Eyl 30

Düşük kilolu bebeklerin IQ’larının daha düşük, kör, sağır ve felç olma olasılıklarının yüksek olduğu saptandı.

ABD’de yapılan araştırmaya göre, prematüre doğanlar, yetişkinliklerinde de gelişme sorunlarıyla karşı karşıya kalıyor.

ABD’de yapılan bir araştırmada, prematüre doğan kişilerin yetişkinliklerinde de gelişme sorunlarıyla karşı karşıya kaldıkları ortaya çıktı. New England Journal of Medicine dergisinde yayınlanan araştırma, 1.5 kilonun altında doğan 242 kadın ve erkek arasında yapıldı.

Araştırmada, kontrol grubunda bulunan ve normal kiloda doğan 233 kişiye oranla bu kişilerden daha azının lise mezunu olduğu belirlendi. Düşük kilolu bebeklerin IQ’larının daha düşük, kör, sağır ve felç olma olasılıklarının yüksek olduğu saptandı. Araştırmaya katılan düşük kilolu doğan kişilerin yüzde 51’inin IQ’sunun normal olduğu, yüzde 74’ünün liseyi bitirdiği, yüzde 25’ininse yüksek okula devam ettiği belirtildi. Normal kiloda doğanların ise yüzde 83’ünün liseyi bitirdiği, yüzde 40’ının yüksek okula devam ettiği bildirildi.

Ancak araştırmada, çok düşük kilolu doğanların uyuşturucu ve alkol bağımlılığı gibi riskli davranışlara girmeleri olasılığının da düşük olduğu belirlendi. Bu kişilerin cinsel olarak da daha az aktif oldukları saptandı. Doğan bebeklerin yüzde biri 1.5 kilonun altında oluyor. 2.5 kilo ve yukarısı, normal doğum kilosu olarak kabul ediliyor.

Eyl 30

Heme pigmenti (renkli madde) adı verilen ve hemoglobin (eritrosit (kırmızı kan hücresi) içerisinde bulunur), miyoglobin (kırmızı kas hücresi içerisinde bulunur) ve sitokrom adı verilen maddelerin üretiminde temel maddelerden olan maddelerin üretimindeki anormalliklerin ortaya çıktığı bir grup kalıtsal hastalıklara porfiri adı verilir.

Akut intermittan porfiri; herediter koproporfiri; konjenital eritropoietik porfiri; eritropoietik protoporfiri adı verilen tipleri gözlenebilir.

Porfiri hastalarının üç temel özelliği vardır: (1) fotodermatit (ışığa hassasiyet ve buna bağlı kızarıklıklar), (2) nöropsikiyatrik (sinirsel ve psikolojik) şikayetler ve (3) karın ağrısı ve kramplar gibi bulgular.

Porfiri hastalığı, otozomal dominant (baskın) veya otozomal resesif (çekinik) olarak çocuklara geçebilir. Geçişin tipi ebeveyndeki porfiri tipine bağlıdır. Bazı porfiri tipleri çocukluk döneminde ortaya çıkarken, bazıları ergenlikte ve bazıları da yetişkin yaşlarda ortaya çıkar.

Klasik bir akut porfiri atağında genellikle çok şiddetli karın ağrısını takiben kusma ve kabızlık takip eder. Akut atak sırasında kişilik değişiklikleri ile birlikte uzuvların uçlarında karıncalaşma ve hissizlik, kuvvetsizlik, paralizi, duyu bozuklukları ve kas ağrıları meydana gelebilir. Bu akut ataklar hayatı tehdit edici olabilir; kan elektrolit (sodyum, potasyum gibi) dengesizlikleri, kan basıncında düşme ve şok gelişimi gözlenebilir.

Atak sonrasında idrarda kırmızılık meydana gelebilir. Konjenital eritropoietik porfiride, idrar sürekli kırmızıdır.

Güneş ışığına maruz kalındığında, ciltte kızarıklık, ağrı, sıcaklık hissi, su toplanması ve şişlik meydana gelebilir. Meydana gelen bu değişiklikler yavaş yavaş düzelir ve sıklıkla görünüm bozukluğuna neden olan nedbe dokusu veya renk değişikliği bırakarak düzelir.

Belirtiler ve Bulgular

- kırmızı idrar

- dişerde anormal renkler

- güneşışığına karşı aşırı duyarlılık

- güneşışığına bağlı ciltte su toplanması

- güneşışığına bağlı ciltte ödem (şişme)

- fotodermatit

- kramp tarzında karın ağrıları

- kabızlık

- kusma

- kol ve bacaklarda ağrı

- sırt ağrısı

- kişilik değişiklikleri

- karıncalanma ve hissizlik

- kas ağrıları

- kas zayıflığı ve paralizi

- çarpıntı

- derin tendon reflekslerinin kaybolması

- elektrolit değişiklikleri (sodyum seviyesinde düşme – hiponatremi)

- böbrek fonksiyonlarında azalma (idrar testleri ile yapılır)

Tanıda Kullanılan Analizler

- kan biyokimyası

- serum kreatinin

- kreatinin klerensi

- BUN

- serum potasyum

- arterial kan gazları

- kanda porfirin ölçümleri

- enzim testleri (üroporfirinojen dekarboksilaz, protoporfirinojen oksidaz, porfobilinojen PGB deaminaz, koproporfirinojen oksidaz, ALA dehidrataz, üroporfirinojen III kosentaz, ferroşelataz)

- idrarda Watson-Schwartz testi

- Hoesch testi (yüksek PBG miktarının ölçümü)

Tedavi

Akut Atak Tedavisi

- elektrolit dengesinin sağlanması ve devamı

- kan gazlarının takip edilmesi

- hastaya karbohidrat verilmesi (serum glukoz şekinde olabilir)

- ağrının giderilmesi

- ajitasyon ve huzursuzluk için hastanın sedatize edilmesi (yatıştırıcı ilaç)

- hipertansiyon için propranolol verilmesi

- intravenöz hematin (damar içine) verilmesi

Uzun Süreli tedavi

- alkolün tüm türlerinden uzak durun

- atağa neden olabilecek ilaçlardan uzak durun

- bol karbonhidratlı diyet alın

- güneş ışığından uzak durun

- cildinizi yaralanmalardan özellikle koruyun

- beta-karoten alın (havuç)

- splenektomi (dalağın çıkarılması) gerekebilir

Porfiriler hayatı tehdit eden hastalıkalrdır; ancak iyi bir tedavi ve bakım ile hasta uzun süre sorunsuz dönemler geçirebilir.

Gelişebilecek Problemler

- İlerleyici kas paralizileri

- solunum yetmezliği

- safra taşları

- şekil ve görüntü bozuklukları

- koma

Eyl 29

Her çocuk ciğerleri çökük olarak doğar, ciğerlerin doğumdan sonra birkaç nefeste şişmesi ve bebeğin solup alıp vermeye başlaması doğumun olağanüstü yönlerinden birisidir. Bununla beraber, ciğerleri ilk defa şişirebilmek için dikkate değer basınç değişimleri meydana gelir. Bazen akciğerler her yöne bir çırpıda şişmezler ve basınç değişikliği henüz taze olan akciğer hava keseciklerine (alveoli) kırılmalara yol açar. Bu kırıklar, ciğeri çevreleyen ve göğsün iç duvarını oluşturan alanlar arasındaki ince zarlara (plevra) hava sızmasına neden olurlar. Bu alana (ki, plevral boşluk diye adlandırılır) büyük oranda hava sızması durumunda, ciğerler çöker (pnömotoraks) ve soluma güçleşir.

Belirtiler

- Artan aktivite;

- Nefes alıp verme kısalığı;

- Hızlı ve hırıltılı soluma;

- Dudakların ve tırnak altlarının mavimsi bir renk alması (siyanoz)

- Ciğerlerin aniden çökmesi (Acil Durum).

Teşhis

Eğer az miktarda hava sızarsa, bebek artmış oranda aktivite gösterecek ve nefes kısalığı, hızlı ve hırıltılı soluma, siyanoz (mavi dudaklar ve tırnak altları) meydana gelecektir. Bununla beraber, eğer fazla oranda hava sızmışsa, bu durumda ciğer aniden çökecektir. Bebeğin doktoru bu durumda sızıntının nerede olduğunu belirlemek için göğüs röntgeni alınmasını isteyebilir.

Pnömotoraks, eğer akciğerler aniden sönerse çok tehlikeli olabilir. Fakat çoğu vakalarda, sızan hava oranı azdır ve kendi kendine absorbe olmaktadır (emilmektedir).

Tedavi

Bazen hiçbir tedavi uygulamak gerekmez. Kimi zaman, bebeğe soluması için 1 ila 2 saat süreyle yüzde 100 oksijen vermek suretiyle pnömotoraks düzeltilebilmektedir. Ciğerlerin aniden sönmesi durumunda, acil bir önlem olarak, göğüs içine kaçmış olan havaların çıkartılması gerekebilir. Bu işlem, göğüs duvarı ile akciğerler arasındaki boşluğa bir boru sokmak suretiyle yapılır.

Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz. Şikayet adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde diyetextra.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacaktır.İletişim kasvax@gmail.com diyetisyen diyet
Her türlü görüş ve şikayetleriniz için bizi betamedya@hotmail.com mail adresinden bize ulaşın.