Hepimiz sabah aynı saatte kalkıyor, aynı tekdüzelikte servislerimizle, kendi araçlarımızla veya toplu taşıma araçlarıyla çalıştığımız kocaman binalara geliyoruz. Bu hareketsiz yaşama biçiminin sonucu ise kilo almak ve şişmanlamak. Öncelikle kilo / b2 diye nitelendirdiğimiz vücut kitle indeksimizin 25′in üstüne çıkmasıyla başlayan kilolanma kendini hareketsizlik ve duygusal gerginlik sonucu ortaya çıkan sırt ağrılarıyla da gösteriyor. Buna kısa bir süre sonra boyun gerginliği ekleniyor; nedeniyse masa başı işlerde sürekli bir yöne yani bilgisayar ekranına bakmak. Derken işyerinde doğamıza kaçış molaları, çay ve yemek saatleri, lüzumsuz atıştırmalar… Uyanın… Güzel bir işiniz var ve sağlık hiçbir koşulda kaybedilmemeli. Bunun için işte size faydalı tavsiyeler…
Her gün değişik bir et yiyin, yanınızda meyve bulundurun
Öğün atlamamaya çalışın. İşyerinde nitelikli ve abartmadan yiyin. Aralarda acıkırsanız taze meyve gibi sağlıklı atıştırmalar yapın!
Bol meyve ve sebze tüketin. Yanınızda salatalık getirin. Günde en az beş porsiyon tüketin. Bir porsiyon, iki-üç kaşık sebze, bir adet meyve (mesela bir muz) veya iki-üç adet küçük boy meyve (örneğin erik), bir küçük kase meyve salatası veya bir bardak taze sıkılmış meyve suyuna denktir. Bunlar fazla kalori yükü yapmadan sizi tok tutar.
Daha az hayvansal (doymuş) yağ tüketin. İşyerinde her gün farklı bir et cinsi seçin.
Yağsız veya yarım yağlı süt, az yağlı yoğurt ve az yağlı peynir gibi düşük yağ içeren günlük ürünleri tercih edin. Bitkisel çay tüketiminde özellikle rezene ve zencefili seçin.
Düzenli olarak balık yiyin. Haftada en az bir kez yağlı balık (örneğin somon, sardalye, konserve ton) tüketmeye özen gösterin.
Bol bol su için. Günlük hedefiniz altı-sekiz bardak olsun. En fazla 12 bardak için.
Ne kadar alkol tükettiğinize dikkat edin. İçki çok kalorilidir ve şişmanlatıcı yiyeceklere karşı iştahı artırır.
Kaynak : Milliyet, Taylan Kümeli
Örneğin; bacak, kalça, karın bölgeleri ve özellikle erkeklerde bel çevresi orantısız bir şekilde genişler. Kadınların çoğunda selülit vardır. Bazılarında da gıdı yağlanır. Ancak bunlar her zaman fazla kilolarla ilgili değildir. Kilo verdikçe insanın yüzü süzülür, her tarafı incelir hatta sarkabilir. Fakat asıl kurtulmak istediği yağlar veya selülitler, yerli yerinde kalır. Böyle durumlarda bölgesel incelme için ya özel bir egzersiz programı izlenir ya da belirli klinik yöntemlere başvurulur. Klinik yöntemlerin başlıcaları; mezoterapi, karboksi terapi, elektrolipoliz, liposuction veya doğrudan doğruya cerrahi müdahalelerdir. Son zamanlarda estetik dünyası, oldukça etkileyici yeni bir yöntem daha yarattı. Yöntemin adı “Lipoliz injeksiyonu” ya da “Lipodissolve” tedavisi… Bu, öncekilerden çok daha etkili görünüyor.
LİPODİSSOLVE TEDAVİSİ
Diyelim ki, herhangi bir yerimizde eritemediğiniz bir yağ kütlesi var. O bölgeye lipoliz iğnesi yapılır ve bunu takip eden sürede sorunlu bölge yavaş yavaş incelmeye başlar. Seansların sıklıkları hastanın durumuna göre belirlenir ancak toplamda 4-5 defadan fazla uygulanmaz. Bu enjeksiyonlar bazen 6 aylık bir döneme yayılır. Birçok durumda 2-3 seans uygulamak yeterlidir. Lipoliz tedavisinin en büyük özelliği yavaş ama derin erime sürecidir. İlacın uygulandığı yağ dokularında doğal bir metabolik süreç harekete geçerek, yağları eritip vücuttan atılmasını sağlar. Her türlü yağ bezesinin yanı sıra, uygulanabileceği alanlar oldukça çeşitlidir:
Vücutta:
* Kalçalardaki yağ birikimlerinde
* Uylukların iç kısımlarında
* Poponun yeniden şekillendirilmesinde
* Bel bölgesindeki yağlanmalarda
* Kalçalardaki fazlalıklarda
* Karın bölgesinde
* Omuz ve kollardaki yağ fazlalıklarında
* Üst koldaki sarkmalarda
* Dizlerde
* Sırt bölgesinde kıvrım oluşturan fazlalıklarda
Yüz ve boyun:
* Gıdı yağlarında
* Çene kenarı fazlalıklarında
* Şiş yanaklarda
* Göz altı torbalarında
Selülit tedavisi
* Uylukta
* Popoda
* Üst bacakların arka ve yan kısımlarında ‘Lipodissolve’ mantığı bir bakıma mezoterapiye benzetilebilir. Ancak aralarında büyük farklar vardır. Bir kere mezoterapi 4 mm.’lik iğnelerle, 2 cm.’lik aralarla yapılır. Lesitin ise 13 mm.’lik iğnelerle, yaklaşık 8 cm.’lik aralıklarla uygulanır. Mezoterapide çeşitli ilaçlar bir araya getirilerek bir kokteyl hazırlanır. Oysa lipodissolve bir tek ana ilaçtan yararlanır. Ben Türkiye’de mezoterapiyi ilk uygulayanlar ve ona en çok inanan insanlar arasında sayılırım. Buna rağmen soya enjeksiyonlarının daha etkili olduğunu söyleyebilirim.
YAN ETKİLERİ
Bu terapi 1995 yılında Brezilya’da kullanılmaya başlandı. FDA onayını yeni almış olmasına rağmen, bir süredir Avrupa ve Amerika’da çok büyük ilgi görüyor. Ülkemizde şimdilik az sayıdaki lisanslı doktor tarafından uygulanıyor. Tedavi sonuçları incelendiğinde, lesitin iğnelerinin bugüne kadar hiçbir ciddi yan etkisi olmadığı görülüyor. Her insanda ve her bölgede aynı verimliliği göstermediği de biliniyor. Kadınlarda erkeklere oranla daha başarılı sonuçlar alınıyor. İğne yapıldıktan sonra geçici bir morarma, bazı insanlarda hafif yanma olabiliyor. Yağların erime süresi ve oranı ise kişiden kişiye değişiyor.
SOYA LESİTİN
Karaciğerimizin ürettiği Lesitin, soya fasulyesinde bol miktarda bulunur. Lesitin vücudumuz için son derece önemli bir maddedir. Hiçbir hücre lesitin olmadan var olamaz. Beynimiz, sinir sistemimiz ve diğer organlarımızın hiçbiri işlevlerini yerine getiremez. Öte yandan, lesitin vücuttaki yağların taşınmasında ve kanımızdaki yağ oranını kontrol etmekte de önemli rol oynar. Kolesterol ve diğer yağların suda dağılmasını ve vücuttan atılmasını sağlar. Hatta bazı doktorlar zayıflama diyetlerinde ‘lesitin’in bu özelliğinden faydalanırlar.
Cambrıdge Üniversitesi’nde geliştirilmiş, bir çeşit pratik beslenme paketi. Özelliği, diğer birçok pratik beslenmenin yol açtığı kilo sorunu yaratmaması… Gün içinde alınması gereken toplam karbonhidrat, protein ve vitaminler hesaplanarak üretilmiş.
Yaz sıcağının iyice hissedildiği şu günlerde deniz, güneş ve bikiniler bir adım ötede ama herkesin az ya da çok fazla kilosu ya da kilo takıntısı var. Birçok kişi başlangıçta estetik kaygılar ile zayıflamak istiyor.
Daha sonra, doktorların uyarıları ile kilolardan kurtulmak gerektiğini düşünmeye başlıyor. Ancak, ‘karşı konulamaz’ lezzetler dünyasında bu nasıl olacak? ‘Sağlıklı beslenme’ listelerinin içinde, çok sevilen birçok yiyecek konulmuyor!..
Bu nedenle de ’sağlıklı besleniyorum’ diye özel yiyecekler tercih edenler, bir süre sonra bunu sürdüremiyor. ‘Bir – iki kez bir şey olmaz’la başlayan küçük ihlaller, kısa bir süre sonra listenin kaldırıp atılmasıyla sonuçlanıyor.
Bu sorun araştırmacıların da kafa yordukları bir konu. Yaklaşık 25 yıl önce bu konuda araştırmalar yapan Cambridge Üniversitesi kalp ve damar hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Alan Howard’ın ‘ideal kiloya ulaşmak’ amacıyla hazırladığı Cambridge Slim de bunlardan biri. Dünya çapında 11 üniversite hastanesinde uygulaması yapılmış ve başarılı sonuçlar alınmış bir zayıflama metodu.
9 ve 21 poşetlik
Araştırma kayıtlarına göre Cambridge Slim’i dünyada 33 milyon kişi kullanıyor. Türkiye’de satışı geçtiğimiz ay başladı.
Şimdilik sadece seçilmiş ve özel eğitimden geçmiş eczanelerde satılan Cambridge Slim setleri, insan vücudunun alması gereken temel gıdalar (karbonhidrat, protein, yağ) vitamin ve mineralleri, bir ‘poşete’ sığdırdığı iddiasında.
Çorbalar (sebze çorbası, tavuklu mantar çorbası); sıcak ve soğuk içecekler (Cappucino, çikolata; muzlu ve çilekli milk shake) ve portakallı ve çikolatalı barlardan oluşan Cambridge Slim ürünleri, birbirinden farklı 9 ve 21 poşetlik ambalajlarda yer alıyor.
Yaşlıya, gence önerilmiyor
Genelde 2 – 3 kilo vermek isteyenler için değil de vücut – kilo endeksi belli bir oranın üzerinde olanların, yani aşırı kiloluların kullanmayı tercih ettiği ürünü, firma gençlerin ve çok yaşlıların kullanmamasını öneriyor. Programı uygulayanlar günde mutlaka 2.5 litre su içmeli çünkü kilolar su ile vücuttan atılıyor.
Cambridge Slim kullananlar ilk hafta daha çok kilo verirken (yaklaşık 1.5 ile 4 kilo arasında), ilerleyen haftalarda genelde hız düşüyor. Avrupa’daki, Asya’daki ve Amerika’daki doktorların kontrolünden geçen bu ürünler Singapur’da Citibank ve İngiltere’de Land Rover firmaların bir danışman yardımıyla çalışanlarına uygulatıyor.
Tüm dünyada ‘Cambridge Diet’ olarak bilinen ürün Türk yasalarının diyet isminin kullanmasını yasaklaması üzerine ‘Cambridge Slim’ ismiyle piyasaya sürüldü. Firmanın İhracat Müdürü Gerald Robins, “Türkiye Cambridge Slim için potansiyel bir ülke. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kilo kontroliyle ilgili sorunlar yaşanmaya başladı.
İngiltere’de erkeklerin yüzde 66’si kilolu, 5 erkekten bir tanesi de obez olarak nitelendiriliyor. Türkiye’de yavaş yavaş aynı durum gözlenmeye başlandı. Türkiye pazarına şimdi düzgün bir şekilde girilirse obezite başlanmadan engellenebilir” diyor.
Doktor kontrolü isteniyor
Özellikle çalışan kesimin tercih ettiği ‘Cambridge Slim’ kolay kullanımı ve rahat taşınması nedeni ile tercih ediliyor. “Çok başarılı, çünkü insanlar aldıkları zaman sağlıklarını tehlikeye atmadıklarını biliyorlar. Ayrıca da kullanımı çok kolay. İnsanlar bu ürünü yanlarında rahatlıkla taşıyorlar” diyen Robins, ürünün İngiltere’den sonra İsveç başta olmak üzere Almanya, Hollanda, Fransa, Polonya, Amerika, Uzak Doğu ve Orta Doğu’da pek çok ülkede bulunduğunu, özellikle kadınların iş çantalarına girmeyi başardıklarını belirtiyor.
Robins, ürünün, sadece zayıflamak isteyenlerin değil, kilosunu korumaya çalışanlar ile yemek yemekte zorluk çekenler için de ideal olduğunu söylüyor.
Robins’in verdiği bilgiye göre Cambridge Slim ülkeden ülkeye farklı üç şekilde satılıyor: Direkt müşteriye, eczaneler veya doktor aracılığıyla. Kullananların Cambridge Slim’i satın almadan önce doktor
kontrolünden geçmeleri gerektiğini belirten Robins, hamile, diyabetli veya sağlıklı bir kişinin ürünü kullanma şeklinin aynı olmadığını, bilinçsizce kullanılmaması gerektiğine dikkat çekiyor.
Türkiye ve dünyada satış öncesi eğitim veren firma, aynı zamanda bir de müşteri danışma hattı oluşturdu. Ürünü kullanmadan önce, kullandıktan sonra ya da Cambridge Slim’i merak eden doktorlar bu hattan istedikleri bilgiye ulaşabilecekler

Son Yorumlar