Haz 14

* Spor akademisinde okuyorum. Hem okulum gereği hem de çok sevdiğim için yoğun şekilde spor yapıyorum. Buna karşın 14 yaşından beri çözemediğim bir kilo problemim var. Bana önerilen sayısız zayıflama diyetini uyguladım ama 3 kilodan fazla veremedim. Bu kadar spor ve diyete rağmen neden böyle oluyor. Evren K. İstanbul

Şişmanlık ve fazla kilolu olmak, gelişmiş toplumlarda bir salgın gibi yayılıyor. Tüketme üzerine kurulu küresel ekonomi her şeyde olduğu gibi, besinlerin de aşırı tüketimini körüklüyor. Halbuki insan metabolizması saf şeker tüketmek üzere programlanmamış; çünkü doğada saf sofra şekeri yok. Bu miktarlarda yağ tüketimi de yapımıza aykırı. Alınan ve kullanılamayan bu enerji, daha sonra kullanılmak üzere depolanıyor. Gelişmişliğin getirdiği nimetler, bu aşamada bir külfete dönüşüyor ve yağ olarak depolanan fazla enerjiyi kullanacak yer bulunamıyor. Günümüz insanı özellikle büyük şehirlerde yaşamını sürdürmek için minimum fiziksel enerji harcıyor. Sonuç; kaldırabileceğimizden fazla bir ağırlık ve şişmanlık. Bunun yanında, egemen kültür; kendi estetik beğenisini tüm topluma empoze ediyor; hepimiz haddinden fazla zayıf mankenlere, o anki halimizle içine sığmamız mümkün olmayan daracık giyisilere hayranlıkla bakıyoruz. Birçok genç kızın rüyasını hiçbir fazlalık ortaya dökülmeden bikini giymek süslüyor. Hatta ifratı o dereceye vardırıyoruz ki ‘sıfır beden’ denilen, bir anlamda fiziksel olarak yok olmayı çağrıştıran yeni kavramlar üretiyoruz. Bu aşamada yeni bir endüstri kolu görevi devralıyor; zayıflama endüstrisi. Bu işi meslek edinen özel klinikler, artık sayılamayacak kadar artan internet siteleri, boy boy nasıl kilo verdirdiğine dair diyet listeleri; gün geçmiyor ki karşımıza çıkmasın. Bu listelerin kıyısına köşesine bir yere eklenilmesi unutulmayan bir şey daha var; o da spor. Spor ve fiziksel egzersiz gerçekten de sağlıklı bir yaşamın ölçütü. Yeterli fiziksel aktivitenin olmadığı bir yaşamda, bedeninizin sizi mutlu etmesini beklemek haksızlık. Eklem hastalıklarından şişmanlığa, kalp rahatsızlıklarından şekere birçok hastalığın ana sebepleri arasında hareketsiz geçirilen bir yaşam yatıyor. Buna karşın modern zamanların hay huyu içinde ya da yaşımıza göre yapacağımız spordan zevk almamız öğretilmediği için önemini bilsek bile birçoğumuz spora zaman ayırmıyoruz. Spor yapanların çoğu ise bunu bir yaşam tarzı olarak belirlediklerinden değil, estetik kaygılarla; düzgün bir vücuda sahip olmak, zayıflamak için yapıyorlar. Peki gerçekten spor yaparak zayıflanır mı? Zaman zaman karşımıza hangi tür fiziksel aktivitenin ne kadar kalori harcattığına dair listeler çıkmakta. Fakat bunun pratik anlamda ne ifade ettiğini ortaya koyan bir çalışmayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Aynı çalışma bizim gazetede de haber olarak yer almıştı. Archives of Internal Medicine dergisinin 2004; 164 sayılı nüshasında Dr. Slentz ve arkadaşları tarafından yayınlanan makalede; yapılan fiziksel egzersiz ile kilo kaybının bağlantısı ortaya konuluyor. Hareketsizliğe bağlı şişmanlıktan korunmada günde yapılacak 30 dakika egzersizin kazandırdıkları vurgulanmakta. Çalışmaya kan yağları orta derecede yüksek, hareketsiz yaşayan, 40-65 yaş arasındaki fazla kilolu 182 yetişkin katılmış. Katılımcılar, dört gruba ayrılmış. Katılımcıların ilk grubu hiç egzersiz yapmamış, ikinci grup haftada 20 km’yi ortalama bir hızla, üçüncü grup ise aynı mesafeyi tempolu olarak yürümüş. Dördüncü grup diğerlerinden farklı olarak haftada 30 km koşmuş. Çalışmanın sürdüğü sekiz ay boyunca katılımcılar, yediklerini içtiklerini değiştirmemişler. Sürenin sonunda spor yapmayan birinci grubun ortalama yüzde 1 kilo aldığı, yürüyenlerin ağırlıklarının yüzde 1′ini kaybettiği, koşanlarda ise bu kaybın yüzde 3.5 olduğu görülmüş. Bu kilo kayıplarının yanında ortalama yüzde 1 yağlı dokunun kasa dönüştüğü tespit edilmiş. Spor yapmayan grupta, vücuttaki yağ oranı artarken, spor yapanlarda yüzde 5′e varan oranlarda azalmış. Sonuç olarak; günde 30 dakikalık yürüyüşün kilo almayı durdurduğu, sürenin ve dozun artırılması ile elde edilen faydaların arttığı görülmüş. Sizin sorunuza verilebilecek en net cevabın bu olduğunu düşünüyorum.

Haz 14

Kaynamayan kemikler, İlizarov yöntemiyle tedavi edilebiliyor. Üstelik hasta tedavi süresince yürüyebiliyor, günlük işlerini yapabiliyor ve yatağa bağlı kalmadan sağlıklı bacaklara kavuşabiliyor

Şişli Etfal Hastanesi 1. Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği doktorlarından Doç. Dr. Metin Küçükkaya, kaynamayan kemikleri İlizarovla nasıl tedavi ettiklerini anlattı:

* Hangi kemik kırığı kaynamamış kabul edilir?
Dokuz ay geçmesine karşın kaynamamış, altı ay geçmesine karşın iyileşme belirtisi ortaya çıkmamış kemik kırıkları; kaynamama olarak tanımlanıyor.

* Kaynamayan kemikler nasıl bir etki yapıyor?
Kemiğin kırıldığı yerde sürekli bir hareket olduğu için eğer bölge bacaktaysa hasta üzerine basamaz, kolundaysa hareket ettiremez. Eğer kaynamamaya enfeksiyon yani kemik iltihabı eşlik ediyorsa, çok ileri yaşlarda beraberinde şeker hastalığı, damar hastalığı varsa; kaynamayan bölgenin nadiren de olsa kesilmesi bile gerekebilir.

* Kırılan kemikler bazen neden kaynamıyor?
Doğuştan bir takım kemik hastalıkları gibi yapısal faktörlerle, yetersiz tedavi buna yol açabilir.

* Şeker hastalığı olanlar için riskli değil mi?
Aksine şeker hastalığı gibi problemi olan hastalar için çok daha güvenli bir yöntem. İlizarov yöntemi; hem cildi görebildiğiniz hem de yara olmadığı için çok daha güvenli aslında.

* İlizarov dışında kullanılabilecek yöntemler var mı?
Çok yöntem var; klasik cerrahi ve cerrahi dışı yöntemlerle de tedavi yapılabiliyor. İlizarov yönteminin bunlara göre avantajı; kaynamanın elde edilmesiyle birlikte kısalığın, varsa enfeksiyonun aynı anda tedavi edilebilmesi, hastanın tedavi süresince ayağının üzerine tam olarak basarak yürüyebilmesi, varsa kemik kaybının da gideriliyor olması… Tedavi boyunca bir takım günlük işlerini yerine getirebiliyorlar. Yani, hasta yatağa bağlanmak zorunda kalmıyor. Ayrıca, tedavinin başarı şansı daha yüksek.

* İlizarov cihazını ne kadar taşımak gerekiyor?
Normal tedavi üç ay sürüyor ama ekstrem durumlarda 2.5 yıla kadar taşıyan hastalarımız var.

* 2.5 yıl boyunca kırık kaynamıyor mu?
Kırık kaynıyor ama kemikte düzelmeyen enfeksiyon nedeniyle temizlenmiyorsa o bölgeyi kanser dokusu gibi çıkartıyoruz. Kemiği uzatarak o boşluğu dolduruyoruz. Sonuçta bacağı eşit şekilde kaynatmak istediğimiz için tedavi uzun sürüyor. Bu yöntemi yalnız bacaklara değil, kollara da uygulayabiliyoruz.

* Bu yöntemde başarısızlık oranı nedir?
Bu yöntemde kaynamayan kırıkta başarı oranı litaratürde yüzde 95 olarak gösteriliyor ama bizim hiç kaynamayan kırığımız olmadı. Başka hastanelerde kesme aşamasına gelmiş, enfeksiyonun devam ettiği kırıklarda bile bu yöntemi uygulayıp başarılı olduk. Şu ana kadar hiçbir hastanın bacağını kesmedik.

* ‘Bacağımı kesin daha iyi’ diyen oldu mu hiç?
Türkiye’de hiç olmadı. Bacak kesilmesi Türkler için çok travmatik bir durum. Ancak ben Amerika’da çalışırken bacağının kesilmesini tercih eden pek çok hasta oluyordu. Bu tercih, kültürel olarak değişiyor. Mesela Japonlar’a da bunu kabul ettirmek çok zor; bağdaş kurarak oturdukları için mutlaka dizlerini kıvırmak istiyorlar. Ama Amerikalılar bacak kesmeyi bir tedavi olarak algılayabiliyorlar. Sonuçta biz hastanın önüne bütün olasılıkları koymak durumundayız, bu olasılığı da sunuyoruz.

Haz 14

Sıcak havalarda vücuttaki sıvı kaybı erken doğuma neden oluyor. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nejat Narlı, havaların ısınmasıyla vücudun ter atma fonksiyonlarının artmasının, özellikle anne adayları açısından çok tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Dr. Narlı, sıvı kaybının yaz aylarında azami ölçüde giderilmesi gerektiğini vurguladı: “Anne adayları sıcak havalarda bol bol su ve sulu meyveler tüketmeli.”

Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz. Şikayet adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde diyetextra.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacaktır.İletişim kasvax@gmail.com diyetisyen diyet
Her türlü görüş ve şikayetleriniz için bizi betamedya@hotmail.com mail adresinden bize ulaşın.