları bunun için yeterlidir. Bunun haricinde alınan yağlar harcanmadığı sürece depolanmaktadır. Bu nedenle krema, kaymak, mayonez gibi yağlı gıdalardan uzak durulmalı, yemekler kızartılmadan hazırlanmalı, pişirilirken de çok az yağ kullanılmalıdır. Özellikle sıvı yağlar kullanırken kaşıkla ölçme alışkanlığı getirilmelidir.

YAĞI ÇOK AZALTMAYIN
Kısa sürede hızlı kilo kaybı sağlayan, şok diyetlerle tek tip besine dayalı diyetlerin, yorgunluk, kusma, kalp ritminde bozukluk, kuru cilt, saç dökülmesi gibi birçok sağlık sorununa yol açtığını unutmayın. Yağlı besinler tokluk hissi verdiği ve yağda eriyen A, D, E ve K vitaminlerinin vücutta kullanımını sağladığı için, diyetin yağ miktarı çok azaltılmamalıdır. Günlük enerjinin yaklaşık yüzde 25-30′u yağlardan sağlanmalıdır. Yemeklerde kullanılan yağın bir kısmının zeytinyağı ve fındık yağı, bir kısmının da mısırözü, soya veya ay çiçek gibi bitkisel sıvı yağlar olmasına özen gösterilmelidir.

HAREKETİ ARTIRIN
Günde 60 dakikayı spora ayırmak (tempolu yürüyüş, tenis, yüzme, bisiklet) organizmanın daha düzenli çalışması ve sağlıklı yaşam için çok önemlidir. Spor tercihen yemeklerden 1 saat sonra yapılmalı ve sporun hemen arkasından meyve veya meyve suyu alınmalıdır. Bu dönemde çok fazla uyumak da doğru değildir. Uyku ile vücut hareketleri ve enerji harcanması minimum seviyeye inmektir. Ayrıca düzensiz uyku günün diğer vakitlerinin iyi değerlendirilmemesine dolayısıyla hareketlerin kısıtlanmasına neden olmaktadır.

Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz. Şikayet adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde diyetextra.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacaktır.İletişim kasvax@gmail.com diyetisyen diyet
Her türlü görüş ve şikayetleriniz için bizi betamedya@hotmail.com mail adresinden bize ulaşın.