Yapılan bir araştırmada, şişman kategorisine girmeden fazla kilo sahibi olmanın, gerçekte insanların yararına olabileceği ortaya çıktı. Amerikan Hastalık Kontrol Merkezi nce yapılan araştırmada bu kişilerin; zayıf, normal kilolu, şişman ya da ileri derecede şişman kişilerden muhtemelen daha uzun yaşayacakları ortaya çıktı. Araştırmanın sonuçlarıysa, Amerikan Tıp Birliği nce yayımlanan derginin son sayısında yer aldı.
BEDEN KÜTLE ENDEKSİ
(kg) ÷ (boy)²=BKE
25-30 arası= Fazla kilolu
30-40 arası= Şişman
40 tan büyük= Aşırı şişman
Ağırlığınız kilogram cinsinden boyunuz ise metre cinsinden yazılmalıdır (Ör: Ağırlık 70kg, boy 1,70m)
Amerikalı bilim adamları; 1970, 80 ve 90 lı yıllarda yapılan üç farklı araştırmanın sonuçlarını derledi. Araştırmacılar, endeksleri 25 ila 30 arasında değişen fazla kilolu kişilerin ömürlerinde azalma olmadığını tespit etti.
Dahası en uzun yaşayan kişilerin de, Beden Kütle Endeksi 25 olan, yani normal kiloyla fazla kilo sınırında bulunanlar olduğu ortaya çıktı.
Bilim adamları temkinli Amerikalı bilim adamları araştırmalarında 30 yıllık bir süreci ele almalarına rağmen, zaman içinde şişmanlıkla bağlantılı ölüm riskinin azaldığını tespit etti.
Bilim adamlarına göre, insanların daha sağlıklı olmaları ve kalp hastalığı gibi şişmanlıkla bağlantılı hastalılarla ilgili olarak tedavi görmeye başlamaları, bu durumun nedenleri olabilir.
Amerikalı bilim adamları daha önce yaptıkları bir araştırmada da, şişmanlık sorununun mevcut düzeyde seyri halinde, ortalama ömrün 4 ila 9 aya arasında azalabileceğini hesaplamışlardı.
Gerek 1980, gerekse de 1990 lı yıllarda, Amerika Birleşik Devletleri nde, şişmanların oranı yüzde 50 arttı.
Bilim adamları bu trendin devamı halindeyse, ortalama ömrün bir süre sonra 2 ila 5 yıl arasında azalabileceğini vurguluyor.
Pensilvanya daki Geisinger Sağlık Sistemi adlı kuruluştan Doktor William Cochran, fazla kilolu kişilerin daha uzun yaşayabileceğini belirten yeni araştırmanın sonuçlarının kafaları karıştırabileceğini söyledi.
William Cochran “Bence birçok şeyde olduğu gibi araştırmanın sonuçları karışık. Doğru da her zaman, siyah ya da beyaz değil.” dedi.
Cochran sözlerini şöyle sürdürdü: “Ancak şu konuda herhangi bir sorun yok: Şişmanlık sizin için iyi değil.” İngiltere de erkeklerin beşte birinin ve kadınların dörtte birinin şişman oldukları sanılıyor.
Ulusal Şişmanlık Forumu ndan doktor David Haslam, “Son araştırmanın sonuçları üzerinde düşünmek gerekir” diyor ve ekliyor:
“Her ne kadar daha fazla şişmanlasak da, sağlıklı yaşama daha fazla önem verilen bir toplumda, şişmanlığın etkisi azalabilir.”
Fazla kiloları olan kişiler bu kilolardan kurtulmak amacıyla çeşitli diyet yöntemlerine başvururlar. Çoğu zaman bir uzman kontrolü dışında yapılan bu uygulamalar kulaktan dolma biçimde gerçekleştirilir. Hatta bilinçsizce yapılan diyetler sağlığı tehlikeye bile atabilmektedir. Biz de buradan yola çıkarak sıkça yapılan diyet hatalarına düşmemeniz için yapmanız gerekenleri sizler için sıraladık…
Kendinizi hazır hissedin: Diyette başarılı olmak istiyorsanız öncelikle beyin olarak buna hazır olmanız gerekir. Eğer buna hazır değilseniz diyeti tam olarak uygulayamayacak, kaçamaklar yapacak ve başarısızlığa uğrayacaksınız demektir. Başarısız oldukça da umutsuzluğa düşecek ve sonuç olarak hem kilo veremeyecek hem de mutsuz olacaksınız. Bu nedenle diyete hazır olduğunuzda başlayın.
Bir hedef belirleyin: Diyete başlarken varmak istediğiniz hedefi, yani kaç kilo vereceğinizi ve bu kiloyu ne kadar sürede vereceğinizi belirlemeniz gerekir. Hiçbir zaman kısa sürede kilo kaybetmeyi planlamamalısınız. Bu şekilde uygulanan diyetlerle belki hedefe ulaşabilirsiniz ancak daha sonra koruma safhasında başarılı olamazsınız. Hatta diyet yapmaya başladığınız kilonun da üzerine çıkabilirsiniz.
Size uygun diyeti yapın: Standart diyet yoktur, her diyet kişiye özel olmalıdır. Bir diyet uzmanı tarafından, o kişinin beslenme alışkanlıklarına, yaşına, cinsiyetine, iş koşullarına, metabolizma hızına ve sağlık problemlerine (yüksek kolesterol, tansiyon, diyabet ) uygun diyet programı belirlenmelidir. Herkesin aynı diyeti yapması söz konusu olamaz. Her bireyin kişisel özellikleri farklı olacağından diyete vereceği cevap da farklı olacaktır. Kimi sağlıklı bir şekilde kilo verirken diğer bir kişi hiç kilo veremediği gibi metabolizmasına uygun olmadığı için birçok, geri dönüşü zor sağlık problemleri ile karşılaşabilir. Bu durumda konusunda uzman bir doktor tarafından size özel olarak hazırlanan bir diyeti yapmak çok da sağlıklı olacaktır.
Öğünleri dengeleyin: Diyette öğünleriniz, azar azar ve sık tüketilecek şekilde düzenlenmeli ve kesinlikle öğün atlamamalısınız. Genelde diyet yaparken birçok kişi tüm gün boyunca aç kalıp, metabolizmayı zayıflatır ve metabolizmanın en zor çalıştığı akşam saatlerinde çok daha fazla yemek tüketir. Bu en büyük yanlışlardan biridir. Buna paralel olarak da hızlı bir şekilde kilo alınır tabii. Bunu engellemek için akşam yemeğinizi en geç 19.00-19.30 saatleri arasında yemelisiniz.
Ara öğünleri atlamayın: Diyetler genelde 3 ana ve 3 ara öğün olacak şekilde düzenlenir. Fakat ana öğünler kadar önemli olan ara öğünler her zaman ihmal edilir ve atlanılır. Kan şekeri, kişi öğününü tükettikten 2-2,5 saat sonra yavaş yavaş düşmeye başlar ve böylece açlık hissi doğar. Buradaki ara öğünlerin amacı da kan şekerinin düşmesini ve açlık duyulmasını engellemektir. Bu nedenle de ara öğünlere gereken önem vermeli ve asla ihmal etmemelisiniz.
Tek tip beslenmeyin: Diyetiniz her besin grubunda bulunan besinleri dengeli bir şekilde içermeli. Tek tip besinlerle yapılan diyetlerin çoğu en başta kilo kaybetmeyi sağlasa da başlangıçtaki hızlı kilo kaybından sonra eskisinden daha çok kilo alınmasına neden olmaktadır. Bu yüzden amacınız dengeli beslenerek kilo vermek olmalıdır.
Bol bol su için: Diyet sırasında en az 2 – 2,5 litre su içmelisiniz. Ancak suyu yemek arası veya yemekten hemen sonra değil de yemeklerden önce içmelisiniz.
Spor yapın: Diyet sırasında koşullarınız el verdiğince spor yapmalısınız. Bunun için illa bir spor salonuna gitmeniz de gerekmiyor. Günlük hayatta mümkün olduğunca hareketli olmak, mesela yürüyen merdivenler ve asansörler yerine merdivenleri, çok yakın mesafelerde yürümeyi tercih etmek de epey faydalı olacaktır. Ya da evde her gün düzenli olarak yarım saatinizi ayırarak mekik çekebilir, çeşitli hareketleri kolaylıkla yapabilirsiniz.
Her duyduğunuza inanmayın: Birçok kişi sabahları aç karnına içilen sıcak veya limonlu suyun vücuttaki yağları erittiğini düşünür. Ancak bunların vücuttaki yağları eritmek gibi fonksiyonları yoktur. Sadece aç karnına içildikleri zaman bağırsakları harekete geçirir ve kabızlığı ortadan kaldırırlar o kadar.
Meyve ve sebzelere daha fazla önem verin: Vitamin ve mineral açısından oldukça zenginlerdir. Aynı zamanda posa içerikleri de yüksektir. Posa içeriğinin yüksek oluşu kabızlık probleminin tedavisinde yardımcı olur. Ayrıca vücudumuz ihtiyacı olan sıvının bir kısmı da sebze ve meyvelerden almaktadır.
Kepekli ekmek tüketin: Meyve ve sebzeler gibi posa oranı yüksek bir diğer besin de kepek ekmeğidir. Bu yüzden beyaz ekmek yerine tercih edilmesi daha avantajlıdır. Bağırsak hareketlerinin düzenlenmesinde, kan şekerinin ve kan yağlarının dengelenmesinde, midede şişerek tokluk hissinin artmasında etkilidir. Aynı zamanda kalori değeri daha düşüktür. Bu arada beyaz ekmek tüketenler diyet sırasında kalorisi azalacağı düşüncesi ile ekmeği kızartırlar. Fakat bu şekilde sadece ekmekte su kaybı olurken, kalorisinde hiç bir değişiklik olmamaktadır. Aynı zamanda bu uygulamayla protein kaybı da söz konusudur. Bu yüzden en iyisi kepek ekmeği yemektir.
Diyabetik ürünlere aldanmayın: Kalorisi düşük olduğu için içeriğinde tatlandırıcı bulunan ürünler diyet süresince fazlasıyla tercih edilir. Fakat bunlar zayıflama diyetlerine yönelik ürünler değillerdir. Bu ürünler (reçeller, çikolatalar, baklavalar… vb. ) diyabet (şeker) hastalığı olan insanlara yönelik geliştirilmiş ürünlerdir.
Rejim sonrasında kilonuzu koruyun: Yapılan en büyük hatalardan biri de zayıflama dönemi bittikten sonraki dönemde kilonun korunamamasıdır. Genelde diyete başlamadan önceki, şişmanlamaya neden olan kötü beslenme alışkanlıklarına geri dönüş yapılır. Burada yapılması gereken, sağlıklı beslenme alışkanlığının bir yaşam tarzı haline getirilmesi ve diyet süresince belirlenen ilkelerin bu dönemde de benimsenmesidir. Bu arada bazı davranış değişikliklerini de yapmak gerekir. Örneğin; alışverişe giderken liste yapıp onun dışına çıkmamak, her zaman tok karnına alış veriş yapmak, tabağı çok doldurmamak, yemek yerken yiyecekleri çok çiğnemek ve gereksiz yere masa başında vakit geçirmemek, fast-food türü besinlere, hamur işlerine ve tatlılara ağırlık vermemek…
Bir gecede karar almayın
En kısa tanımı ile motivasyon, bir amacı gerçekleştirmek için belli miktarda çaba harcamaya istekli olmak demektir. Motivasyon bir şeyi yapmak istememizi sağlayan, içimizden gelen arzu ve güçtür. Bir şeyleri zorla da olsa yapabiliriz ancak yapmayı istemek ayrı bir durumdur. Kimse içimizdeki yapma isteğini, arzusunu zorla uyandıramaz.
İsteyerek yaptığımız her şeyden zevk alır ve kendimizi iyi hissederiz. Bunun sonucunda da verimli sonuçlar gelir. O halde her şeyde olduğu gibi zayıflama diyetleriyle başarılı sonuçlara ulaşmak için de motivasyonun önemi açıktır.
Kilo vermek bir gecede karar verip uygulanacak bir şey değildir. Bir uzman eşliğinde verilen beslenme programına bağlı kalmak çok önemlidir. İşin başında büyük bir heyecan ve kararlılık içindeyken, çok geçmeden mazeretler bulmaya veya şikayet etmeye başlarız. Daha ne olduğunu anlamadan, bir de bakarız ki başladığımız noktaya dönmüşüz. Bu durumla karşılaşmamak için motivasyon sağlanması gerekir. Motivasyon için de yapılması gereken istek uyandırmaktır.
Motivasyonun sağlanabilmesi için öncelikle olumsuz düşüncelerden arınma gerekir. Sizi iyi sonuçlara götürecek olumlu düşüncelere yönelmelisiniz. Daha sonra kilo vermek için kendinize bir hedef belirlemeli ve o hedefe nasıl ulaşacağınıza dair makul ve kısa vadeli küçük hedefler koymalısınız. Çünkü ulaşılması çok zor bir kilo verme hedefi vazgeçmenize neden olabilir. Çok kolay bir hedef ise size bir şey kazandırmaz. Başlangıçta, hızla ulaşabileceğiniz ılımlı hedefleriniz olsun. Mesela, tam yağlı yerine yarım yağlı süt için. Daha sonra xxxxxnızı yükseltip yağsız süte geçin.
Bir diğer motivasyon yöntemi de yerine koyma olarak isimlendirilebilir.
Kendinize gerçekçi olmayan sınırlamalar getirerek zalimce davranmak yerine makul olmaya çalışın. Yemek istediğiniz çikolata ve hamur işleri vb. yerine ara öğünlerinize masum tatlılar ve besin değeri yüksek, sizi tatmin edebilecek besinler koymaya çalışın. Böylece, ileride bir suçluluk duygusu ile baş başa kalmaz, kendinizi mutlu hissettiğiniz ve olumlu sonuçları bizzat gördüğünüz için motivasyonunuzun artmasını sağlarsınız.
Hayat tarzı hedefleyin
Başka bir nokta ise yanlış şartlandırmadır. Kendinizi “Bu hafta iki kilo vereceğim” diye şartlandırıp bu şekilde hedef belirlerseniz, bu tam tersine motivasyonunuzun azalmasına neden olur. Her gün tartının üzerine çıkar, “Acaba bugün kaç gram gitti?” diye bakar ve bunu takıntı haline getirirsiniz. Bunun yerine kendinizi davranışsal hedeflere odaklayın. “Bu hafta her gün yürüyeceğim” veya “Öğünlerimi atlamayacağım” gibi. Unutmayın her şeyden önce sağlıklı ve kaliteli bir yaşam için doğru beslenme şeklini hayatınıza sokmaya ve uygulamaya çalışıyorsunuz. Bu süreçte de hedefleriniz sadece kilo vermek değil, devam ettirebileceğiniz bir hayat tarzını uygulamaya sokmak olmalı.

Son Yorumlar