Araştırmalar, saç dökülmesinin kadınlarda da görüldüğünü, 20 yaşın üzerindeki her kadının, yaşamının herhangi bir döneminde saç dökülmesi nedeniyle tıbbi yardıma ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Son yıllarda tıbbi küf olarak tanımlanan özel bir küfün ise özellikle kadınlarda sık görülen hormonal olmayan saç dökülmelerinde son derece etkin bir tedavi aracı olduğunu gösteren güvenilir çalışmalar var.
Saçın esas maddesi keratin’dir. Saçlarınızı beslemek, sağlıklı ve parlak saçlara sahip olmak istiyorsanız bir kuralı hiç unutmamalısınız: Saç sadece kökünden beslenir. Saçlarınızı daha iyi beslemek için işe, doğru ve dengeli bir beslenme planı yaparak başlamalısınız. Dışarıdan yapacağınız çabalardan sonuç alamazsınız. Saç bakımı ürünleri saçın yıpranmış görüntüsünde kısa süreli değişmeler dışında pek yarar sağlamazlar. Bu ürünlerle saçlarınızı daha temiz ve bakımlı tutabilir, dış etkilerin oluşturduğu yıpranmanın sonuçlarını bir süre gizleyebilirsiniz. Saç bakım ürünleri ile saçınıza sadece bir dış bakım sağlayabilirsiniz. Bir kez daha hatırlatalım: Saçınız için gerekli olan besin unsurları saça sadece kan yolu ile ulaşabilirler. Saçınız için gerekli besin unsurlarını ağız yolu ile doğal besinler veya besin destekleri ile alabilirsiniz.
Saç dökülmelerinin hormonal, metabolik, mikrobik pek çok sebepleri var. Sorunun kaynağını araştırın. Demir, çinko veya başka bir besin unsurunun yetersiz alımı ile ilişkili olup olmadığını öğrenin. Yanlış planlanmış dengesiz ve çok düşük kalorili diyetlerin de saçınızı dökebileceğini unutmayın.
Sorunu, saçlarınızın ihtiyaç duyduğu vitamin, mineral ve proteinlerin ona yalnızca kan dolaşımı ile ulaşabileceğini unutmadan çözmeyi deneyin.
Saç dökülmeniz beslenmenize ilişkin sorunlardan kaynaklanıyorsa, kalsiyum, çinko, selenyum gibi minerallerin, p-aminobenzoik asit, keratin, sistin ve tiamin gibi besin unsurlarını ihtiva eden bazı hazır ürünlerin veya besinlerin ağız yoluyla alımı halinde yardımcı olabileceklerinden şüphe etmeyin!
Bir hatırlatma
Son yıllarda tıbbi küf olarak tanımlanan özel bir küfün özellikle kadınlarda sık görülen hormonal olmayan saç dökülmelerinde son derece etkin bir tedavi aracı olduğunu gösteren güvenilir çalışmalar var. Bu küf, ilk kez 1970’li yıllarda Almanya’da kullanıma verildi. Tıbbi küfün tiamin, keratin ve sistin ile birlikte kullanımının daha etkili olduğunu ise 1990 sonrasında yapılan yeni ve güvenilir çalışmalar gösterdi.
Saç dökülmesini durdurmak, saç hasarını önlemek istiyorsanız çözümün dıştan değil içten geldiğini unutmayın. Önce doğru ve dengeli bir beslenme planı yapın, stresten, üzüntüden, uykusuzluktan uzak bir yaşam planı yapın. Gerektiğinde bir uzman danışmanlığı alarak yukarıda belirtilen besin unsurlarını bir arada içeren yeni ve etkili ürünlerden yararlanın.
Saç kaybını artıran etkenler
Tükenmişlik durumu, stres
Ateş, enfeksiyonlar
Tiroid bozukluğu gibi bazı hormonel ve metabolik hastalıklar (Tiroid bezi tembelliği)
Kansızlık
Mevsimsel dökülmeler
Hamilelik ve emzirme dönemleri
Beslenme bozuklukları, bilinçsiz ve ağır sık tekrarlanan diyet rejimleri, alkol bağımlılığı
Kanser tedavileri gibi ilaçların kullanımı
Zehirlenmeler
Radyasyon
Gerçekler ve rakamalar
Saç sayısı: Her insanda 100.000 – 150.000
Saç yoğunluğu: 200/cm²
Çapı: 0.1 mm
Her bir saç telinin aylık uzama miktarı: 1 cm
Bir günde toplam saç uzaması: 20-30 m
Günde kaybedilen toplam saç sayısı: 50-100
Araştırmaya göre, Bangkok saça en fazla zarar veren kent. İstanbul dördüncü sırada. Kirlilik saçları cansız, güçsüz ve daha az parlak yapıyor.
Oxford Saç Vakfı Başkanı John Gray’in yaptığı araştırmada, aynı gün ve saatte, aynı saç örnekleri dünyanın 7 metropolündeki açık alanlara asıldı ve 7 gün boyunca buralarda tutuldu. Aynı saç örneklerinden biri de sağlıklı koşullarda saklanarak, bir haftanın sonunda zarar gören örneklerle karşılaştırıldı. Saç telindeki metal ve yüzey görünüm analizleri için Pantene firmasının laboratuvarlarının lazer teknikleri kullanıldı.
Analizlere göre Bangkok saça 0.1751 gram, Tokyo 0.1703 gram, Atina 0.1081 gram, İstanbul 0.1005 gram, Meksiko City 0.0762 gram, Londra 0.0513 gram, New York 0.0099 gram atık yüklüyor.
Saçta metal birikiyor
Gray’ın verdiği bilgiye göre, kentsel kirlenmeden kaynaklanan metalik birikim saçın bir numaralı düşmanı. Deneylerde, saçta protein yapıtaşlarının kaybına yol açan alüminyum, kadmiyum, demir gibi metallerin biriktiği görüldü. Bu birikimler sağlıklı saçlardaki ışığı yansıtma özelliği bozulup, saçların zayıf ve cansız görünmesine, hassaslaşmasına neden oluyor. Giderek artan matlık, pürüz ve yağlılık hissi de veriyor.
Ancak uzmanlar, çevresel faktörlerin, saç dökülmesi, kellik ve saç beyazlamasının sebebi olmadığını, bunun daha çok genlerle ilgili olduğunu belirtiyor.
Şehir hayatı saçı nasıl bozuyor?
Çevresel faktörler araştırmasının da gösterdiği gibi, saçta biriken ağır metaller ve hava kirliliği en önemli etkenler. Zararlı UV ışınları ve rutubet, protein yapıtaşlarını kaybettirirken saçı cansızlaştırır ve kolay kırılmasına yol açar.
Saça yanlış uygulanan boya, perma, röfle gibi kimyasal işlemler,
Saçı seyrek yıkamak,
Saç kurutma makineleri ve düzleştirme işlemi sonucunda saç protein yapıtaşlarını kaybeder ve yapısı zarar görür.
Stres kafa derisindeki kasların gerilmesine neden olarak saç köklerine kan akışını kısıtlar. Ayrıca kadınlar stresliyken saçlarıyla daha çok oynar, çekiştirir, adeta gerginliğinin acısını saçından çıkartır; yani mekanik hasar yaratır.
Ağırlığın yüzde 3’ü kadar yabancı madde yapışıyor
Sağlıklı saç dışarıdan bakıldığında, parlak ve hacimli durur, kolay şekil alır ve dokunulduğunda yumuşaklık hissi verir. Sağlıklı bir saçta, saçın yüzde 90’ını oluşturan protein yapıtaşlarının eksilmemiş olması kriter, çünkü protein yapı taşları saçın gücünü, esnekliğini ve nemini koruyan en önemli faktör. Bangkok’ta saça bir günde toplam ağırlığının yüzde 3’ü kadar yabancı madde yapıştığını ölçtüklerini belirten John Gray, bunun zararını bir karşılaştırmayla açıkladı: ‘Bu, 60 kg olan bir insanın, haftada 1.9 kg, yılda ise 99 kg istenmeyen maddeyi taşıması demek.
Podyumlardaki en son renk trendlerini yansıtan Igora Style Collection’ın yeni renk kombinasyonları, karşı konulmaz bir güçle yeni yıla girmek üzere olduğumuz şu günlerde sizi kendine çekiyor. Yılbaşında, bohem tarzındaki alev ve protakal tonlarını ya da gotik tarzındaki mürdüm ve böğürtlen tonlarını kim reddedebilir ki? Feminen trendindeki enfes vanilya kreması tonları ise bizi baştan çıkarmaya yetiyor.
Igora Style Collection, gücünü Schwarzkopf’un hazırladığı, saç modasındaki en son trendleri ve geleceği belirleyen Essential Looks’tan alıyor. Soğuk/sıcak ve nötr cilt rengine sahip kadınlar için ayrı ayrı hazırlanan koleksiyonda, podyumlardaki en son renk trendlerini yansıtan birbirinden güzel renk kombinasyonları yer alıyor.
Şimdi size en uygun rengi seçmek gerçekten de çok kolay. Igora Style Collection renk kataloğunda yer alan kumaşlar, renkler ve hatta aromalar ile tüm renk tonlarını kolaylıkla gözünüzde canlandırabilirsiniz. Bu katalog sayesinde hem en son saç trendlerini yakından takip edebilir, hem de en sevdiğiniz kombinasyonları nasıl anlatacağınızı düşünmeden kuaförünüzden isteyebilirsiniz.
FEMİNEN: Eğer sıcak/soğuk, yani nötr cilt rengine sahipseniz, bu sezon 50’li yılların etkisindeki bejler, sandreler ve altınlarla feminen şıklığı yeniden yaşayabilirsiniz. Dişiliği ve zarafeti ön plana çıkaran bu tonlar ve sezonun yeni vanilya rengi, günümüzün geometrik saç kesimleriyle mükemmel uyum sağlıyor. “Sonbahar/Kış modasında, feminen görünüş ve Fransız dişiliği hakim; doğru tonları kullanarak buna ulaşmak mümkün” diyor ünlü boya uzmanı Lesley Le Beau.
Igora’nın yeni vanilya rengiyle yumuşak ve soylu bir görünüm yaratırken dişiliğiniz ve zerafetinizle göz kamaştıracaksınız.
BOHEM: Bohem, bu sonbahar/kış sezonunda çok gündemde olan eskiyle modernin karışımını derleyip bize sunuyor. Bohem’in ateşli ve canlı renkleri, bağımsızlık isyanını güçlendiriyor. Asi ve gerçekçi bohem renkleri, sıcak cilt rengine sahip bayanlarda ateşli ve dramatik etki yaratıyor. Parlak kızıl kahve tonlarının, kızıl-bakır’la ve bakırla karışımından oluşan lav renkleri “Bohem ile saç diplerindeki yoğun kızıldan, saç uçlarındaki parlak portakal tonuna doğru heyecanlı ve son derece uyumlu bir geçiş yapmayı başardık. Igora Royal tonlarıyla muhteşem bir alev gösterisi…” diyor Lesley Le Beau.
GOTİK: Derin ve esrarengiz soğuk renk tonları gotik tarzın gizemli dünyasında buluşuyor. Kışkırtıcı viyole ve siyahın farklı tonlarıyla sonbahar/kış sezonunda gizemli bir havaya bürünün. Lesley’e göre “Igora’nın sonbahar/kış koleksiyonundaki vişne, mürdüm ve böğürtlenin baştan çıkarıcı tonları, koyu kahve ve siyahla buluşarak, saç kesimindeki farklılıkları daha da ortaya çıkarıyor.
Igora Style Collection 2004 Sonbahar/Kış renkleri Avrupa ile aynı anda Türkiye’deki seçkin kuaför salonlarında. Eczacıbaşı Schwarzkopf Salonları, sezonun en gözde renklerini ve farklı renklendirme tekniklerini modanın öncüsü olmaktan hoşlanan kadınlara sunmaya hazır

Son Yorumlar