Çok hızlı kilo verdiren diyetlerin, vücuda zararlı olduğu bilinen bir gerçek. İşte hızlı kilo vermenin sakıncaları: – Hafıza kaybına neden olur. – Karbonhidrat diyeti beynin fonksiyonlarını düzenleyen özellikle hafıza kapasitesini artıran serotonin maddesini etkiler. Hafıza kaybı ve çeşitli beyin bozuklukları başlar. Zeka kaybı başlar ve beynini hızlı ve doğru karar verme fonksiyonu bozulur. – Kalp hastalıkları başlar. – Kısa sürede kilo vermek kalp hastalıklarına yol açar. Tansiyon yükselir ve kalp hastalıkları başlar. Süratli kilo kaybı sırasında yağ kaybıyla birlikte kaslarda zayıflar. Diyet kesildiğinde mide ve karın bölgesi süratle yağ toplar. Şok diyetlerden sonra alınan kiloları kaybetmek çok zordur. – Adeleleri zayıflatır. – Protein eksikliği adele zayıflığına yol açar. Özellikle sabahları kahvaltıyı kesmek adeleleri etkiler. – Cildi kurutur. – Anemi (kansızlık) görülür. – Şok diyet B vitamini öncelikli olmak üzere tüm vitaminlerin ve minerallerin kaybolmasına yol açar. Cilt kurur ve dökülür.
Artan zayıflama çılgınlığı ile birlikte, kişileri hayallerine ulaştıran farklı temellere dayalı alternatif uygulamalar manşetleri süslemektedir.Yıllardır gündemi meşgul eden Atkins, Montignac, Pritikin, İsveç, Lahana çorbası, South Beach ve Ayırma diyetleri ardından son zamanlarda artan ilgi gören asit – alkali diyetlerini mercek altına aldık. Bazı hatalı diyetler belli hastalıkları engellemek için ya da zayıflamayı hızlandırmak için sadece asidik ya da alkali gıdaları tüketmeyi önermektedir. Ancak gerçek şu ki denge sağlamak çok daha önemlidir, total vücut sıvılarının çok alkali veya asidik olması tehlikelidir. Besinler vücutta metabolize edildikten sonra kalan son ürünün alkali veya asidik olmasına göre iki grupta incelenmektedir. Kimya derslerinden hatırlarsanız ph seviyesi 7 değerinde nötrdür, 7’nin altında olması alkali, üstünde olması ise asidik ortam yaratır. Alkali-kül diyeti (Alkaline-ash diet) Diyette alkali oluşturan besinler arttırılıp asit oluşturan besinler kısıtlanır. Ürik asit taşları ve sistin taşları bulunan kişilerde bu diyetten yararlanır. Asit-kül diyeti(Acid-ash diet) – Diyette asit oluşturan besinler arttırılıp, alkali oluşturan besinler kısıtlanır. – Asidik idrar kalsiyum ve magnezyumun fosfat ve karbonat taşlarının atımını kolaylaştırır. – Aynı zamanda idrar yolu enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılan bazı ilaçların etkinliğini de
arttırır.Vücuttaki asidite göstergeleri nelerdir?
• Kronik yorgunluk hissi
• Fazla mukus üretimi
• Burun tıkanıklığı
• Enfeksiyonlara yatkınlık
• Heyecanlı, sinirli, irite ruh hali
• Kuru saç, güçsüz saçlar
• Baş ağrısı
• Eklem ağrıları
• Kas ağrıları
• Sık uçuk oluşumu
Bana asitli bir besin söylemenizi istesem, sanırım bir çoğunuz limon veya greyfurt yanıtını verirsiniz. Bu besinler tüketilmeden önce asidik değere sahip olsalar dahi sindirim sonrası vücutta alkalin etkisi yapmaktadırlar. Bu örnekten sonra, gelin alkali ve asidik besinleri listeleye göz atalım.
Alkalin yiyecekler
Alkalin sebzeler
Tüm çiğ sebzeler, tüm yeşil salatalar, bamya, börülce, brokoli, domates, fesleğen, filizli yiyecekler, havuç, ıspanak, kabak, karnabahar, kereviz, kırmızı deniz otu, lahana, marul, maydanoz, pancar, patates, patlıcan, salatalık, sarımsak, semizotu, soğan, yeşil bezelye, yeşil fasulye, yeşil otlar, yeşil pazı.
Alkalin meyveler
Ahududu, ananas, armut, avokado, balkabağı, böğürtlen, çilek, domates, elma, greyfurt, karpuz, kayısı, kiraz, kuru hurma, kuru incir, kuru üzüm, limon, mandalina, muz, portakal, şeftali, tropikal meyveler, üzüm.
Alkalin proteinler
Badem, brezilya kestanesi, fındık, keçi peyniri, keçi sütü, kestane, soya peyniri, tofu.
Diğerleri
Tüm yeşillikler, zeytinyağı, arı poleni, bal, bitkisel çaylar, çiğ elma sirkesi, deniz tuzu, hindistan cevizi, kanola yağı, keten tohumu, kırmızı biber, köri, tarçın, meyve suları, otlar, zencefil.
Asidik yiyecekler
Asidik sebzeler
Konserve, mercimekler, mısır, yağda pişmiş yiyecekler.
Asidik yağlar
Avokado yağı, ayçiçeği yağı, domuz yağı, susam yağı, tereyağı.
Asidik meyveler
Erik, konserve meyveler, hazır meyve suları,
Diğerleri
Alkol (Bira, şarap, likör), aspirin, beyaz şeker, işlenmiş sütler (Soya, pirinç, badem, yulaf unu), kahve, kahverengi şeker, kakao, karabiber, ketçap.
Kimyasallar
Kola, meşrubat, sigara, siyah çay, şişelenmiş salata sosları, tuz, uyuşturucu maddeler, yapay tatlandırıcılar, yer fıstığı, yoğurt, yumurta
Asidik tahıllar
Tüm ekmekler, tüm pirinçler, beyaz unlu gıdalar, çavdar, kek, kepek, yulaf, makarna, patlamış mısır, pişmiş tahıllar, rafine şekerli tahıl, soda, yulaf unu.
Asidik baklagiller
Barbunya, kırmızı fasulye, mercimekler, nohut, siyah fasulye, soya fasulyesi, soya sütü
Asidik süt ürünleri
Buzlu süt, dondurma, peynir, tereyağı,
Asidik proteinler
Sığır eti, ceviz, dana eti, domuz eti, geyik ve karaca eti, hindi, ıstakoz, istiridye, kabuklu deniz ürünleri, karides, kuzu eti, mezgit, midye, organ etleri, jambon, sardalya, sucuk, sosis, tavşan eti, ton balığı.
Not:Bu yiyecekler temizlenme sürecini yavaşlattığı ve plakların çözülmesini azalttığı için sınırlı tüketilmelidir
Uzmanlar diyet konusunda yaptıkları açıklamalarda bir diyetisyenin kontrolüyle bilinçli olarak kilo verilmesi gerektiğinin altını çiziyorlar. Tek tip diyetlere ise kesinlikle itibar etmemek gerekiyorb Aslında “kişiye özel” diyeti çok doğru bir kavram. Çünkü her bedenin alması gereken protein, vitaminler ve karbonhidrat farklıdır. O kadar çok faktör var ki zayıflama gerçeğinde. Örneğin kilo verme metabolizmaya, beden tipine göre değiştiği için kesinlikle takvimlere de bağlı kalmamak gerekir. Birçoğumuz, hayatımızın belli
dönemlerinde “rejim” ya da “diyet” denilen kavramla tanışıyoruz. Besinleri dengeli olarak tüketmediğimiz için kimi zaman bedenimiz isyan ediyor ve belli hatlarda “genişleyerek” bizi protesto ediyor! Sonuç olarak , kilolara karşı savaşta kendimizi galip ilan etmek için çırpınıp duruyoruz. Ve rejim yapmak genç yaştan itibaren hayatın bir parçası oluyor. Şunu uzmanlar sık sık dile getiriyor. Kilo verme “estetik” kaygılarla da olsa amaç sağlıklı bir bedene kavuşmak. Bir çok insan için artık sağlıklı olmak “yaşam biçimi” haline gelmiş durumda. Formda kalmak, sağlıklı olmak gibi kaygıların arttığı bir çağdayız. Tabii ki sağlıklı yaşam eşittir diyet değildir ama “yeme disiplini” olmadan da ona kavuşmamız mümkün değil.
Peki doğru diyet nedir. Uzmanlar diyet konusunda yaptıkları açıklamalarda bir diyetisyenin kontrolüyle bilinçli olarak kilo verilmesi gerektiğinin altını çiziyorlar. Tek tip diyetlere ise kesinlikle itibar etmemek gerekiyor Aslında “kişiye özel” diyeti çok doğru bir kavram. Çünkü her bedenin alması gereken protein, vitaminler ve karbonhidrat farklıdır. O kadar çok faktör var ki zayıflama gerçeğinde. Örneğin kilo verme metabolizmaya, beden tipine göre değiştiği için kesinlikle takvimlere de bağlı kalmamak gerekir. Üç haftada üç kilo veren arkadaşının diyetinin aynısını uygulayıp, “bak, hala bir kilo bile vermedim” gafletine düşebiliyor bazı insanlar bu yanlış bilinçten dolayı. Çok önemli bir nokta var ki kilo verirken acele etmemek. Yani kısa sürede kilo vermeye heveslenmeyin. Beslenme ve diyet uzmanları “şok diyetler”in tehlikesinden söz ediyor. Çünkü bu tür diyetler kesildiğinde kişi daha fazla kilo alıyor. Uzmanlar haftada 1 veya 1.5 kilo vermenin sağlıklı olduğunu belirtiyorlar.
Hareket mucizeler yaratır
Sağlıklı yaşam için doğru beslenme ve düzenli egzersiz şart. TV’ye esir olmuş insanlar topluluğu olarak maalesef hareketi sevmeyen bir toplum olduk. Ve ekran bağımlılığı kilo olarak geri dönebiliyor insanlara. Diyetle birlikte “harekete geçmek” şart. Yağları kullanılıp, kasların kaybedilmeyeceği ve metabolizma hızının düşürülmeyeceği bir diyet program uygulanmalı. Herkes kendi metabolizmasına uygun olanını seçmeli Onlarca bedene göre onlarca diyet mevcut. Sadece sebze -meyve ile beslenen, hamur işlerinden uzak duranlar da zayıflayabiliyor. Günde yarım saat yürüyüp, fazlalıklarını eriten için de yanlış yapıyor diyemeyiz. Çünkü yürüyüş en sağlıklı zayıflama yöntemlerinden biri. Daha fazla zayıflama yönteminden söz edip kafanızı karıştırmadan üçte karar kılalım. Şunun da altını çizelim tekrar: En azından “danışma” düzeyinde bile olsa, mutlaka bir diyetisyenle iletişiminiz olsun.
Diyette püf noktaları
- Canınız bir şey çektiğinde yiyin ama miktarı az olsun.
- Sabahleyin kahvaltıyı ihmal etmeyin.
- Su sürekli “aklınızda olsun. Bol bol su için.
Yürüyüşün çok önemli olduğunu unutmayın. Kısa mesafelerde araca binmeyin.
- Saat 20.00”den sonra yemek yememeye özen gösterin.
- Tatlı ve meyveyi yemeklerden hemen sonra almayın. Yemeğin ardından en az iki saat geçmesini bekleyin.
- Çay ve kahvede şeker kullanmayın

Son Yorumlar