Eyl 07
“Şehir yaşamı” olarak adlandırılan yeni hayat tarzı, modern kadının cildini tam anlamıyla hırpalar. Oysa gündelik koşuşturmanın arasında her kadın, sağlık ve çekiciliğin şartı, hatta göstergesi olan pürüzsüz, canlı ve kadifemsi bir ten hayal eder.
Cildi olabildiğince korumak için, düşmanı iyi tanımak ve gerekli bakımın her adımını önemsemek şarttır. Metropollerin çılgın ritminde cildinize bir “nefes” vermek için konuyu biraz daha yakından inceleyin…
Şehrin zehrinden arının!
Hava kirliliği nedir ve nasıl zarar verir ?
Hava kirliliği, saf havada oluşan bir değişiklik ya da dengesizlik veya farklı bir deyişle, saf havanın içeriklerinin dengesizliğiyle birlikte havaya eklenen yabancı maddelerdir.

Çevreyle doğrudan etkileşimi bulunan cilt, çevrede gaz halinde ve mikro partiküller formunda bulunan tüm toksik (zehirli) maddelere maruz kalan organımızdır.
Daha basit bir deyişle, hava kirliliğinde bulunan ve serbest radikal olarak adlandırılan zararlı maddeler, ciltte bulunan kolajen ve elastine saldırarak kolajen liflerinin gerilmesine ve kırışıkların oluşmasına neden olur.
Şehir ortamında bulunan atmosferik kirlilikler gün boyu cilde sabitlenir. Kir, sebum ve makyaj artıklarıyla birleşir ve UV ışınlarının da etkisiyle serbest radikaller üretir.
Bu toksinler cildin derinliklerine nüfuz ederek dağılır. Burada cildin doğal korunma ve arındırma sistemlerine sızarak toksinlerin daha fazla birikmesine ve cildin boğulmasına neden olurlar.
Birçok farklı atmosfer kirliliği vardır. Havada bulunan toz partiküllerinin 1-5 mikron büyüklüğünde olanları en zararlı olanlarıdır. Fikir vermek gerekirse, ortalama olarak, metropollerde açık havada 3-7 mg/m3, bir tiyatro salonunda 16 mg/m3, çimento atölyesinde 105 mg/m3 toz bulunur.
Büyük şehirlerde kirliliğin belirleyicisi genellikle fabrika atığı olan sülfür dioksittir. Araç egzozlarından havaya pompalanan nitrojen dioksit ise nitrojen monoksitten 4 kat, karbon monoksitten de 10 kat zararlıdır.
Normal durumda 30 mg/m3 olan karbon monoksit oranı, trafiğin yoğun olduğu saatlerde, tehlike sınırı olan 100 mg/m3 oranının bile üstündedir. Bu yüksek oran, cilde verdiği zararın dışında, baş ağrısı, yorgunluk ve konsantrasyon bozukluklarına da neden olur.
Atmosfer en fazla 50 ppm konsantrasyonda karbon dioksiti kaldırabilir. Ozon ise atmosferin üst katmanlarında tehlikeli UV ışınlarını emmesi nedeniyle faydalı olmakla birlikte, yeryüzü seviyesinde ciddi solunum problemlerine neden olduğu gibi cildin yoğun olarak hırpalanmasında da rol oynar.
Hava kirliliğinin cilde etkileri nelerdir ?
Dermatologlar incelemeleri sonucunda, sağlıklı cildin kirlilik olan ortamlarda yoğun olarak hassaslaştığını ve tahriş olduğunu net olarak saptamıştır.

Riskler aşağıdaki etkenlerden kaynaklanır:
- kirliliği oluşturan maddenin yapısı,
- bu maddenin havadaki miktarı,
- kirliliğe maruz kalınan süre,
- kirlilikteki toksinlerin karışımı,
- iklim ve hava koşulları,
- yaşam tarzı,
- kişinin metabolizması ve hassasiyetleri.

Hava kirliliğinin cilde yaptığı saptanan olası etkiler şunlardır:
Benzin soluklaşması, sertleşmesi, cildin nemini yitirmesi, kuruluk, zamansız yaşlanma, gerginlik hissi, kaşıntı, tahriş ve iltihaplanma, yanma hissi, gözeneklerin açılması, cildin parlaması, akne, hassasiyetin artması, alerjik reaksiyonlar, bazı tür deri hastalıklarının yoğunlaşarak artması.

Cilt kendini nasıl korur
Cildin dış saldırılardan kendini korumak için çok etkili bir korunma mekanizması vardır. Hücresel solunum, cildin ana ve doğal detoksifikasyon yani zehirden kendini arındırma sistemidir:
bu işlem, her hücrenin kendi içinde gelişen ya da dış etkilerle oluşmuş toksin ve serbest radikallerden kendini temizlemesidir.

Ancak, bu doğal işlem her zaman tam korumayı sağlayacak etkinlikte olmayabilir. Bu durum, dış etkenlerin oluşturduğu stresin yoğunluğundan dolayı korunma sistemine ağır gelmesinden, ya da cildin tam olarak sağlıklı işlememesinden kaynaklanabilir. Cildin işlevini tam olarak yerine getirememesinin ise kuruluk, fazla nemlilik, dokuların yaşlanması, fiziksel zararlar (kesikler, yaralar), deri inceliği, pH dengesi gibi bir çok farklı nedeni olabilir.
Korunmak için neler yapılmalıdır ?
Cildi hırpalamadan temizlemek…
Sağlıklı cilt için ilk adım temizliktir: her gün düzenli olarak, cildi gündelik kirden ve makyaj artıklarından temizlemek gerekir. Bu şekilde cilt oksijen alır. Piyasada bulunan ürünlerden birçoğunun temizleme işlevinin yanı sıra ferahlatıcı ve sakinleştirici etkileri de vardır. Günün yoğunluğunun ardından, genellikle yorgunluk bahane edilerek atlanan temizlik, cilt hücreleri için hayati önem taşır. Sabah-akşam uygulanacak bir temizlik rutini en doğrusudur.

Hava kirliliğinden korunmaya çalışmak…
Hava kirliliğine karşı, serbest radikallere kalkan görevi yapan ve hücre yenilenmesine yardımcı olan ürünlerle daha yoğun olarak savaşılabilir. Bu nedenle içeriğinde koruma faktörleri ve filtre içeren gündüz kremleri kullanılması önerilir. Şehrin bu kötü etkilerine karşı direnmek üzere, bazı markaların genç yaştan itibaren kullanılmasını önerdiği kremler vardır.

Toksinleri elimine etmek…
Bu bakımın da düzenli olarak haftada bir veya iki kez yapılması çok önemlidir. Bunun için cildi ölü hücrelerden temizleyecek, nefes almasını ve canlanmasını sağlayacak bir arındırma yapmak gerekir. Maskeler, cildin besleyici ve tamamlayıcılarıdır. Bunlar sayesinde sağlıklı olduğu kadar canlı, kendini yenileyebilen ve dış etkilere karşı dirençli bir cilt elde etmek mümkündür.

Doğru beslenmek…
Cilde bu denli zarar verebilen serbest radikaller A, C ve E vitaminlerinde bulunan antioksidanlardan nefret eder. Bu vitaminlerin bulunduğu besinleri tüketmek, hatta buna ek olarak A,C ve E vitamin katkısı almak hava kirliliğine karşı cildi korumakta çok faydalı olacaktır
Eyl 06

Günümüzde insanlar vücudumuzda oluşan yağlardan kurtulmak için birçok yararsız ve zararlı yöntem uygulamaktadır. Egzersiz bilimcilerin üzerinde durdukları; doğru beslenme alışkanlıklarıyla beraber uygulanacak bedensiz egzersiz programlarının kişiye özel olarak hazırlanmasıdır. Vücudumuzda yağ, kas, su ölçümlerinin yapılmasından sonra uygulanacak programlarla yağ yakma sağlanmalıdır. Uygulanacak temel yöntemler ise şöyle:
• Yağ vermek isteyen kişinin yağ ölçümü yapılmalıdır.
• Kas ölçümü yapılarak uygulanacak ağırlık programı belirlenmelidir. Alet çalışmaları yağ yakmayı sağlamaz ama kasların aktif hale gelerek bazal metabolizmanın yükselmesini sağlar.
• Vücut suyunun ölçülmesiyle vücudun su ihtiyacı hakkında bilgi edinilmeli, duruma göre sıvı ihtiyacının litre olarak veya bardak olarak tüketilmesi kişiye söylenmelidir.
• Sıvılar ticari içecekler, meşrubatlar, meyva suları, konsantre içecekler olmamaları gerekmektedir. Sıvı ihtiyacı için su içilmelidir.
• İçilecek kahve veya çayın günde 3 bardağı geçmemesi tavsiye edilir ayrıca içilen kahve veya çayın içine koyulacak şekerin sınırlandırılması veya tatlandırıcı kullanılması gerekir.
• Uygulanacak egzersiz programı haftanın 5 gününü kapsamalıdır.
• Bir gün içinde hem ağırlık hem de kardiyovasküler çalışmalar yapılmalıdır.
• Kardiyovasküler çalışmalar (yürüyüş, koşu, bisiklet, kürek) minimum 35 dk. olmalıdır.
• Karbonhidrat (ekmek, pilav, vs.) türü yiyecekler tümden kesilmemeli, uygulanacak programın düzeyine göre ayarlanmalıdır.
• Programları hayatınız boyunca uygulayabileceğiniz şekilde sistemi bozmadan yapmaya çalışmalısınız.
• Hiçbir zaman öğün atlamamalısınız.
• Öğünlerde tokluk hissini duymadan gıda maddelerinin vücuda girmesini engellemeniz gerekmektedir.
• Gıda maddelerini çok iyi çiğnemelisiniz. Çünkü sindirim ağızda başlamaktadır.
• Alkol tüketimi ilk 3 ay boyunca hiç alınmamalı daha sonra ise sınırlandırılmalıdır. Çünkü alkol hormonal sistemi etkilemekte ve vücudun yağ metabolizmasını hızlandırmaktadır.
• Motivasyonunuzu her zaman yüksek tutmalı ve pozitif şeyler düşünmelisiniz.
Yağ kaybetme çalışmaları sonucunda istediği optimum yağ ve kas oranına sahip olan insanların egzersiz ve beslenme alışkanlıklarını bırakmamaları gerekmektedir. Aksi takdirde uygulanacak yanlış beslenme programlarıyla vücut için zararlı durumlar yeniden yaşanabilmektedir. Egzersiz sadece zayıflamak için uygulanmamalıdır. Bilindiği gibi egzersiz insanların sağlıklı yaşamları için gerekli temel faktörlerden biridir. Sağlık kaybedilmeden değerini bilip onu korumak için elimizden geleni yapmalıyız. Egzersizi ve doğru beslenmeyi kendimiz için yapmamız gerektiğini unutmamamız gerekmektedir.

Eyl 06

İşte hayalleri süsleyen, haftada ‘en az’ 1 kilo verdiren bir diyet
Sabah: Kalkar kalkmaz bir bardak su, bir porsiyon meyve, ardından kahvaltı.
Kahvaltıda 2-3 dilim ekmek veya 2 yemek kaşığı sade mısır gevreği ya da yulaf ezmesi. Yanında yağsız peynir grubundan 1-2 dilim light dil, lor veya kaşar. Birer adet söğüş domates veya salatalık, 4 adet yağsız yeşil ya da siyah zeytin, açık veya limonlu çay.
Ara öğün: 11.00’de bir porsiyon meyve (200 gram ince dilim kavun, karpuz, kiraz veya kayısı), 2 adet grissini.
Öğlen: 12.00-15.00 arasında yenecek ana öğünde 4 adet yağsız köfte veya 120 gram yağsız tavuk ya da 120 gram balık. Yanında 1 tatlı kaşığı zeytinyağlı mevsim salatası, 1 dilim kepek ekmeği, isteğe bağlı 1 su bardağı diyet yoğurt.
Saat 16.00: Bu ara öğünde yine 1 porsiyon meyve ve 2 grissini.
Akşam: 18.00-20.00 saatleri arası 4 kaşık zeytinyağı ile pişirilen bol limonlu sebze yemeği, yanında 1.5 su bardağı makarna ya da pilav, üzerine diyet yoğurt, mantar veya domates sosu.
22.00: Bu saatteki son ara öğünde bir porsiyon meyve ve yatarken mutlaka su.
Egzersiz programı
• Haftada en az 3-5 kere egzersiz yapılacak ve bu çalışmalardan önce ılık su içilecek.
• Doğada yürüyüşler 30 dakikadan başlayıp 60 dakikaya çıkarılacak.
• Hiçbir zaman nefes nefese kalınacak egzersiz yapılmayacak. (Tempolu bir yürüyüş daha çok yağ yaktırır. Doğa yürüyüşüne alternatif yürüyüş bandı olabilir.)
• 30 dakikalık yürüyüşten sonra karın, kalça, sırt egzersizleri ve lokal çalışmalar yapılabilir.

Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz. Şikayet adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde diyetextra.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacaktır.İletişim kasvax@gmail.com diyetisyen diyet
Her türlü görüş ve şikayetleriniz için bizi betamedya@hotmail.com mail adresinden bize ulaşın.