Eyl 08

Sivilcenin sadece yüz ve vücutta değil, kişinin psikolojisi üzerinde de derin ve kalıcı izler bıraktığını savunan Perricone, ‘Sivilce Kürü’ kitabında sivilcenin iltihabi bir hastalık olduğunu ve sadece ergenlik dönemine özgü bir sorun olmadığını vurguluyor.
Sivilcede bazı genetik faktörlerin etkili olduğuna, Batı diyetinin sivilcenin gelişmesinde temel rol oynadığına dikkat çeken Perricone, Afrikalılarda ve zencilerde sivilcenin neredeyse görülmediğini belirtiyor.
Stres sivilceyi besler!
Stresi her yaş için sivilcenin kanıtlanmış bir nedeni olarak gösteren Perricone, stres hormonu kortizol salınımının, yağ bezlerini uyararak sivilceyi şiddetlendirdiğini savunuyor. Perricone bu tezini, sivilcelerin önemli bir iş görüşmesi, nikâh veya özel bir randevu öncesi ortaya çıkma özelliğiyle destekliyor. Beslenme tarzı ve yediklerimizin vücuttaki iltihaplanmayı kontrol altına almada etkili olduğunu belirten Perricone, anti iltihapsal bir beslenmenin kortizol düzeylerini düşürmede temel öneme sahip olduğunu belirtiyor. Diyet tarzının dışında yeterince uyumanın, kahveyi bırakıp yeşil çay içmenin, günde 8 – 10 bardak su tüketmenin ve kendinize zaman ayırmanın da yapılması gerekenler arasında yer aldığını belirten Perricone, beslenmede bol miktarda temel yağ asitlerinin bulunmasını şart koşuyor. Badem, fındık, avokado ve somon balığının temel yağ asitlerinden zengin kaynaklar olduğunu vurguluyor.
Savaşçı besinler
Elma, enginar, badem, fındık, tatlı kavun, barbunya, mercimek, kuşkonmaz, fasulye, armut, yoğurt, domates, ıspanak, ay çekirdeği, kiraz, vişne, kabak, kereviz, brokoli, brüksellahanası, mantar, zeytin, zeytinyağı, istiridye, karnabahar, nohut, balık – kabuklu deniz ürünleri, somon, nar, hindi.
Sivilce dostları!
Muz, ekmek, kek, şekerleme, kurabiye, mısır, patates kızartması, sosisli sandviç, pirinç, pizza, makarna, margarin, meyve suları, puding, kuru meyveler, dondurma, krakerler – cipsler, pasta, krem peynir, kızarmış yiyecekler, tatlı içkiler.
Çikolata masummuş
Sivilce için çikolata keyfinden vazgeçmemeyi öneren Perricone’a göre çikolatanın sivilce için zararlı olduğu inancı, gerçekleri yansıtmıyor. Perricone, kakao oranı yüksek (yüzde 85), şeker oranı düşük çikolatanın kalp ve kanserden koruyucu antioksidanlar içerdiğini ve mutluluk hormonlarını salgılattırdığını belirtiyor.
3 günlük hızlı bakım planı
Uyanma
• 1 bardak su
Kahvaltı
• 2 yumurta omleti ya da 120 – 180 gram ızgara ya da tavada pişmiş somon
• Yarım bardak yulaf ezmesi üzerine 1 yemek kaşığı çekilmiş ketentohumu serpin
• 3 dilim (2.5 santimetre kalınlığında) kavun ya da çeyrek kâse minik taneli meyve (çilek, kiraz, böğürtlen, yabanmersini)
• 1 bardak su
• Siyah ya da yeşil çay
Öğle
• 120 – 180 gram yağda korunan somon ya da sardalye
• 2 bardak ölçüsünde kıvırcık salata, zeytinyağı ve limon suyu
• 2 dilim (2.5 santimetre) kavun ve çeyrek bardak taze minik taneli meyve
• 1 bardak su
Akşamüstü ara öğünü
• 1 elma
• 180 gram sade yoğurt
• Çeyrek bardak kabak çekirdeği
• Minimum 1 bardak su
Akşam
• 120 gram somon
• 2 bardak koyu yeşil yapraklı salatalık
• Yarım bardak buharda pişmiş sebze (özellikle kuşkonmaz, brokoli, ıspanak gibi parlak yeşil sebzeler)
• 2 dilim (2.5 santimetre) kavun
• 1 bardak su
Yatmadan önce
• 60 gram dilimlenmiş hindi göğsü
• Çeyrek bardak yabanmersini veya küçük taneli meyve
• 3 – 4 fındık ya da badem
• 1 bardak su

Eyl 08

Diyet’ kelimesi hepimizin ağzında ama kelimeye dair yanlış bir anlayış söz konusu: Diyetten, bahsedildiğinde, akla ilk gelenler az yemek ya da yememek gibi eylemler. Oysa diyetten kasıt sağlıklı bir beslenme şekli. İster şişman, ister şeker ya da kalp hastası, ister çocuk olun; diyetten kasıt sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlıklarının kazanılmasıdır. Kişinin enerji ihtiyacının yüzde 55′i karbonhidratlardan, yüzde 15′i proteinlerden, yüzde 25-30′u da yağlardan gelmelidir. Bu dengeyi sağladığınız zaman, beslenme tedavisini halledebilirsiniz. Dolayısıyla, zayıflama diyetleri de bundan ayrı düşünülemez.
Günümüzde dış görünüm neredeyse her şeyden önemli hale geldiği için; bu türden estetik kaygılar da, sağlıklı beslenme işini bir pazar haline getirdi. Oysa zayıflamak isteyen herkes aslında tıbbi anlamda şişman değil. Bu nedenle zayıflamak isteyen bir kişinin, öncelikle şişman olup olmadığının tespit edilmesi gerekiyor. Bunun için de ‘Beden-Kütle Endeksi’ denilen bir ölçümden yararlanılır. Ölçüm aralıklarına göre şişmanlık tanısı konur. Böylece ideal kilonun ne olması gerektiği belirlenir. Eğer kişi şişmansa, güvenilir bir sağlık kuruluşuna başvurması gerekir. Şişmanlık, tedavisi zorunlu bir hastalıktır. Tedavi de diyetisyen, hekim ve hatta psikologların ortak çalışmasını gerektirir.
Öğün disiplinine uyulmalı
Zayıflamak isteyen herkes, bu işi en kolay, zahmetsiz ve en kısa zamanda halletmek ister. Oysa alınan kilolar bir haftada alınmadığı gibi bir haftada da verilemez. Aç kalmak, şişmanlamanın bir başka yoludur; çünkü bedenimiz açlığa göre değil, sık aralıklarla beslenmeye göre programlanmıştır. Bunun için de öğün disiplinine çok iyi uymak gerekiyor. Yemeklerimizi aralıklı olarak yediğimizde, beden aç kalma tehdidi içinde olduğunu düşünüyor. Böylece yenilen tüm yiyecekleri depolayıp, kıtlık dönemlerinde kullanmak üzere yağa dönüştürüyor. Bunu yaparken de metabolizmayı yavaşlatıyor. Dolayısıyla tek öğünle beslenmek ve öğün atlamak şişmanlığın nedenlerindendir.
Tek öğün beslenmenin bir adım ötesi ise bulumia, ya da anoreksia nervoza hastalıklarıdır. Bunlar zayıflama takıntısıyla yememe, yediklerini kusma gibi davranışlarla ilerleyip, ölümle sonuçlanabilen ciddi hastalıklar. Bu hastalığa sahip kişiler, zayıflama takıntıları nedeniyle, kendilerini olduklarından şişman görme eğilimine ve hep daha fazla zayıflama arzusuna sahip oluyorlar.
Su içmemek büyük hata
Yapılan en büyük hatalardan biri de su içmemek. Vücudumuzun yüzde 60′ı su. Bunun için mutlaka yeterince su almamız gerekiyor. Su aynı zamanda metabolizmayı hızlandırıyor ve toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı oluyor.
Çok düşük kalorili diyetlerle, tek besinle beslenmede, gerçekten yağ dokusunun kaybetmek mümkün değildir. Kısa zamanda kilo verdiğinizde, yağ değil, kas ve su kaybı yaşarsınız. Ayrıca bu beslenme şeklini bırakıp, eski beslenme şeklinize döndüğünüz anda, tekrardan kilo almaya da başlarsınız. Üstelik bu kilo alış çok da hızlı olur. Bu tür kilo alıp vermeler metabolizmayı da değiştirip, yavaşlamasına sebep olur. Zayıflamada asıl hedef, beslenme alışkanlıklarımızı değiştirerek bunu hayat biçimine dönüştürmek ve sürekli kılmaktır.
Egzersiz olmadan zayıflamak hayal
İncelmek için türlü çareler öneriliyor. Bunlar arasında yeşil çay içmekten, sıkılaştırıcı kremler sürmeye, keten tohumu yemekten elma sirkesi içmeye kadar pek çok kanıtlanmamış öneri var. Oysa dengeli beslenmeye başlayıp, bununla birlikte egzersiz uyguladığınızda, hem zayıflamanız kesinleşir, hem de kalıcı olur. Egzersizi hayatınıza çeşitli şekillerde katabilirsiniz. Asansör yerine merdivenleri kullanıp, otobüsten bir durak önce inebilir, arabayla gittiğiniz yakın yerlere yürümeyi deneyebilirsiniz. Yeni bir şeyler denemek adına yoga gibi spor dallarına başlayabilir, ya da bir spor salonuna kaydolabilirsiniz. Önemli olansa bunları hayatınızın bir parçası haline getirerek düzenli uygulamaktır.

Eyl 08

Yıllardır gündemi meşgul eden Atkins, Montignac, Pritikin, İsveç, Lahana çorbası, South Beach ve Ayırma diyetleri ardından son zamanlarda artan ilgi gören asit – alkali diyetlerini mercek altına aldık.
Bazı hatalı diyetler belli hastalıkları engellemek için ya da zayıflamayı hızlandırmak için sadece asidik ya da alkali gıdaları tüketmeyi önermektedir. Ancak gerçek şu ki denge sağlamak çok daha önemlidir, total vücut sıvılarının çok alkali veya asidik olması tehlikelidir. Besinler vücutta metabolize edildikten sonra kalan son ürünün alkali veya asidik olmasına göre iki grupta incelenmektedir. Kimya derslerinden hatırlarsanız ph seviyesi 7 değerinde nötrdür, 7’nin altında olması alkali, üstünde olması ise asidik ortam yaratır.
Alkali-kül diyeti (Alkaline-ash diet)
Diyette alkali oluşturan besinler arttırılıp asit oluşturan besinler kısıtlanır. Ürik asit taşları ve sistin taşları bulunan kişilerde bu diyetten yararlanır.
Asit-kül diyeti(Acid-ash diet)
- Diyette asit oluşturan besinler arttırılıp, alkali oluşturan besinler kısıtlanır.
- Asidik idrar kalsiyum ve magnezyumun fosfat ve karbonat taşlarının atımını kolaylaştırır.
- Aynı zamanda idrar yolu enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılan bazı ilaçların etkinliğini de arttırır.
Vücuttaki asidite göstergeleri nelerdir?
• Kronik yorgunluk hissi
• Fazla mukus üretimi
• Burun tıkanıklığı
• Enfeksiyonlara yatkınlık
• Heyecanlı, sinirli, irite ruh hali
• Kuru saç, güçsüz saçlar
• Baş ağrısı
• Eklem ağrıları
• Kas ağrıları
• Sık uçuk oluşumu
Bana asitli bir besin söylemenizi istesem, sanırım bir çoğunuz limon veya greyfurt yanıtını verirsiniz. Bu besinler tüketilmeden önce asidik değere sahip olsalar dahi sindirim sonrası vücutta alkalin etkisi yapmaktadırlar. Bu örnekten sonra, gelin alkali ve asidik besinleri listeleye göz atalım.
Alkalin yiyecekler
Alkalin sebzeler
Tüm çiğ sebzeler, tüm yeşil salatalar, bamya, börülce, brokoli, domates, fesleğen, filizli yiyecekler, havuç, ıspanak, kabak, karnabahar, kereviz, kırmızı deniz otu, lahana, marul, maydanoz, pancar, patates, patlıcan, salatalık, sarımsak, semizotu, soğan, yeşil bezelye, yeşil fasulye, yeşil otlar, yeşil pazı.
Alkalin meyveler
Ahududu, ananas, armut, avokado, balkabağı, böğürtlen, çilek, domates, elma, greyfurt, karpuz, kayısı, kiraz, kuru hurma, kuru incir, kuru üzüm, limon, mandalina, muz, portakal, şeftali, tropikal meyveler, üzüm.
Alkalin proteinler
Badem, brezilya kestanesi, fındık, keçi peyniri, keçi sütü, kestane, soya peyniri, tofu.
Diğerleri
Tüm yeşillikler, zeytinyağı, arı poleni, bal, bitkisel çaylar, çiğ elma sirkesi, deniz tuzu, hindistan cevizi, kanola yağı, keten tohumu, kırmızı biber, köri, tarçın, meyve suları, otlar, zencefil.
Asidik yiyecekler
Asidik sebzeler
Konserve, mercimekler, mısır, yağda pişmiş yiyecekler.
Asidik yağlar
Avokado yağı, ayçiçeği yağı, domuz yağı, susam yağı, tereyağı.
Asidik meyveler
Erik, konserve meyveler, hazır meyve suları,
Diğerleri
Alkol (Bira, şarap, likör), aspirin, beyaz şeker, işlenmiş sütler (Soya, pirinç, badem, yulaf unu), kahve, kahverengi şeker, kakao, karabiber, ketçap.
Kimyasallar
Kola, meşrubat, sigara, siyah çay, şişelenmiş salata sosları, tuz, uyuşturucu maddeler, yapay tatlandırıcılar, yer fıstığı, yoğurt, yumurta
Asidik tahıllar
Tüm ekmekler, tüm pirinçler, beyaz unlu gıdalar, çavdar, kek, kepek, yulaf, makarna, patlamış mısır, pişmiş tahıllar, rafine şekerli tahıl, soda, yulaf unu.
Asidik baklagiller
Barbunya, kırmızı fasulye, mercimekler, nohut, siyah fasulye, soya fasulyesi, soya sütü
Asidik süt ürünleri
Buzlu süt, dondurma, peynir, tereyağı,
Asidik proteinler
Sığır eti, ceviz, dana eti, domuz eti, geyik ve karaca eti, hindi, ıstakoz, istiridye, kabuklu deniz ürünleri, karides, kuzu eti, mezgit, midye, organ etleri, jambon, sardalya, sucuk, sosis, tavşan eti, ton balığı.
Not:Bu yiyecekler temizlenme sürecini yavaşlattığı ve plakların çözülmesini azalttığı için sınırlı tüketilmelidir.

Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz. Şikayet adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde diyetextra.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacaktır.İletişim kasvax@gmail.com diyetisyen diyet
Her türlü görüş ve şikayetleriniz için bizi betamedya@hotmail.com mail adresinden bize ulaşın.