Tem 28

1. Su içmemek veya az içmek.
2. (Özellikle çalışan kişilerde) akşam eve geldikten sonra yemek zamanına kadar atıştırmak ve sonra tekrar yemek.
3. Hızlı yemek, büyük lokmalar almak, az çiğnemek, yemekte çatalı kaşığı elinden hiç bırakmamak.
4. Öğün atlamak, öğlen aralarında sürekli bir şeyler atıştırmak.
5. Yemek yerken konuşmak, TV seyretmek, gazete okumak gibi başka aktivitelerle uğraşmak.
6. Sıkıntılı veya stresli durumlarda aşırı yemek.
7. Ziyaret ve davetlere sık sık katılmak ve ikramları reddetmemek.
8. Akşam yemeğinden sonra yatıncaya kadar sürekli yemek.
9. Güne geç başlamak, 8 saatten fazla uyumak.
10. Kalorisi yüksek, sevilen yiyecekleri göz önünde bulundurmak.

Tem 28

* Yemeyi otomatik hale getirmek için günde bir öğünü değiştirin ve aynı yiyecekleri farklı öğünlerde kullanın.
* Kendinizi sürekli tok hissetmek için gün boyunca yiyin.
* Yiyecek etiketlerini inceleyin. Yüksek früktoz mısır şurubu (HFCS) kullanılmış veya porsiyon başına 5 mg’dan fazla basit şeker, zenginleştirilmiş un veya doymuş yağ içeren yiyeceklerden uzak durun.
* Doyma sinyalinin beyninizden midenize gitmesine izin vermek için öğünden önce biraz sağlıklı yağ yiyin (bir avuç kuruyemiş gibi); böylece öğün sırasında aşırı yemezsiniz. Sabahları öğleden sonraki açlık duygusunu bastırmak için lif yiyin.
* Obezlik etkisine karşı duran iltihaplanma karşıtı yiyecekler yiyin; yeşil çay, Omega-3 yağ asidi (balıkta ve cevizde bulunur), kahve, sebze ve meyve bu konuda idealdir.
* Bel ölçüsü kontrolünde etkili olan iki baharat gösterilmiştir: Kırmızı biber ve tarçın.
* Yemekten önce bir-iki bardak su için. Açlık sinyali olarak algıladıklarınız, aslında susuzluk sinyali olabilir.
* Açlığınızı bastıracak acil durum yiyeceklerini el altında bulundurun; Havuç, elma veya nane şekerleri gibi.
* Açlığınızı 1 ve 7 arasında değerlendirin (1 çok aç, 7 tıka basa tok olarak). Sürekli 3 ve 4 arasında kalmaya çalışın; gün boyunca ortalama miktarlarda yiyin.
* Öğünlerinizde 20 santimlik tabaklar kullanın. Daha küçük yemek tabakları, daha az porsiyonlar demektir.

Tem 28

Cilt altındaki yağların karbondioksit gazı ile yok edilmesine dayanan ‘karboksiterapi’ tek başına zayıflatmıyor. Yanında mutlaka diyet şart… Bu yöntemle zayıflamak için illa her tarafınıza iğne yaptırmanız da gerekmez. İki aylık uygulama fayda etmez. İşte, son günlerin en popüler zayıflama yöntemi hakkındaki gerçekler…
Günlük diyetlerde önce su, kas ve en son yağ kaybedersiniz. Bu da oldukça uzun zaman alır. Yağları kaybetmek için geçecek süreye sabredememek de cabası… Artık, bu dengeyi alt üst edecek bir yöntem var ve hızla yaygınlaşıyor. Karboksiterapi, vücudunuzdan su, mineral kaybetmeden yağı yok etmeyi vaat ediyor. Eğer 90 kilo iseniz 4 ay sonunda 18 kilo verebilirsiniz. Tabi ki kurallarına uyarsanız… Cilt altındaki yağların karbondioksit gazıyla yok edilmesine dayanan ‘karboksiterapi’ son günlerin en popüler zayıflama yöntemlerinden biri. Kişinin yağları fazla ve bir de diyet ve egzersizden hoşlanmıyorsa çareyi vücuduna karbondioksit gazı enjekte ettirmekte buluyor. Oysa, bilinenin aksine karbondioksit tek başına zayıflatmıyor… Bu yöntemin başarılıolması için beraberinde diyet yapmak şart… Üstelik, bu tedaviden fayda görmek için her tarafınızı iğne izleriyle doldurmanıza da gerek yok. 2 aylık karboksiterapi uygulaması fayda sağlamaz. Dr. Dream Estetik ve Güzellik Merkezi Medikal Estetik Uzmanı Dr. Fevzi Özgünül son zamanların popüler zayıflama yöntemini anlattı:
SADECE DAMARI AÇAR
“Karbondioksit gazının cilt altındaki yağ dokusuna enjekte edilmesi esasına dayanan karboksiterapi yöntemi, tek başına zayıflatmaz. Çünkü, karbondioksitin normal şartlarda bir etkisi yok. Nefes yoluyla vücuttan atılıyor ve bu sırada da herhangi bir zarar vermiyor. Ancak, vücudumuz kendi içinde oluşan herhangi bir olumsuzluğu hemen tespit ederek, bunu yok edebilecek yapıya sahip. Karboksiterapide de vücudun bu özelliğinden faydalanılıyor. Cilt altındaki yağ hücrelerine karbondioksit verilerek, vücudun bu bölgedeki gazı temizlemek için oraya daha fazla kan göndermesi sağlanıyor. Böylece yağda normalde az bulunan damar sayısı artıyor ve damarlar genişliyor. Yöntemin zayıflamayı sağlaması için ise, düzenli diyet şart. Çünkü, diyet yaparken enerji ihtiyacı artan vücut, bu açığı kapatmak için, yağları kullanmaya başlıyor. Diyet yapılmadan sadece karbondioksit terapisi işe yaramıyor.”
YÜZDE 20 GARANTİ
Karbondioksit terapisinin başarılı olabilmesi için 4 ay boyunca düzenli seanslarla uygulanması şart. Bu konuda yapılan en büyük hatalardan birinin ’sık aralıklarla 15 seansta işlemi tamamlamak” olduğunun altını çizen Dr. Özgönül şöyle konuştu: “Karbondioksit 2 ayda etkisini gösterir. 1.5 ayda tamamlanan bir terapinin faydası olmaz. Ancak 4 ay sonunda ağırlığın yüzde 20’si kilo verilmiş olur. Diğer yandan bir bölge için çok sayıda iğneye gerek yok. Meselâ bacağın bir bölümüne yapılan enfeksiyon, tümüne de yayılır. Fazla enjeksiyon yapmak sadece acı verir.”
DiYABETTE OLUŞAN YARALARA iYi GELiR
Medikal Estetik Uzmanı Dr. Fevzi Özgönül, karboksiterapinin fayda sağladığı diğer hastalıkları da şöyle sıraladı: “Şeker hastalığında damarlar daraldığı ve bu bölgelere kan gitmediği için özellikle ayaklarda yaralar oluşur. Karboksiterapi ile bu bölgeye karbondioksit gazı verilerek, vücudun bu gazı temizlemek için bölgeye kan göndermesi sağlanır. Böylece damarlar genişler. Kanla beslenen doku iyileşmeye başlar. Yine yüzün canlılığını sağlayan kandır. Cilt altına karbondioksit gazı verdiğinizde orada canlanma olur. Böylece yüz cildi parlaklık kazanır. Saçlı deride aynı işlemi yaparak, saçları canlandırmak mümkün. Kas tutulmalarını da bu yolla iyileştirebilirsiniz.”
NERELERDE UYGULANIYOR?
Karboksiterapi, bacak içi, kalça, kollardaki yağlanmalarda, yüz de (gerginlik sağlar) ve saç derisinde (canlandırır) etkili olur. Başlangıçta haftada iki seans, sonrasında haftada bir seans şeklinde uygulanır. Her seans 45 dakika ile bir saat arasında değişir. Birlikte kullanılacak sıkılaştırma teknikleri, egzersizler, selülite karşı mezoterapi ile kombine edilebilir.

Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz. Şikayet adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde diyetextra.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacaktır.İletişim kasvax@gmail.com diyetisyen diyet
Her türlü görüş ve şikayetleriniz için bizi betamedya@hotmail.com mail adresinden bize ulaşın.