Eyl 07
Çatlaklar, cildin aşırı gerilmesi sonucu derideki elastik dokunun kırılması ile oluşuyor. Başlangıçta kırmızı ile mor arası bir renkte olan büyüklü, küçüklü bu çizikler zamanla sedefli beyaz bir renge dönüşüyor.
En çok, karın, kalça, baldırlar ve göğüslerde görülen çatlakların oluşumuna önemli kilo değişimleri, hamilelik gibi durumlar neden oluyor (daha ayrıntılı bilgi için tıklayın)

Peki, neden her hamile kadında ya da her kilo alıp-vermiş kadında görülmüyor? İşte bu konuda pek eşit değiliz. Cilt yapımız oluşum olasılığında çok
etkili; kimi ciltler diğerlerine göre daha dayanıksız olabiliyor. Örneğin, çok açık renkli ciltler çatlak oluşumuna daha yatkın.
Ne yazık ki, oluşan çatlakları yok edecek mucize bir reçete yok; kalıcılar. Ama, oluşumlarını ısrarlı bir bakımla engellemek mümkün.
İşte yolları:
1- Cildinizi her gün bir kremle nemlendirin. Kremler hem çatlamaya karşı cilde gereksinim duyduğu suyu verecek hem de cildin esneme kapasitesini artıracaktır.
2- Bol, bol su için.
3- A, E ve C vitaminleri yönünden zengin yiyeceklerle beslenin.
4- Spor yapın.
5- Kısa süreler içinde kilo alıp vermemeye çalışın.
6- Hamileyseniz, kilonuzu doktorunuzun önerdiği sınırlar içinde tutmaya özen gösterin
Eyl 07
Cildiniz kuruysa ve geriliyorsa ihtiyacı kadar nemi vermek için uygun bir bakım seçin. Göreceksiniz, sağlık ve ışıltısını geri kazanıp canlanacak!
Cildinize yardımcınız olacak cevaplar aşağıda

Kuru bir cildi susuz kalmış ciltten nasıl ayırt edersiniz?
Elmacık kemiklerinizi hafifçe çimdikleyerek dermatologların uyguladığı bu basit testi yapın. Eğer minik paralel çizgiler oluşuyorsa cildiniz susuz kalmış demektir. Minik çizgiler her yöne doğru dağılıyorsa cildiniz kuru bir cilt demektir. Kuruluğun bir diğer göstergesi de cildin daima doyumsuz olmasıdır: sürdüğünüz kremleri adeta yutar ve genellikle gün boyu tekrar tekrar sürmeniz gerekebilir.

Cildin susuz kalmasının etkenleri nelerdir ?
Bunun en sık rastlanan etkeni yorgunluktur; yorgunluk hassasiyete neden olur ki bu da cildin savunma sistemini bozar. Antibiyotik gibi bazı ilaçlar da bu dengesizliğe neden olabilir. Hamilelik sonrası da cildin üst tabakalarında dengesizlikler görülebilir. Bu gibi durumlarda cildin savunma sistemi bozulduğu için yeterli su tutamaz. Klimalı ortamlar ve diğer iklim farklılıkları da etkenlerden bazılarıdır; cildin çevreye uyum sorunu doğabilir. Ayrıca ilerleyen yaşla birlikte hormonal değişimler de cildin susuz kalması gibi sonuçlar doğurabilir.

Çok nemlendirici bir kremin çok zengin içerikli mi olması gerekir?
25 yıl önce hidrolipidik zarı yeniden yapılandıran, cilde sağlığını kazandırarak hızlı bir rahatlama sağlayan kremler tercih ediliyordu. Artık kozmetik gelişmeler sayesinde hem nemlendirici olup hem de yağlı olmayan kremler de üretiliyor.
Bu durum sene boyunca mevsimlere göre farklı yapıda kremler kullanabilmemizi sağlıyor: daha yağlılar kışın, daha hafifler yazın gibi. Kısaca, günümüzde kremin çok zengin içerikli olmasından çok cildinizin ne zaman ve neye ihtiyacı olduğu önem kazanmış durumda.

Susuz kalmış ciltler ne yapmalı?
Suyu tutun!
Su eksikliği olduğunda cilt canlılığını ve esnekliğini yitirir, rahatsızlık hissi verir. Yazın kızgın güneşinden sonra cilt susamış durumdadır. Bol su tüketmek vücut için önemlidir ancak cildin su ihtiyacını karşılamak için bu da yeterli değildir. O nedenle cilde günlük ihtiyacı olan “yüksek nemlendiricili” bir bakım yapmak gerekir. Zaten bu nedenle nemlendiriciler besleyici elemanlar bulundurdukları gibi cildin sus seviyesini yükseltecek anahtar içeriklere de sahiptir. Ciddi kuruluk durumunda düzenli olarak nemlendirici bir maske uygulayın. Maskeyi silmeyin, bütün bir gece tutarak cilde ihtiyacını verin. Sabaha cildiniz yeniden doğmuş olarak uyanacak, ışıltısına şaşıracaksınız.

Karma ciltler ne yapmalı?
Dengeyi koruyun!
Zannedilenin tersine yağlı ve karma ciltler de susuz kalma tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir. Ne yazık ki bu cilt tiplerinde parlamadan kaçınmaya çalışırken maalesef cildin kuru kalma tehlikesi fazladır. Bu nedenle cildin su dengesini sağlamak için sıvı veya jel halindeki kremlerden seçmek ve bu cilt tiplerini de mutlaka nemlendirmek gerekir.

Olgun ciltler ne yapmalı?
Suya boğun!
İyi nemlenmiş bir cilt sağlıklı bir cilttir. Östrojenlerin iyi nemlenme için gerekli olduğunu biliyoruz. Bu nedenle 50 li yaşlara doğru bu hormonun yetersiz salgılanması sebumun azalmasıyla birlikte cildin susuz kalmasına neden olur. Dolayısıyla kozmetik laboratuvarları anti-aging kremlerinde cildi suya boğacak aktiflerin kullanımını giderek artırarak kadınların sağlıklı ve güzel bir cilde sahip olmalarını sağlamaya çalışıyor
Eyl 07
“Şehir yaşamı” olarak adlandırılan yeni hayat tarzı, modern kadının cildini tam anlamıyla hırpalar. Oysa gündelik koşuşturmanın arasında her kadın, sağlık ve çekiciliğin şartı, hatta göstergesi olan pürüzsüz, canlı ve kadifemsi bir ten hayal eder.
Cildi olabildiğince korumak için, düşmanı iyi tanımak ve gerekli bakımın her adımını önemsemek şarttır. Metropollerin çılgın ritminde cildinize bir “nefes” vermek için konuyu biraz daha yakından inceleyin…
Şehrin zehrinden arının!
Hava kirliliği nedir ve nasıl zarar verir ?
Hava kirliliği, saf havada oluşan bir değişiklik ya da dengesizlik veya farklı bir deyişle, saf havanın içeriklerinin dengesizliğiyle birlikte havaya eklenen yabancı maddelerdir.

Çevreyle doğrudan etkileşimi bulunan cilt, çevrede gaz halinde ve mikro partiküller formunda bulunan tüm toksik (zehirli) maddelere maruz kalan organımızdır.
Daha basit bir deyişle, hava kirliliğinde bulunan ve serbest radikal olarak adlandırılan zararlı maddeler, ciltte bulunan kolajen ve elastine saldırarak kolajen liflerinin gerilmesine ve kırışıkların oluşmasına neden olur.
Şehir ortamında bulunan atmosferik kirlilikler gün boyu cilde sabitlenir. Kir, sebum ve makyaj artıklarıyla birleşir ve UV ışınlarının da etkisiyle serbest radikaller üretir.
Bu toksinler cildin derinliklerine nüfuz ederek dağılır. Burada cildin doğal korunma ve arındırma sistemlerine sızarak toksinlerin daha fazla birikmesine ve cildin boğulmasına neden olurlar.
Birçok farklı atmosfer kirliliği vardır. Havada bulunan toz partiküllerinin 1-5 mikron büyüklüğünde olanları en zararlı olanlarıdır. Fikir vermek gerekirse, ortalama olarak, metropollerde açık havada 3-7 mg/m3, bir tiyatro salonunda 16 mg/m3, çimento atölyesinde 105 mg/m3 toz bulunur.
Büyük şehirlerde kirliliğin belirleyicisi genellikle fabrika atığı olan sülfür dioksittir. Araç egzozlarından havaya pompalanan nitrojen dioksit ise nitrojen monoksitten 4 kat, karbon monoksitten de 10 kat zararlıdır.
Normal durumda 30 mg/m3 olan karbon monoksit oranı, trafiğin yoğun olduğu saatlerde, tehlike sınırı olan 100 mg/m3 oranının bile üstündedir. Bu yüksek oran, cilde verdiği zararın dışında, baş ağrısı, yorgunluk ve konsantrasyon bozukluklarına da neden olur.
Atmosfer en fazla 50 ppm konsantrasyonda karbon dioksiti kaldırabilir. Ozon ise atmosferin üst katmanlarında tehlikeli UV ışınlarını emmesi nedeniyle faydalı olmakla birlikte, yeryüzü seviyesinde ciddi solunum problemlerine neden olduğu gibi cildin yoğun olarak hırpalanmasında da rol oynar.
Hava kirliliğinin cilde etkileri nelerdir ?
Dermatologlar incelemeleri sonucunda, sağlıklı cildin kirlilik olan ortamlarda yoğun olarak hassaslaştığını ve tahriş olduğunu net olarak saptamıştır.

Riskler aşağıdaki etkenlerden kaynaklanır:
- kirliliği oluşturan maddenin yapısı,
- bu maddenin havadaki miktarı,
- kirliliğe maruz kalınan süre,
- kirlilikteki toksinlerin karışımı,
- iklim ve hava koşulları,
- yaşam tarzı,
- kişinin metabolizması ve hassasiyetleri.

Hava kirliliğinin cilde yaptığı saptanan olası etkiler şunlardır:
Benzin soluklaşması, sertleşmesi, cildin nemini yitirmesi, kuruluk, zamansız yaşlanma, gerginlik hissi, kaşıntı, tahriş ve iltihaplanma, yanma hissi, gözeneklerin açılması, cildin parlaması, akne, hassasiyetin artması, alerjik reaksiyonlar, bazı tür deri hastalıklarının yoğunlaşarak artması.

Cilt kendini nasıl korur
Cildin dış saldırılardan kendini korumak için çok etkili bir korunma mekanizması vardır. Hücresel solunum, cildin ana ve doğal detoksifikasyon yani zehirden kendini arındırma sistemidir:
bu işlem, her hücrenin kendi içinde gelişen ya da dış etkilerle oluşmuş toksin ve serbest radikallerden kendini temizlemesidir.

Ancak, bu doğal işlem her zaman tam korumayı sağlayacak etkinlikte olmayabilir. Bu durum, dış etkenlerin oluşturduğu stresin yoğunluğundan dolayı korunma sistemine ağır gelmesinden, ya da cildin tam olarak sağlıklı işlememesinden kaynaklanabilir. Cildin işlevini tam olarak yerine getirememesinin ise kuruluk, fazla nemlilik, dokuların yaşlanması, fiziksel zararlar (kesikler, yaralar), deri inceliği, pH dengesi gibi bir çok farklı nedeni olabilir.
Korunmak için neler yapılmalıdır ?
Cildi hırpalamadan temizlemek…
Sağlıklı cilt için ilk adım temizliktir: her gün düzenli olarak, cildi gündelik kirden ve makyaj artıklarından temizlemek gerekir. Bu şekilde cilt oksijen alır. Piyasada bulunan ürünlerden birçoğunun temizleme işlevinin yanı sıra ferahlatıcı ve sakinleştirici etkileri de vardır. Günün yoğunluğunun ardından, genellikle yorgunluk bahane edilerek atlanan temizlik, cilt hücreleri için hayati önem taşır. Sabah-akşam uygulanacak bir temizlik rutini en doğrusudur.

Hava kirliliğinden korunmaya çalışmak…
Hava kirliliğine karşı, serbest radikallere kalkan görevi yapan ve hücre yenilenmesine yardımcı olan ürünlerle daha yoğun olarak savaşılabilir. Bu nedenle içeriğinde koruma faktörleri ve filtre içeren gündüz kremleri kullanılması önerilir. Şehrin bu kötü etkilerine karşı direnmek üzere, bazı markaların genç yaştan itibaren kullanılmasını önerdiği kremler vardır.

Toksinleri elimine etmek…
Bu bakımın da düzenli olarak haftada bir veya iki kez yapılması çok önemlidir. Bunun için cildi ölü hücrelerden temizleyecek, nefes almasını ve canlanmasını sağlayacak bir arındırma yapmak gerekir. Maskeler, cildin besleyici ve tamamlayıcılarıdır. Bunlar sayesinde sağlıklı olduğu kadar canlı, kendini yenileyebilen ve dış etkilere karşı dirençli bir cilt elde etmek mümkündür.

Doğru beslenmek…
Cilde bu denli zarar verebilen serbest radikaller A, C ve E vitaminlerinde bulunan antioksidanlardan nefret eder. Bu vitaminlerin bulunduğu besinleri tüketmek, hatta buna ek olarak A,C ve E vitamin katkısı almak hava kirliliğine karşı cildi korumakta çok faydalı olacaktır
Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz. Şikayet adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde diyetextra.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacaktır.İletişim kasvax@gmail.com diyetisyen diyet
Her türlü görüş ve şikayetleriniz için bizi betamedya@hotmail.com mail adresinden bize ulaşın.