Eki 16

Serebral Palsi belirtileri, Türkiye�de ve Dünya�da durum
Beynin hareket merkezlerini kontrol eden hücrelerinin zarar görmesi sonucunda, kas ve sinir sisteminde oluşan hasarlar vücut bozukluklarına neden oluyor…
(Habersaglık-Istanbul) Kamuoyunda “Spastik” olarak bilinen Serebral Palsi (SP), beynin özellikle hareket merkezlerini kontrol eden hücrelerinin zarar görmesi sonucunda, kas ve sinir sisteminde oluşan sorunların genel adıdır.
Büyük bölümü normal zekaya sahip olmasına rağmen SP’li hastalarda kas ve sinir sistemlerinde bulunan engelleri nedeniyle vücut bozuklukları görülmektedir.
Ne Kadar Yaygındır?
Amerika�da yaklaşık 700.000 kişi, Türkiye�de 150.000 kişi SP hastasıdır. Bu rakamın yaklaşık üçte birini 21 yaşın altındaki çocuklar oluşturmaktadır. Her yıl Amerika�da 5.000, Türkiye�de ise 16.000 bebek, SP sendromu ile dünyaya gelmektedir.
Serebral Palsi�nin Nedenleri Nelerdir?
SP’li hastaların %90′ı hamilelikte, doğum sırasında ya da sonrasında sorun yaşayan bebeklerdir.
1) Hamilelik Sırasındaki Sorunlar (Vakaların yaklaşık % 60?ı)
a) Erken Doğum
b) Anne karnında oksijensiz kalma
c) Kaza
d) Kan uyuşmazlığı
e) Hamilelikte kızamık geçirme
f) Hamilelikte yetersiz beslenme
g) Hamilelikte röntgen ışıklarına maruz kalma
ı) Hamilelikte kan zehirlenmesi
i) Metabolik rahatsızlıklar (Annenin uygun ilaç kullanımına ihtiyacı vardır)
j) Hamilelikte geçirilen böbrek ya da idrar yolu iltihaplanması
k) Annenin yaşı (16 yaş altı – 40 yaş üstü)
l) Akraba Evliliği
2) Doğum Sırasındaki Sorunlar (Vakaların yaklaşık % 30?u)
a) Bebeğin doğum sırasında oksijensiz kalması
b) Kan uyuşmazlığı nedeniyle yapılacak değişimin gecikmesi
c) Basınç değişimleri
d) Doğum travmaları
3) Diğer Sorunlar (Vakaların yaklaşık % 10?u, her yaşta) a) Araç Kazaları
b) Sinir sistemi enfeksiyonları
c) Beynin kısa süreli oksijensiz kalması
d) Darbe sonucu oluşan travmalar
Serebral Palsi�nin Tedavi ve Rehabilitasyonunda Kullanılan Yöntemler
Her Serebral Palsi hastası, beyindeki hasar düzeyi farklı olduğu için, bir diğerine göre farklı bir rehabilitasyon süreci yaşamaktadır. Bu süreç, ömür boyu sürebilmektedir. Aşağıdaki yöntemler, hastanın durumuna göre tümü bir arada kullanılabildiği gibi, bazıları her hastaya uygulanamaz.
1) Yürüme ve Oturmayı Destekleyici Özel Ekipmanlar
2) Fizik Tedavi
3) Eğitim Terapisi
4) Konuşma Terapisi
5) Psikolojik Terapi
6) İlaç Tedavisi
7) Cerrahi
Konuşma ve zeka gelişimini sağlayan teknolojik ekipmanlar
Türkiye�de Durum
Her gün 43 çocuğun Serebral Palsi�li doğduğu ve 150.000�in üzerinde Serebral Palsi hastasının bulunduğu ülkemizde, fizik tedavi, eğitim terapisi gibi rehabilitasyon hizmetleri; Çapa, Cerrahpaşa, Marmara ve Hacettepe Üniversiteleri bünyesinde kurulan birimler ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren İstanbul Özürlüler Merkezi ile toplam sayıları 10?u geçmeyen çeşitli özel kuruluşlar tarafından verilmektedir. Bu merkezlerin toplam kapasitesi en çok 3.000 hasta düzeyindedir.
Türkiye�de Serebral Palsili hastaların rehabilitasyonunda önemli yer tutan yürüme ve oturmayı destekleyici ekipmanlar üretilmemektedir. Bu ekipmanların ithalatı da kısıtlı düzeydedir. Aynı şekilde, Serebral Palsili çocuklara yönelik konuşma ve zeka gelişimini sağlayan teknolojik ekipmanlar ve özel bilgisayar programları da bulunmamaktadır.
Dünyada Durum
Avrupa Birliği ülkelerinde Serebral Palsili çocukların tüm tedavisi, devlet tarafından karşılanmakta, yürüme ve oturmayı destekleyici özel ekipmanlar yine devlet tarafından ailelere ücretsiz olarak verilmektedir.
ABD�de ise Serebral Palsili çocuğun devam ettiği okullarda fizyoterapist ve eğitim uzmanı çalıştırma zorunluluğu getirilmiştir. Diğer tedaviler sigorta şirketleri tarafından sağlanmaktadır. Özel ekipmanların bir kısmı, sigorta şirketlerinden diğer kısmı ise sosyal kurumlardan sağlanmaktadır.
Doğu bloğu ülkelerinde, Serebral Palsili çocuklar özel statüde değerlendirilerek, tedavileri devlet tarafından yapılmaktadır.

Eki 16

Respiratuvar sinsitiyal virüs (RSV) iki yaşına kadar hemen hemen tüm çocukları enfekte eden çok yaygın ve bulaşıcı bir virüstür. RSV bebeklerde bronşiyolit ve zatürre gibi yaşamı tehdit eden şiddetli solunum yolu enfeksiyonlarına yol açar. Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde ciddi salgınlar yapar. Yüksek riskli bebeklerde (prematüre bebekler, kalp, akciğer sorunlu ve bağışıklığı baskılanmış olan çocuklar) önemli oranda morbidite ve mortaliteye yol açar.
Ayrıca bebeklikte geçirilen RSV ileri yıllarda reaktif hava yolu hastalığı (RAD- reaktive airway disease) gelişimine yol açabilir. Halen şiddetli RSV enfeksiyonunun etkili ilaç tedavisi olmayıp, enfeksiyon kontrolü ve önleme en etkili seçenekler olarak görülmektedir.
İlk olarak 1956 yılında üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren bir şempanzeden izole edilmiştir.
RSV çok bulaşıcı olup insandan insana temas ya da kirlenmiş eşyalarla bulaşır. Damlacık yoluyla bulaşma oldukça kısıtlıdır. Çünkü virüs aerosol içinde inaktive olmaktadır. Kuluçka süresi birkaç gün ile bir haftadır. Viral çoğalma bebeklerde ve bağışıklığı yetersiz kişilerde oldukça fazla ve uzun olup hastaneye yatırılmış bebeklerin virüsü 21 gün boyunca yaydığı gösterilmiştir. Sekretuvar ve serum antikorları koruyucu olup, internal viral proteine karşı hücresel immün yanıt enfeksiyonun sonlanmasını sağlar. İmmün yanıt humoral ve hücresel olmakla beraber doğal bağışıklık yetersiz olup reenfeksiyon sıktır.
Ilık iklimlerde kış mevsiminde tropikal iklimde yağmurlu dönemlerde enfeksiyon sık görülür. Bebeklerin yarısı kış aylarında RSV ile enfekte olur. İki yaşına kadar hemen her çocuk enfeksiyona yakalanarak 24 aya dek %95 kanında antikor (+) olur.
RSV�li bebeklerin %2�sinin hastaneye yatırmak gerekir. Bunların beşte biri solunum desteğine gereksinim duyar. Yüzde 1.5�i ölür. Dereli ve arkadaşları iki ay ve iki yaş arası 65 akut bronşiyolitli hastaneye yatan çocukta ve altı ay – sekiz yaş arası üst solunum yolu enfeksiyonlu 35 çocukta RSV seropozitifliğini araştırmışlar ve birinci grupta %29.2, ikinci grupta %11.4 olarak bulmuşlardır.
Altı ayın altındaki çocuklarda şiddetli enfeksiyon için risk etmenleri vardır: Bunlar; prematüre doğum, immün yetmezlik ve kalp-akciğer hastalıklardır. Düşük sosyoekonomik durum daha yüksek atak oranına neden olur .
Tanı
Başlıca laboratuvar yöntemi respiratuvar sekresyonda virüsün saptanmasına dayanır. Bu testler bebeklerde erişkinlere göre daha duyarlıdır. Çünkü bebeklerde virüs saçılması daha uzun ve yoğundur.
Klinik Belirtiler RSV enfeksiyonu çocukluk çağında en sık burun akıntısı, öksürük ve ateş ile karakterize üst solunum yolu enfeksiyonu şeklinde görülür. Virüs aynı zamanda krup, orta kulakiltihabı, bronşiyolit ve zatürreye yol açar. Bronşiyolit ve zatürre olgularında hastaneye yatış en sıktır .
Radyografide havalanma fazlalığı, diffüz interstisiyel tutulum, peribronşial kalınlaşma ve kendiliğinden düzelen segmental atelektazi görülür .
Tedavi
Tam bir tedavisi olmayıp destekleyici tedavi uygulanır.

Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz. Şikayet adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde diyetextra.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacaktır.İletişim kasvax@gmail.com diyetisyen diyet
Her türlü görüş ve şikayetleriniz için bizi betamedya@hotmail.com mail adresinden bize ulaşın.