Ağu 19
30 yaşla birlikte ciltte ilk yatay çizgilenmeler başlar…bunlar ilk S.O.S. sinyalleridir! Panik yok: bilinçli ve düzenli bakımlar yeterli olacaktır.
30 yaş: cilt bakımını ciddiye almak
Beslenme
Artık yaş gereği hayatın tam içindesiniz. İş veya ev kadınlığı, evlilik, annelik gibi pek çok sorumluluğunuz var. 20 li yaşlara göre daha stresli ve yorgun olmanız doğal. 30 lu yaşlar genellikle kadınların kendilerine fazla vakit ayırmadıkları yaşlardır. Beslenme düzeni de genelde bu yaşlarda bozulur, fazla kilolarla bu yaşlarda tanışılır.

Yorgunluğa karşı enerji kazanmak için proteinli yiyeceklerden yardım alabilirsiniz. Sadece et değil, yoğurt, peynir ve cevizi yemek listenizden eksik etmeyin. Her öğünde 7 g. protein almanız kaybettiğiniz enerjiyi geri kazanmanız için yeterlidir. İçecek olarak su ve meyve suyu tercih edin.
Öte yandan, fazla kilo almaktan korkuyor olabilirsiniz. Etten ve tüm yağlardan sakınmak tek çözüm değildir. Yağ asitleri ve protein eksikliği bedensel ve zihinsel zayıflamaya neden olabilir, bu nedenle bunları sofranızdan tamamen kaldırmanız çok doğru değildir.
30 lu yaşlarda çocuk sahibi olmak projeler arasındadır. Hamilelik sırasında doktor kontrolü altında fazla kilo almamaya dikkat edin.
Bakım
YÜZ BAKIMI

30 lu yaşlarda epiderm daha hızla nem kaybeder. Ciltte yavaş yavaş elastikiyet, dirilik ve canlılık kaybı başlar, 20 li yaşlarda başlayan ilk çizgiler daha belirgin hale gelir. Stres ve yorgunluk ciltte parlaklık azalmalarına neden olur. Bu sizi tedirgin etmesin, sadece cildinize karşı dikkatli ve özenli olmanız yeterlidir.
Günlük bakımınız yeni hücrelerin oluşumunu ve kolajen sentezini harekete geçirecek, cildi besleyecek, üst katmanları nemlendirecek ve serbest radikallerle savaşacak özelliklere sahip olmalıdır. Bu arada yüz bakımınıza verdiğiniz önemi boyun ve dekoltenize de vermelisiniz.

Göz çevresindeki derinin ince olmasından dolayı özel olarak göz çevresi için hazırlanmış, yağlı olmayan ürünler tercih edin. İlk kırışıklıklar göz çevresinde başlar unutmayın. Uyandığınız zaman gözlerinizde şişme oluyorsa çayla kompres uygulayın.
30 lu yaşlarda haftalık arındırma mutlaka gereklidir. Haftada 1 kez cildinizi arındırıcı bir ürünle ölü hücrelerden temizleyip, hemen arkasından cildinizin ihtiyacına göre besleyici, nemlendirici veya güçlendirici bir maske uygulayın.
İlkbahar ve sonbaharda yaz güneşinden veya kış soğuğundan yıpranan cildinizi toparlamak için konsantre bakım ürünleriyle minik bir kür uygulamanız yerinde olur.
Unutmayın, sadece cilt bakımı uygulamak yeterli değildir; yaşam tarzınız, beslenme alışkanlıklarınız da cilt sağlığı için önemli faktörlerdir. Alkolden, sigaradan, çok sıcak veya çok kuru ortamlardan, fazla güneşlenmeden, uykusuzluktan ve mümkün olduğunca stresten uzak bir yaşam tarzını benimseyin.
VÜCUT BAKIMI
30 lu yaşlarda dolaşım sistemi tembelleşir, hücre değişimi yavaşlar, toksin birikimi artar. Sonuç: daha belirgin bir selülit. Bu sorun için çok da fazla çözüm yoktur. Evde veya enstitülerde yaptırılan masajla dolaşımı hareketlendirmek, spor yapmak, doğru beslenmek, güçlendirici ve sıkılaştırıcı vücut bakımları yapmak gerekir.
Göğüsleriniz de hafif de olsa sarkma başladıysa ya da önlem olarak onlara dirilik kazandırmak istiyorsanız pektoral kasları geliştirecek egzersizler yapın, duştan ve banyodan sonra göğüslerinize soğuk duş tutun. Dik durmaya özen gösterin.
Haftada 1 kez vücudunuzu ölü hücrelerden arındırıcı bir ürün uygulayın. Özellikle topuk, dirsek ve dizlerinizde inatçı davranın. Banyo veya duştan sonra nemlendirici bir süt veya kremi tüm vücudunuza uygulayın; eğer deriniz çok kuruysa vücut yağları ile besleyin.
Makyaj
Yüzünüzü bembeyaz gösterecek açık renkli pudralar kullanmayın, hafif bronzluk verenleri tercih edin. Bronz renkli pudralar hem her cilt rengine uyar hem de daha sağlıklı ve canlı bir görünüm sağlar. Bronz pudrayı yanaklarınıza, kaş altlarınıza, alnınıza ve çenenize hafifçe uygulayın.

Makyajınızda mutlaka denge sağlayın: ya gözlerinizi ya da dudaklarınızı vurgulayın.
Gözlerinizin altında yorgunluktan oluşan halkalar varsa, asla alt göz kapağınıza eye-liner ve rimel uygulamayın. Bu, halkaları daha belirgin hale getirir. Böyle bir durumda tüm üst göz kapağınıza açık tonda bir far sürün ve üst kirpiklerinize tek kat rimel uygulayın
Ağu 19
Bu aydan itibaren her ay sırayla 20-30-40 ve 50 li yaşlarda güzel görünmenin sırlarını paylaşacağız sizlerle. Kadın her yaşta güzeldir ama doğaya da yardım etmek gerekir diyerek 20 li yaşlarla konumuza başlıyoruz.
20 yaş: önceden davranmak
Beslenme
Son zamanların modasına uyup, fast-food mu besleniyorsunuz? Bu durumda az sebze ve meyve tüketiyor, su veya süt yerine gazlı içecekler içiyorsunuz demektir. Alışkanlıklarınızı değiştirmeniz gerekiyor, çünkü güzel bir cilt önce tabakta başlar.

20 li yaşlarda vücudun en çok demir ve kalsiyuma ihtiyacı vardır. Ama genç kadınlar bunları pek tüketmezler. Demir eksikliği kanda hemoglobin azalmasına ve hücrelere yeterli oksijen taşınamamasına neden olur. Bu da enerji azalması, enfeksiyonlara karşı direnç düşüklüğü ve ciltte kötüye gidişle kendini gösterir. Böyle bir duruma sebebiyet vermemek için demir bakımından zengin yiyecekler tercih edin: et, bazı deniz ürünleri, sebzelerin yaprakları ve baklagiller gibi.
Kalsiyum ise kemik gelişimine yardımcıdır. 20-30 yaş arası kemik yoğunluğunu artırmak önemlidir. Kalsiyumun belli başlı kaynakları, süt, baklagiller, yeşil sebzeler ve cevizdir. Ayrıca, vücutta var olan kalsiyumu azaltacak, alkol, sigara ve kahveden uzak durulmalıdır.
Protein, kas, cilt ve saç dokularının iyi kalitede olması ve antikor üretimi için gereklidir. Ayrıca enerji için vücuda süper bir yakıttır. Protein için, et, yumurta, süt ürünleri, soya, baklagiller, ceviz, keten tohumu, kabak çekirdeği ve ay çekirdeği tüketin.
Yemek aralarında, kalsiyum ve protein açısından pratik yiyecekler tercih edin. Örneğin, küçük kutularda yoğurt yiyebilirsiniz.

Ve…sigara, sigara, sigara. Kanser riskini bir tarafa bırakırsak, nikotinin cildin erken yaşlanması üzerinde yıkıcı etkileri vardır. Gözenekleri tıkar, cilt rengini soluklaştırır, cildi nemsizleştirir, sigara içerken yapılan hareketler göz çevresinde kaz ayaklarına ve dudak çevresinde kırışıklıklara neden olur. Eğer yine de sigaradan bir türlü vazgeçemiyorsanız günde en az 30 mg C vitamini almaya çalışın: bir portakal yiyin, 70 mg C vitamini içerir.
Bakım
YÜZ BAKIMI
Sağlıklı bir cilt için bakım 3 aşamadır: temizlik, nemlendirme ve arındırma.
Cildinizi sabah ve akşam mutlaka temizlemeniz gerekir. Sabunsuz temizleyiciler tercih edin. Cildinizi iyice durulayıp, kuruladıktan sonra alkolsüz bir tonik uygulayın. Tonik, gözeneklerinizi sıkılaştıracak, cildinizin pH dengesini düzenleyecek ve temizleyici ürünün artıklarını alacaktır. Temizleme işleminden sonra cildinize ihtiyacı olan nemi vermek için cilt tipinize uygun nemlendirici bir ürün uygulayın.
Cildiniz yağlıysa haftada 1 kez, kuru ise 2 kez arındırıcı bakım uygulayın. Böylece hem cildinizi ölü hücrelerden temizlemiş hem de siyah nokta oluşmasını engellemiş olursunuz.

25 yaşından sonra göz çevrenizde belirmeye başlayan ince çizgilerin silikleşmesi ve derinleşmemesi için bir göz çevresi kremi kullanmanız yerinde olacaktır. Ayrıca çok yorgun olduğunuz zamanlarda canlandırıcı bir serumla mini bir kür de uygulayabilirsiniz.
Cildiniz yaşınız gereği güzel ve pırıl pırıl. Şanslısınız ama bunu devam ettirmek için dış etkenlerden özellikle de güneşten cildinizi mutlaka koruyun; sokağa çıkarken güneş koruma faktörlü bir krem kullanmayı alışkanlık hale getirin…kışın bile! Hiç aklınızdan çıkarmayın, güneş ışınları cilt yaşlanmasından % 70 sorumludur.
VÜCUT BAKIMI
Banyo veya duşta sabunlanmadan önce dirsek, diz ve topuklarınızı doğal bir sünger veya banyo eldiveni ile sürtün. Böylece bu bölgelerinizde pürtükler oluşmasını engellemiş olursunuz. Haftada 1 kez de vücudunuzu ölü hücrelerden arındırın.

Banyo veya duştan sonra tüm vücudunuzu nemlendirin. Cildiniz yağlı veya normal ise losyon veya süt; kuru veya nemsiz ise krem tercih edin. Bu yaşlarda bakımınıza verdiğiniz önemin ileride pek çok faydasını göreceksiniz.
Makyaj
Altın kural: doğal olun. Cildinizi kat kat ürünle doldurmayın. Sizin yaşınızda yüzünüzün sadece bazı bölgelerini vurgulayıcı makyaj yapmanız yeterli: gözler veya dudaklar.
Nötr renkler tercih edin: pembemsi bej, hafif bir kahve tonu, uçuk pembe gibi. Parlak ve yoğun renkleri daha çok gece çıkarken kullanın.

Bu yaşlarda fondöten kullanmanız gerekmez. Toz pudra ile cilt renginizi eşitleyebilir ve parlamayı engelleyebilirsiniz. Ama illa ki kullanmak istiyorsanız, o zaman kompakt bir fondöten tercih edin ve nemli bir sünger yardımıyla sadece yüz konturuna ve burnunuza uygulayın. Bir diğer uygulayabileceğiniz yöntem ise, nemlendiricinizin içine biraz fondöten karıştırıp sürmektir. Böylece yaşınıza uygun ve oldukça doğal bir görünüm elde edersiniz. Yanaklarınıza hafifçe dokunduracağınız pembe bir allıkla ten makyajınızı tamamlayabilirsiniz.
Dudaklarınıza ise açık renk bir ruju ince bir kat olarak sürün, üzerine bir kat da parlatıcı uygulayın.

Kaşlarınızı fazla almayın. Bilin ki yaşınız ilerledikçe zaten azalacaklar. Bir öneri: bir estetisyene danışarak kaşlarınızın doğal hattını belirleyin ve kaşlarınızı alırken bu hatta sadık kalın
Ağu 19
Şişmanlık (obezite), sağlığı bozacak düzeyde vücutta yağ miktarının artmasıdır. Vücuttaki yağ miktarına ve dağılımına bağlı olarak yaşam kalitesi ve süresi olumsuz yönde etkilenmektedir. Bu durumu her birimizin aklına gelebilecek soruları ve rastlamış olabileceğiniz haberleri yorumlayarak, daha anlaşılır hale getirebiliriz.
Vücuttaki yağ miktarı nasıl artar ?
Gıdalarla alınan kalorinin, enerji sarfı ile yakılan kaloriden fazla olması, vücutta yağ dokularını artırır. Yani siz; yediğiniz gıdalardan kaynaklanan enerjiyi, kullanmazsanız bedeniniz bu enerjiyi yağa dönüştürüp depolar. Kilo almaya başlarsınız.

Bedenim besinlerden aldığım enerjiyi niye yakmıyor da yağ olarak depoluyor?
Size öyle mi geliyor?Yani sizce; bedeniniz nankörce yediklerinizi yakmayıp depoluyor ve sizin şişman olmanıza neden oluyor öyle mi? Bu beden öyle kusursuz bir makine, öyle olağanüstü bir oluşum ki siz onun hakkında ne kadar olumsuz düşünseniz de o yediklerinizi yakıyor. Hem de bir değil üç ayrı koldan. Şimdi bunun ayrıntılarına girelim. Eğer bu konuyu dikkatlice okur ve anlarsanız, işin büyük bir bölümünü çözmüş olacaksınız.

Vücudumuzun harcadığı enerjiyi belirleyen üç temel faktör: Bazal metabolizma hızımız, aktivite ile yaktığımız enerji ve yiyeceklerin termik enerjisi.Bunları da açalım.
1. BAZAL METABOLİZMA:
Vücut yüzeyi birimine göre hesap edilen, istirahat anında sarf edilen enerji miktarı diye adlandırılan bir tanımlama vardır ki; biz buna bazal metabolizma deriz. İstirahattayken diye belirtilme nedeni şudur: bedenimiz bir makine gibi biz fark etmesek ve hareket etmesek de çalışır. Bazal metabolizma hızı; yalnızca nefes alma kalp atışı, kan dolaşımı, vücut sıcaklığının belirli bir düzeyde tutulması gibi hayati fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için vücudun gereksinim duyduğu enerji miktarıdır. Vücudunuz ihtiyacı olan bu günlük enerjiyi aldığınız gıdalardan sağlar. Ama bu her vücut için belirli bir miktarın üzerine geçmez. Fakat bu hızı da etkileyen bazı faktörler vardır:
Yaş; Gençlerde bazal metabolizma hızı yüksek, yaşlılarda ise daha düşüktür.
Anatomik yapı;Uzun, ince yapılı kişilerde bazal metabolizma hızı daha yüksektir.
Hastalıklar ; Ateşli hastalıklar bazal metabolizma hızını arttırır.
Spor; Yağsız dokulara sahip kişilerde bazal metabolizma hızı yüksek, yağlı vücutlarda ise daha düşüktür.
Stres hormonları bazal metabolizma hızını arttırır.
Mevsim; Dış ortamın sıcak veya soğuk olması bazal metabolizma hızını arttırır.
Oruç veya şiddetli açlık durumunda bazal metabolizma hızı azalır.
Troid Bezi hastalıkları; Bir tiroid hormonu olan tiroxin bazal metabolizma hızının ayarlanmasında anahtar rolu oynamaktadır.Tiroxin üretimininin artması durumunda bazal metabolizma hızı da artmaktadır.
Çocuklar ve hamilelerde bazal metabolizma hızı yüksektir.
Bazal metabolizma için harcanan enerji;yakılan günlük vücut enerjisinin yaklaşık % 60-70′ini oluşturur.

2. FİZİKSEL AKTİVİTE İLE TÜKETİLEN ENERJİ
Vücudumuzun harcadığı enerjiyi belirleyen ikinci temel faktör fiziksel aktivite ile tüketilen enerjidir. Bu ağır bir spor egzersizinden, ev içinde yaptığınız işlere kadar her türlü aktivitenizi kapsar. Fiziksel aktivite ile tüketilen enerji,vücudun yaktığı toplam enerjinin % 20 – 30′unu oluşturur.

3. YİYECEKLERİN TERMİK ETKİSİ
Toplam harcanan vücut enerjimizin, yaklaşık olarak % 10′u yediğimiz yiyeceklerin sindirilmesi esnasında harcadığımız enerjidir. Biz bir şeyler yediğimizde,vücut kanı sindirim için sindirim bölgemize hücum ederek o bölgede bir hareketliliğe neden olur.Yani metabolizma hızlanır. Bu size neden az ama sık yemek gerektiği konusunda bir fikir verebilir. Böylece sindirimle yakılacak enerji miktarı da maksimum düzeye çıkarılabilir. Ayrıca bazı gıdalar vardır ki sindirilirken diğer gıdalara göre daha çok enerji yakar.
Yukarıdaki bilgiler ışığında ”bedenim yediklerimi niye yakmıyor da yağ olarak depoluyor ‘’sorunuzun yanıtını verelim. Siz hareketsizseniz ,bir oturuşta dağları yiyorsanız, beslenme konusunda hiçbir kurala uymuyorsanız, harcadığınız enerji bazal metabolizma için harcanan enerjiyle sınırlı kalır. Bu da yağ depolanmasına neden olur.

Lütfen bu iletişim ve internet çağında; her türlü bilginin ulaşılabilir olduğu şu ortamda; artık vücut makinenizin kullanma kılavuzunun da elinizin altında olduğunu görün. Makineyi kılavuza göre çalıştırmazsanız mutlaka bir tamirciye gereksinim duyarsınız.
Şişmanlığımın tek sorumlusu ben miyim?
Elbette ki çok sayıda faktör obezitenin gelişmesine katkıda bulunur. Bunlar dört büyük kategoriye ayrılır:
1. Kalıtsal faktörler

2.Yaş
3. Fizyolojik faktörler(yaşlanma , gebelik sayısı gibi)
4. Psikolojik faktörler(sıkıntı ve üzüntü gibi olumsuz duygulara tepki olarak yemek yenmesi)

Kalıtsal mirasımız,yaşımız, fizyolojimiz ve psikolojik koşullarımız ne olursa olsun, bu durumun etkilerini en aza indirmek gene bizim elimizde. Bedenimizi en iyi biz tanırız.
Bedenimiz her konuda ilk sinyali bize verir. Bu sinyalleri görmezden gelir ve bir çözüm aramaya yanaşmazsak, ne yazık ki sonuçlarına da gene biz katlanırız. Bedenimize sahip çıkmalıyız.

Son yıllarda hızına erişilmez bir artış gösteren şişmanlığın artma nedeni nedir?
Teknolojinin ve bilimin ilerlemesi, son yıllardaki ekonomik düzelmeler insanların daha rahat ve hareketsiz bir yaşama itmiştir. Teknoloji suçlu mudur? Bilgisayar, televizyon, çamaşır makinesi, elektrikli süpürge, asansör, araba vs. hayatı inanılmaz kolaylaştıran ürünlerdir. Ama bütün bir günü bilgisayarın başında geçirmek, iki adımlık yere bile arabayla gitmek, 3-5 merdiven için bile asansör kullanmak, akşamları kucağımızda kocaman bir kase cipsle televizyon izlemek… Bu liste de uzar gider. Bütün bunlar bizi nereye götürür bir düşünün lütfen. Ayrıca bu teknolojik kolaylık ve hız yeme eylemimize de yansımıştır. Şimdi ”fast food” çağındayız. Yani hızlı ve yağlı hazırlanmış gıdaların, hızlı ve ayaküstü tüketilmesi üzerine kurulu bir kültür. Tüm bunlar alt alta eklendiğinde şişmanlık kaçınılmaz olur. Bu herşeyin hızlısının makbul olduğu çağ; insanların bir diyetten 3-5 günde sonuç almak arzusunu da açıklar.
”Psikolojik Sorunlarım olduğunda kendimi kötü hissettiğimde yemeğe saldırıyorum.Yemek bana kendimi iyi hissettiriyor.Neden?”
Psikolojik faktörlerde ( özellikle batı toplumlarında) şişmanlığın nedenlerindendir. Stres ve depresyon ile şişmanlık arasındaki ilişki bu konuda yapılan çalışmalarla ortaya konmuştur. Bu tip durumlarda davranış bozuklukları, yeme alışkanlığını olumsuz yönde etkileyerek şişmanlık için zemin hazırlar. Siz yemek yediğinizde beyninizden endorfin denilen mutluluk hormonu salgılanıyor ve kendinizi daha iyi hissediyorsunuz.Oysa biliyor musunuz endorfin sadece yiyerek elde edebileceğiniz bir mutluluk kaynağı değil!spor ve seks de aynı etkiyi yapacaktır.Bu sadece bir alışkanlıktır.Siz ,yedikçe mutlu ve iyi hissettiğinizi düşünürsünüz ama bunun sonucu şişmanlıktır.Ve aynı siz,şişmanladıkça mutsuz olur ve yersiniz.Bu kısır döngüyü kırmak ancak sizin elinizdedir.Yapmanız gereken sadece endorfini elde edeceğiniz kaynağı değiştirmek!

Neden kadınlar şişmanlığa daha yatkınıdır?
Kadınlarda daha sık görülmesinin nedenleri arasında östrojen hormonunun yağ dokusunu arttırıcı etkisi önemli bir rol oynar.Yani kaçınılmaz bir gerçek olarak,kadınlık hormonları yağlanmaya neden olabilirken,erkelik hormonları,kas dokusunda artışı sağlar.Bu yüzden genel olarak kadınlar şişmanlığa daha yatkındır diyebiliriz.
Okul çağındaki çocuklarda obezite sıklığı %5 oranındadır!
Evet hayatımızı belirleyen çocukluk evresinde başlayan ciddi bir hastalıktır obezite.Bu yüzden de çağın hastalığıdır. Genellikle çok yemek yenen ailelerde büyüyen çocuklarda görülür.Sıklıkla, ailenin duygusal bakımında eksiklikler söz konusudur.Çocuk sebebini bilmediği içindeki duygusal boşluğu, yemekle doldurur.Çocuk Obezlerin %15-25′i zayıflayabilirken,diğerlerinde obezite, yetişkinlik dönemlerinde de devam eder.

Şişmanlık Nasıl Saptanır?
Şişmanlığın saptanmasında çok çeşitli yöntemler kullanılır. Bu yöntemlerden faydalanılarak şişmanlığın seviyesini belirlemek mümkündür. Pratikte en yaygın olarak başvurulan kriter; beden kitle indeksidir (BKİ).

BKİ, yetişkinlerde şişmanlık ve fazla kilonun sınıflandırılması için sıklıkla kullanılan boy ve vücut ağırlığına dayalı basit bir indekstir. BKİ, kg olarak ağırlığın m2 olarak boya bölünmesi ile hesaplanır.
BKİ (kg/m2) = Ağırlık(kg) / Boy(m2)
Örnek: Vücut ağırlığı 60 kg, boy uzunluğu 1.66 m olan bir kişinin BKİ si; 60 / 2.76= 21.7 kg/m2 dir.
BKİ ve Derecelendirme
Normalin altı ağırlık (Zayıf) < 18.5
Normal (Kabul edilebilir ağırlık) 18.5-24.9
Hafif şişman (Overweight) 25.0-29.9
I. Derece şişmanlık (Obezite) 30.0-34.9
II. Derece şişmanlık 35.0-39.9
III.Derece şişmanlık (Morbid obezite) >40.0

Yaşa Göre Olması Gereken BKİ Değerleri :
Yaş ve BKİ (kg/m2)
19-24 19-24
25-34 20-25
35-44 21-26
45-24 22-27
55-64 23-28
>65 24-29

BKİ, şişmanlığın sınıflanmasında yaygın olarak kullanılmasına rağmen, yağın bedenimizdeki dağılımı konusunda bilgi vermez.
Şişman bireyler sadece biriken aşırı yağ bakımından değil, yağın bölgesel dağılımı bakımından da özellik gösterir!
Yağ dağılımı özellikle şişmanlıkla birlikte ortaya çıkan hastalıklar bakımından önem taşır. Vücutta biriken aşırı yağ karın (abdominal) bölgesinde toplanmışsa android tip, vücudun alt bölgesinde toplanmış ise gynoid tip şişmanlık olarak tanımlanır.

Bel Çevresi Ölçümü:Erkeklerde 102cm.,kadınlarda 88cm.üzeri olması bir obezite göstergesidir!
Bu ne demek ?Vücudumuz sadece dışardan görünür bölümlerde yağlanmaz.İçeride de yağlanma sürer.Bu da bacaklar kollar ve baş dışında kalan ve kalp gibi hayati organların bulunduğu beden iç bölümümüzün risk altında olduğunu gösterir. Bu durumda bel/kalça oranı kullanılır. Bu oranın erkeklerde 1.0 ve kadınlarda 0.8? in üzerine çıkması , özellikle şişmanlığın neden olduğu hastalıklar açısından büyük
risk oluşturur.
Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz. Şikayet adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde diyetextra.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacaktır.İletişim kasvax@gmail.com diyetisyen diyet
Her türlü görüş ve şikayetleriniz için bizi betamedya@hotmail.com mail adresinden bize ulaşın.