Ağu 24
Ten renkleri koyu olan kişilerin ciltleri ancak kendilerine has
bir cilt bakımı ve makyaj ile değerlendirilebilir.
Nasıl mı?

Cilt bakımı
Diğer ten renklerine önerilen bakımlarla ortak bazı özellikler taşımakla beraber, koyu tenlilerin özellikle uygulamaları gereken rutin bakımlar vardır. Bunların özel olmasının nedenleri arasında koyu renkteki ciltlerin salgı dengelerinin farklı olması ve düzensiz pigmentasyona daha yatkın olmalarıdır.

Hassasiyete dikkat!
Melanin olarak zengin olan koyu tenli ciltlerin ana problemi düzensiz pigmentasyondur yani renk hücrelerinin dağılımının düzensizliğidir. Cildi yaralayan veya tahriş eden her şey ciltte koyu nokta veya lekelere neden olan “melanosit”leri uyarır. Bu arada koyu renkli ciltler açık olanlara nazaran daha geç kırışır ama daha hassas ve tepkilidir.
Bir dermatolag tarafından takip edilmiyorsanız, kuvvetli ürünlerin kullanılmasıyla cildin üst tabakalarını yenilemeyi amaçlayan tedavileri uygulamamanız, AHA, tretinoine, glikolik asit, laktik veya salisilik asit, hidrokinon veya retinol içeren ürünler kullanmamanız önerilir. Bu arada beyazlatıcı veya renk açıcı tüm ürünlerden uzak durmanız önemle tavsiye edilir çünkü bu tip ürünlerin kullanılması ciltte geri dönülmez pigmantasyon sorunlarına neden olabilir.
Gündelik bakım ürünlerinizi “hipoalerjenik” ürünlerden seçin. Aşırı pigmentasyona neden olabilen güneşten kendinizi koruyun. Koyu tenlerin UV ışınlarından etkilenmediği yanlış bir kanıdır. Koyu tenli kimselerin de güneşe karşı kendilerini dikkatle korumaları gerekir.
Fazla sebum
Koyu tenlerde cilt genellikle yağlıdır, akne ve siyah noktalara eğilimlidir. Tıkanan gözeneklerde minik kistler de oluşabilir. Bu sorunu düzeltmek gerekir çünkü sivilce ve kistler cildinizde koyu izler bırakır.
Her şeyden önce sivilcelerinizi sıkma isteğinize gem vurun. Yağlı kozmetik ve saç şekillendirici ürünlerden de uzak durun. Mineral yağlar, lanolin ve vazelin gibi ağır yumuşatıcılar içeren her şey düşmanınızdır.
Sabah ve akşam cildinizi özenle temizleyin. Makyajınızı tamamen temizledikten sonra yumuşak tüylü bir fırça yardımıyla yağsız ve yumuşak bir temizleme jeli veya sütü kullanarak cildinize hafifçe masaj yapın. Temizleme ürünü fazlalıklarını, isteğinize göre suyla veya bir pamuk yardımıyla, temizledikten sonra, cildinizi dengelemek için bir tonik uygulayın. Haftada bir yumuşak bir peeling ürünü kullanarak ölü cilt hücrelerinizi temizleyin: özellikle parçacıkları olmayan, hassas ciltler için üretilmiş ve gözeneklere zarar vermeyen peeling ürünlerinden seçin. Ayda 1 veya 2 kez sebumu düzenleyecek temizleyici bir maske uygulayın. Geceleri yatarken gece kremi sürmeyi de ihmal etmeyin.
Nemlendirme
Cildiniz yağlı da olsa nemlendirilme ihtiyacı vardır! Rutubet, rüzgar, klimalı ortam, çevre kirliliği ve stres gibi etkenlere karşı zayıf olan cilt, tüm bu olumsuzluklara nemini kaybederek tepki verir. Bu da cildin soluklaşmasına, matlaşmasına ve pul pul olmasına neden olur.
Cildinizin ışıltılı, sağlıklı ve dış etkenlere karşı güçlü olması için en doğru yol, hipoalerjenik ve yağlı olmayan bir nemlendirme sütü kullanmanızdır. Nemlendirici ürününüzü seçerken bilinen ve iyi bir marka olmasına dikkat edin ve uzmanlardan yardım alabileceğiniz parfümeri veya mağazaları tercih edin.

Makyaj
Koyu tenlilerde beyaz tenlilere oranla daha fazla renk nüansı vardır. Mümkünse özellikle koyu tenliler için tasarlanmış makyaj ürünleri arasından seçiminizi yapın. Bunlar hem renk, hem cilt tipinize uygun ürünler sunar. Satın alacağınız ürünlerin yumuşak, yağsız, alkol ve parfüm içermeyen, kaliteli ürünler olduğundan emin olun. Cildinize zarar verebilecek olan duyulmamış ürünlerden kaçının.
Fondöten
Fondötenin cilt renginden farklı bir renk elde etmek için kullanılmaması, ten rengini eşitlemek ve vurgulamak için kullanılması gerekir. Yani fondötenin kendi ten renginizde yok olması doğrudur! Koyu veya açık tüm tenlerde genellikle çene ve boyun bölgesi daha koyu, elmacık kemiklerinin üstü daha açıktır. Yakalanması gereken nüans cildin daha koyu kısımlarının rengiyle daha açık olan kısımlarının arasında uyumu yakalamaktır. Koyu tenli ciltlerin sıcak alt tonları bulunur. Bu nedenle bakır, turuncu veya bronz renk bazlı fondötenleri tercih edin. Hatları sertleştiren kırmızı ve pembe; sağlıksız bir görünüm veren bej tonlardan uzak durun.
Eğer cildinizde leke veya renk farklılıkları varsa iki farklı fondöten kullanarak bunları düzeltin: biri daha açık olmalı ki koyu bölgeleri açsın, diğeri daha koyu olmalı ki soluk bölgeleri canlandırsın. Önemli olan cildinizin eşit ve aynı tonda görüntü kazanmasıdır. Kolay bir çözüm: kapatıcı özelliği yüksek olan bir fondöteni bir lateks makyaj süngeri yardımıyla cildinize uygulayın. Bunun üzerine uygulayacağınız daha açık fondöten, hem eşit olmayan renk dağılımlarını yok edecek, hem de yüzünüze vermek istediğiniz etkiyi kolay elde etmenize yardımcı olacaktır. Fondöteni burnunuzun ucuna, elmacık kemiklerinize, kaşlarınızın arasına ve çenenize sürerek işleme başlayıp istediğiniz etkiyi elde edinceye kadar dağıtın.
Cilt renginizin sarı veya yeşile kaçtığını mı düşünüyorsunuz? Bu defoların düzeltilmesi için tasarlanmış düzeltici farlar vardır: yeşile kaçan tenler için turuncu ve sarıya kaçan tenler için mavi. Genellikle bunların fondötenin üzerine uygulanması önerilir ama bazen bunu yapmak ciltte oluşan kalınlık nedeniyle zor olabilir. O nedenle alternatif olarak düzelticiyi fondötene karıştırmak da düşünülebilir.
Pudra
Doğal ışıltıyı ciltten az da olsa yok etmesine rağmen fazla yağı önlemesi ve makyajı sabitlemesi nedeniyle gereklidir. Hafif parlaklığı olan bir pudrayı tercih edin veya mat bir pudrayı sedefli bir bronzlaştırıcı pudrayla ya da parlak bir göz farıyla (bakır veya bronz) karıştırarak kullanın.
Allık
Biri açık, diğeri daha koyu iki ayrı allık kullanırsanız sonuç daha hoş olur. Daha koyu renk olan allığı burnunuzun iki parmak yan tarafından yukarı doğru uygulayarak şakaklara kadar sürün. Bu uygulama yanaklarınızın çukurlaşmasına neden olacak, elmacık kemiklerinizi ortaya çıkaracaktır. Daha açık allığı ise sadece elmacık kemiklerinizin üzerine uygulayın.
Ruj
Beyaz tenli kadınlara sık önerilen bir hile olan dudakları kapatıcı uygulayarak homojen hale getirme yöntemi koyu tenlilere önerilmez. Onun yerine, dudak yüzeyinin tamamını kuru uçlu bir dudak kalemiyle boyamanız, hem eşit renklenmelerine, hem de ruju daha uzun tutmalarına neden olur. Genellikle koyu tenli insanların doğal bir dudak hattı olduğundan dudak kalemiyle çevrelemeniz gerekmez. Eğer dudaklarınızı fazla belirginleşmiş buluyorsanız daha mat bir ruj sürerek silikleştirin. Canlı renkler ve parıltılı parlatıcılar dudakların daha alımlı görünmesine neden olur.
Son bir ipucu: ruj renginizin allığınızla uyumlu olmasına daima özen gösterin
Ağu 24
Havalar soğuyunca dudaklarımız hemen kurumaya başlar…çatlar, hatta kanar…bu durum hem kötü bir görüntü hem de acı ve rahatsızlık verir. Tek çözüm onları iyi korumaktır.
Neden ?
Dudak derisi ince, hassas ve dayanıksızdır; yüzeyinde ölü hücrelerden oluşan kabuklaşma vardır. Sadece, onlara kırmızı rengini veren kılcal damarlar önünden zengindir. Deriyi koruyan yağ bezlerinden ve ısı dengelenmesini sağlayan ter salgılayıcı bezlerden; kısaca dış etkenlere karşı kendini koruyabilecek silahlardan yoksundur. Bu durum onun dış etkenlere karşı savunmasız kalmasına neden olur.

Kışın, soğuktan ve rüzgardan dolayı saldırı daha çoktur. Nezle, grip gibi hastalıklara yakalanma riski daha yüksektir. Bu tip hastalıklarda ağızdan nefes alırız, bu da dudakların iyice kurumasına neden olur. Etkili bir bakım ve düzenli bir koruma yapılmazsa kısa zamanda kurur, çatlar ve rahatsızlık hissi verecek şekilde gerilir. Gülmek gibi dudakları geren hareketler sonucunda da acı veren ince çatlaklar oluşur.
Ne yapmalı ?
Her şeyden önce uygulayacağınız bakımın düzenli olması gerekir.
Ölü hücrelerden arındırma:

Haftada 2 kez iyice temizlediğiniz diş fırçanız ile dudaklarınızı hafif ve dairesel hareketlerle fırçalayın. Bu işlem dudaklarınızın üstünde birikmeye başlayan ve kısa sürede kabuksu bir yapıya dönüşecek olan ölü hücrelerden derinizi arındırmanızı ve uygulayacağınız diğer bakımların daha etkili olarak deriye nüfuz etmesini sağlar.
Nemlendirme:

Her sabah, günlük temizliğinizin ardından, makyaj öncesi mutlaka nemlendirici bir krem ile dudaklarınızı nemlendirin. Hafif yapıda bir krem seçin ve uygularken dudaklarınıza iyice yedirin. Özel olarak dudaklar için üretilmiş “baume” adı verilen dudak nemlendiricilerinden kullanabileceğiniz gibi, hafif yapılı ise yüzünüz için kullandığınız nemlendiricinizi de uygulayabilirsiniz.
Rujunuzu içinde nemlendirici içerik bulunduranlar arasından seçmeye özen gösterin. Sıcaktan soğuk bir ortama çıkarken veya soğuktan sıcak bir ortama girdiğinizde nemlendirici kreminizi tekrar uygulayın. Kreminizi yanınızda taşımak zor geliyorsa kolay taşınabilir bir nemlendirici “stick” de aynı işi görecektir.
Besleme:

Soğuk dudak etrafındaki ince çizgilerin oluşmasını da hızlandıran bir etkendir. O nedenle dudakları ve dudak çevresini besleyici bir ürünle güçlendirmek gerekir.
Besleyici bakımın gece yatmadan önce uygulanması daha doğrudur. Besleyiciler nemlendiricilere göre daha yağlı ve yapı olarak daha kalın oldukları için gündüz kullanımında konfor açısından uygun değildir. Özel dudak besleyicileri satın alabileceğiniz gibi, gece için besleyici özelliklere sahip bir “gece kremi” kullanıyorsanız, dudaklarınıza da aynı kremi uygulayabilirsiniz. Gece kreminiz yoksa, dudaklarınız için yağ bazlı ve koyu kıvamlı bir krem tercih edin.
Masaj:

Banyo veya duştan sonra E vitamini yağı ile ortadan başlayıp kenarlara doğru, dudaklarınızı gererek ve yağı yedirene dek masaj yapın. E vitamini yağını eczanelerde rahatlıkla bulabilirsiniz.
Dikkat!
Özellikle dışarıda ve soğuktayken dudaklarınızın kuruduğunu hissederseniz onları dilinizle ıslatmayın, bu hareket daha da fazla kurumalarına neden olur.

Doğal bir reçete
İşte size evde kolayca hazırlayabileceğiniz, oldukça etkili bir dudak kremi:

- 2 çay kaşığı rendelenmiş bal mumu
- 8 çay kaşığı zeytinyağı veya badem yağı
- 1 çay kaşığı karite yağı (isteğe bağlı)
- 1 çay kaşığı süzme bal
- 5 damla arzu edilen bir öz yağı (nane, mandalina, limon gibi)

Balmumunu, zeytinyağını ve karite yağını benmari usulü veya çok kısık ateşte, balmumu tam olarak eriyene kadar ısıtın. Ateşten alın ve karıştırarak balı ilave edin. Karışım ılıyınca içine öz yağınızı ekleyin. Kreminiz hazır! Cam bir kavanoza koyun ve serin bir yerde koruyun. Yararını göreceksiniz
Ağu 24
Cildinizi hırpalayan pek çok etken var. Sizin üzerinize düşen tek şeyse, güzelliğinizi korumaya çalışmak. Uykusuzluk, hava kirliliği ve stresin cildinize etkileri karşısında, doğru ve sürekli bir cilt bakımı uygulamıyorsanız, cildinizin nemini yitirmesi, kuruması, kırışması ve zamanından önce yaşlanması kaçınılmaz. Bu nedenle 20 yaşından itibaren, cilt bakımına başlamak gerekiyor. Tabii bu bakımın yaş ilerledikçe farklılaşması da şart. Günümüzün modern kadını, artık yüzüne sürdüğü, hatta değdirdiği her ürün konusunda son derece seçici davranmak zorunda.
20 Lİ YAŞLARDA CİLT BAKIMI

Bu yaşlarda cilt güçlü, pürüzsüz ve gergindir. Ama özellikle alın ile burnun ve ağzın yan taraflarında sivilce topluluklarına rastlanır. Genç cildin tek sorunu da budur: Sebum salgıları ve hormonlar henüz düzene girmemiştir. Ölü hücreler ayda 1 kez, yerlerini yenilerine bırakmak üzere, dökülür. Dokular sağlamdır, Vücut tarafından yıkılan kolajen, kolaylıkla tekrar üretilir. Temizlik ve nemlendirme anahtar kelimelerdir. Özellikle sivilce ve siyah noktaların fazla olduğu durumlarda, doğru sabunu kullanmaya özen gösterilmelidir. En sık yapılan hata, cildin yağını fazlasıyla alan bir ürün seçmektir: Böyle bir durumda, sivilceler azalmak yerine artar. Çünkü, cilt yüzeyindeki nem ve yağ tabakası hızla yok olur. Kullanılan kremler, gözeneklerin fazla tıkanmasını önlemek için, hafif olmalıdır. Ayrıca, genç ciltte leke oluşmasına fırsat vermemek için, parfüm içermemelidir.
30 LU YAŞLARDA CİLT BAKIMI
Otuzlu yaşlarda birkaç küçük sorun baş gösterir: Göz çevresi, alın ve ağzın kenarlarında, özellikle ışıkta belli olan, ilk kırışıklıklar ortaya çıkar. Yaşlı hücreler, dökülme yeteneklerini kaybeder ve üst derinin kalınlaşmasına neden olurlar. İşte bu yüzden, cilt yüzeyi artık eskisi kadar pürüzsüz değildir. Işık eskisi gibi güzel yansımadığından, cilt yüzeyinde gölge oyunları oluşur. Cilt kıvrımları arasına sızan makyaj malzemeleri de, alerjik reaksiyonlara neden olmaya başlarlar. Esnek lifler ve kolajen eskisi kadar fazla üretilmez. Cildin devamlı hareket halinde olduğu bölgelerde ilk belirgin izler oluşur. Yeterince güçlü olmayan bir cilt, güneş ışınlarından fazlasıyla zarar görür. Bu yaşlarda cilt, ilk zayıflık belirtilerini göstermeye başladığından, zararlı UV ışınları, cildin orta tabakasına kolaylıkla geçebilir. Bunu önlemek için ne mi yapmalı? Ağızdan A, F ve E vitaminleri ile mineral preparatları alınabilir. Dışarıdan yapılacak uygulamalara gelince: Sabahları koruma filtresi içeren kremler, akşamları ise cildi nemlendirip onaran meyve asitlerinden faydalanılabilir. Bu yaşa dek normal ya da karma olan bir cilt, birden kuruyabilir. Hemen uygulamaya geçmeniz gereken strateji, hassas ciltler için hazırlanmış, bileşiminde rahatlatıcı ve dengeleyici maddeler bulunan, özel ürünler kullanmaktır. Özel temizliğin dışında, nemlendirici bir kremle masaj yapılmalıdır.
40 LI YAŞLARDA CİLT BAKIMI
40 ını geçip de 35 inde gösteren kadınlar vardır. Yalnızca şans ya da kalıtım mı? Elbette değil. Cildin yaşlanmasını geciktirmek için yapılabilecek pek çok şey var. Bu yaşlardaki cildin kolajen üretimi giderek azalır. Üst katman hala gücünü korusa da, iç kısımda bulunup, onu destekleyen esnek lifler biraz zayıf düşer. Bu durum, dıştan bakıldığında, yanaklarda ya da çenenin altında çöküntüler şeklinde görülebilir. Bazen de, cilt mat ya da solgun bir görünüm alır. Bunun nedeni, hücre değişiminin yavaşlamasıdır. 40 yaşına gelindiğinde, tıpkı vücutta olduğu gibi, yüzdeki kaslarda da çökmeler görülür. Bu yüzden, her gün ayna önünde yapılacak 5 dakikalık bir yüz jimnastiği de mükemmel sonuç verir. Garip olduğu kadar etkili bir diğer egzersiz de, çubuk şeklinde bir sakızı dişlerin arasına yerleştirip, bu şekilde çiğnemeye çalışmaktır. Bir diğer kurnazlık da, yüzün bir yanı üzerinde uyumaktan kaçınmaktır: Aksi halde, yüzde kolaylıkla kırışıklık oluşabilir. Son olarak, ağızdan alınacak, vitamin ve mineral takviyesine önem vermenizi hatırlatalım.
NEMLENDİRİCİNİZİ YAŞINIZA GÖRE SEÇİN
Nem kaybına uğrayan cilt iki sorunla karşı karşıya kalır: Cildin en üst yüzeyi olan epidermdeki su molekülleri, buharlaşmaya karşısında, koruyucu bariyer görevini yerine getiremez hale gelir. Bitki özlü nemlendiriciler, cildin zayıflayan nem tutma kapasitesini artırır. Dış etkenlere bağlı olarak günlük nem ihtiyacı giderilmemiş olan epidermin bu gereksinimi böylece karşılanır. Amerika da yapılan araştırmalar, 35 yaş üzerinde olup, nemlendirici krem kullananların kırışıklık şikayetlerinin, kullanmayanlara kıyasla, yüzde 50 azaldığını gösteriyor.
20 – 30 yaş: Bu yaş grubunda, normal veya yağlı cilt yapısına sahip olanlarda da cilt kuruluğu görülebilir. Nem eksikliğini giderecek nitelikteki kremler, cilde nüfuz ederek koruma sağlar. Ayrıca, cildin su dengesini düzelterek cildi canlandırır. Nemlendirici kremlerde bulunan bitkisel konsantrasyon, hücreler tarafından emilir. Bu da cildin en üst yüzeyi olan epiderme esneklik ve rahatlama kazandırır.
30 – 40 yaş: 25 yaşından sonra cildin doğal nemlendirici mekanizması yavaşlamaya başlar. Donuk, nemsiz, elastikiyetten yoksun bir cilt için kullanılacak nemlendirici kremin yumuşatıcı etkisinin yoğun olması gereklidir. Bitkisel lipozomlarla takviye edilmiş nemlendiriciler, 30 yaş ve üzeri ciltleri için idealdir. Bitkisel özlü nemlendiriciler cildin su deposunu uzun süre optimal düzeyde tutarak nemlilik sağlar.
40 – 50 yaş: Giderek daha da kuruyan ve doğal nemini kaybeden cildin, derinlemesine nemlendirilmeye ihtiyacı vardır. Limon, salatalık ve çiçek özlü kremler, cilt hücrelerine nüfuz ettiklerinde en az 8 saat boyunca nemlilik ve esneklik sağlarlar. Bu tür kremlerin kullanılması, cildin nem kazanma sürecini hızlandırır.
50 yaş ve üstü: Yaşın ilerlemesiyle birlikte, kullanılan ilaçlar, geçirilen hastalıklar ve hava kirliliği cilt üzerinde daha belirgin bir etki göstermeye başlar. Bu yaş grubu tarafından kullanılacak nemlendiricilerin, cildi nemlendirmenin yanısıra, onarıcı ve kırışık giderici özelliklerinin de bulunması gereklidir.
Sorunlar ve çözümleri
Hava kirliliği, soğuk ve stres
Hemen hemen herkes, yüz bakım ürünlerinin her açıdan doğal olması gerektiğine inanıyor. Belki de bu inanç herkesin gönlünde uyanan çevre korumacılığının bir uzantısı. Çünkü nehirlerin, göllerin, ormanların ve özellikle de soluduğumuz havanın düşmanı olan kirlilik, cilt sağlığımızı da tehdit ediyor. Yapılan pek çok araştırma stres, düzensiz yaşam, sigara dumanı ve çok kuru havaların cildin korunma mekanizmasını öldürdüğünü gösteriyor. Cildin yapı taşlarını yok eden her türlü kirlilik, cildin kırışıp sarkmasına neden oluyor.
Kuproz
Açık renk ve hassas cilde sahip olanlar, sık sık, yanaklar, alın, burun ve elmacık kemikleri üzerindeki kızarıklıklardan yakınırlar: Kılcal damarların genişlemesi, aşırı miktarda kanın geçişine neden olur. Yarım saat kadar sonra kaybolacak olan kızarıklık ortaya çıkar. Bu genişleme kalıcı olduğu zaman, kuprozdan söz edilir. Bu durum, kılcal damarlarda kontrol altına alınması gereken bir hassasiyet olduğu anlamına gelir.
1 – Işık ve sıcaklık kaynaklarına, dolayısıyla UV ve kızılötesi ışınlara uzun süre ve direkt olarak maruz kalmayın; kesinlikle alkol ve sigara kullanmayın; yüz temizliği sırasında, çok sıcak su ya da buhar banyosundan kaçının; temizleme sütü yanında, ebegümeci ve papatya gibi ağrı dindirici bitki özlerine dayanan alkolsüz tonik kullanılması uygun olur; UV korumalı kremler ya da çinko oksit bazlı özel koruyucular kullanın.
2 – Eğer sivilce oluşumuna eğilimli bir cildiniz varsa, her sabah, 4 – 5 dakika süresince demlenmeye bıraktığınız yabani çilek çayını için. Papatya, lavanta, ebegümeci, anason çayları da kan dolaşımını kolaylaştırmak ve heyecana dayalı gerilimden kurtulmakta faydalı olabilir.
3 – Makyajın, sivilceli deriyi daha kötü hale getireceği kanısı yanlıştır. Aksine, makyaj cildi dış etkenlerden koruyan bir kalkan işlevi görür.
Kozmetik alerjisi
Kozmetikler kolay kolay alerji yapmaz. Ama, normalde zararsız olduğu halde, sizin cildinizin hassasiyet gösterdiği bir madde (renklendirici, koku verici, koruyucu katkı maddeleri) içeriyor olabilirler. Dermatolojik olarak test edilmiş de olsa, hiçbir kozmetik malzeme bu riski tamamen önleyemez. Ürünlerin üzerindeki “hipoalerjenik” ibaresi, alerji riskinin en aza indirildiğini gösterir. Herhangi bir ürüne körükörüne güvenmemek en geçerli kuraldır. Özellikle, cildi hassas olanlar, yalnızca kozmetik seçerken değil, satın aldıklarını saklarken de özen göstermelidirler.

1 – Kutu ve tüpleri sıkıca kapattığınızdan emin olun.
2 – Kozmetiklerinizi aşırı sıcaklık farklarından koruyun.
3 – Kremlere direkt temastan kaçının. Elleriniz yerine minik bir spatula kullanın.
4 – Ürünlerin alerji riski çok yüksek bir bölge olan göz çevresine değmemesine özen gösterin.
5 – Deride uçuk varsa, kozmetik ve makyaj malzemesi kullanmayın. Durum tamamen normale dönmeden bunları tekrar sürmeyin.
6 – Alerjik tepkiden “sorumlu” kozmetiği saptamak için, ilgili bölgede kullandığınız tüm kozmetikleri, günde bir tane olmak üzere, deneyin. Böylece, cildiniz için zararlı kozmetiği belirleyip bunu kullanmaktan kaçınabilirsiniz.
7 – İlk kez kullandığınız bir ürün cildinizin tepki vermesine neden olabilir.
8 – Cildinize sürmüş olduğunuz parfüm veya parfümlü kremler, güneş banyosu sonrasında, ışık hassasiyetine neden olabilir.
Sivilce ve akne tedavisinde anahtar kelime: “temizlik”
Akneli cildin görünümünü düzeltmek için ilk adım, temizlik. Yüzün, sabah ve akşam, sıkıştırıcı maddelerle zenginleştirilmiş, çok hassas bir nötr sabunla yıkanması gerekli. Temizleyici seçiminde, cildin yağını fazla almayacak bir malzeme olmasına özen göstermek çok önemli: Aksi takdirde, tersine bir etki görülebilir ve yağ bezleri fazla yağ üretebilir. Cildin aşırı temizlenmesinden kaynaklanan bir tür akne de vardır.
Tedavide genel kurallar:
1 – Cilt toniğiniz çok az alkol içermeli. Antiseptik ve ağrı dindirici maddelerle zenginleştirilmiş olanları tercih edin.
2 – Koruyucu kremler içinde en uygun olanlar, cilde mat bir görünüm veren ve çabuk uçanlar. Bunların içindeki yağlı kısım, deriyle direkt olarak temas etmiyor.
3 – Temizlik maskeleri, cildi rahatlatan ve yağ üretimini azaltan A, E, F vitaminleri ve atkuyruğu, lavanta, adaçayı, biberiye, mercanköşk gibi bitki özleri içermelidir.
4 – Bir estetisyenin belli sıklıkta uygulayacağı derinlemesine temizlik, cildin durumunu kontrol altında tutmaya yardımcı olacaktır.
5 – Akneli cilde makyaj yaparken, özel hazırlanmış ürünler kullanmaya dikkat edilmeli. Örneğin, yağsız bir toz fondöteni kuru bir sünger yardımıyla uygulayabilirsiniz. Sivilcelerin azdığı dönemlerde pek makyaj yapmamanız daha iyi olur.
6 – Bir estetik uzmanı, akne sorununuzu 2 – 3 ayda çözebilir. Uygulanacak tedavi, kozmetik malzemelerle de takviye edilen birkaç ilacın kullanımına dayanıyor. Günümüzde, ilaçların içerdiği retin – A gibi temel aktif maddelerin oranının düşürülmesi, yan etkileri azalttığı gibi, mükemmel sonuç elde edilmekte.
Tahrişe karşı önlem alın
Cilt, genel olarak, havanın, çevrenin ya da kozmetiklerin etkisi yüzünden tahriş olur. Aşındırıcı ürünler (peeling) başta olmak üzere, bazı maddelerin hatalı kullanımı da cildi tahriş edebilir.
1 – Toz, kir ve cildin uzun süre makyajlı kalması tahrişe yol açabilir. Dolayısıyla, makyajın, en geç 10 – 12 saat sonra temizlenmesi yerinde olur.
2 – Mineral yağlar, parfüm ve alkol, hassas ya da herhangi bir rahatsızlığı olan ciltlerde tahrişe neden olabilir.
3 – Boyalar, renk açıcı kremler ve tüy dökücüler tahriş riski en yüksek kozmetikler.
4 – Tahrişe yol açma açısından, bitki özleri ya da doğal maddeler içeren kozmetikler, sentetik olanlardan daha güvenli değil.
5 – Dermatolojik olarak test edilmiş kozmetiklerin cilt tarafından kabul edilmeme olasılığı daha az. Gene de, cildiniz hassassa dikkatli olun.
6 -Kozmetik kullanırken, tahrişin çeşitli faktörlere bağlı olduğunu unutmayın. İşte bunlardan bazıları: Temas türü (Örneğin, şampuanın deriyle temas ettiği süre, deodorantınkinden daha azdır); temas noktası (Göz çevresi gibi bazı bölgeler, daha hassastır); PH değeri (Cilde uygun olanlar, asit özellik taşıyanlardır); uçma (Bazı kozmetikler, havayla temas ettikten sonra bozulup cildi tahriş edebilir).
Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz. Şikayet adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde diyetextra.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacaktır.İletişim kasvax@gmail.com diyetisyen diyet
Her türlü görüş ve şikayetleriniz için bizi betamedya@hotmail.com mail adresinden bize ulaşın.