Haz 19

Ben yaşlanmak istemiyorum. Peki benim elimde mi yaşlanmamak? Bu sorunun cevabını düşünüyorum ve evet diyorum. Şaşırmayın lütfen. Ruh yaşlanmayınca heyecan devam ediyor. Bedenimizin yaşlanmasına mani olamıyoruz ama ruhumuz bizim elimizde. Onu istediğiniz şekilde kullanma şansımız var. Ben emekli olmuş biriyim. Çevremde emekli olmuş bir sürü kişi var. Onlarla sohbet ettiğimde her cümlenin başına şu kelimeleri ekliyorlar: “ARTIK” ve “BUNDAN SONRA” ve “AMA”… “Artık onu yapamam”, “Bundan sonra ne olacak ki” “Ama ben yaşlandım artık”. Bu kelimeler olumsuzluk ifade ettiğinden beynimiz bir müddet sonra bu ifadelere göre düşünmeye başlıyor. Yapmak istediğimiz her iş işin bu cümleleri düşününce vazgeçiyoruz. Ben vazgeçmiyorum. İçimde o kadar büyük bir coşku var ki…mümkün olsa bu yaşımda yeniden ilkokuldan başlayabilirim. Kendime uzun vadeli hedefler koyuyorum. Gençlerin yaptığı her şeyi yapmak için heyecan duyuyorum. Hiçbir zaman onlar genç ben bunu yapmamalıyım diye düşünmüyorum. Her şeyi kendime yakıştırıyorum. Ben bunu yapabilirim dediğim her şey. Kendimi bazen öyle kaptırıyorum ki aynı yaşta olduğum birilerinin; “Bundan sonra hayat benim için yavaş geçecek. Artık yaşlandım. Genç olsaydım yapardım.” gibi cümlelerini duyunca çok şaşırıyorum, acaba onlar mı doğru ben mi doğruyum diye. Acaba yaşlandım mı? Hayır yaşlanmadım. Sadece olgunlaştım. Yani gözümdeki gözlükler artık çok daha uzakları ve net olarak gösteriyor. Her şeyi daha çabuk öğreniyorum. Öğrenmekten çok keyif alıyorum. Ve bir şeyi çok iyi biliyorum, HİÇ BİR ŞEYİ BİLMEDİĞİMİ. Öğrenecek o kadar çok bilgi, yaşanacak o kadar çok güzellik varken neden yaşlanmayı düşünüp geri çekileyim ki. Çok eski çağlarda insanlar 30-40 gibi yaşlarda ölürlermiş. Şimdi 70 yaşında biri öldüğü zaman çok yaşlı da değilmiş diyoruz. İnsanlık bir gün gelecek çok uzun yaşamanın yollarını bulacak. Bizim torunlarımız bizim için zavallılar çok genç yaşta ölmüşler diye düşünecekler :) Zaten ben hakkım olan hayatı belki bilimsel nedenlerden dolayı yaşamadan öleceğim :) Bir de şimdi yaşlandım artık diye geri çekilirsem kendime haksızlık etmiş olurum. Bize sunulmuş harika bir fırsatı sonuna kadar değerlendirmek istiyorum. Bundan asla vazgeçmem. İşte bu yüzden başarı ve mutluluk da beni terk edemiyor. Çünkü her ikisi de güçlüleri seviyor. Tarihte çok işler yapmış başarılı insanlara bakınca ne kadar haklı olduğumu düşünüyorum. Bir gazete Metin Ersin’in gönderdiği aşağıdaki yazıyı yayınlamıştı. Hemen kesip saklamıştım “Kristof Kolomb, Amerika’yı keşfe çıktığı ilk yolculuğunda 50 yaşını çoktan aşmış durumdaydı. Pasteur, kuduz aşısını bulduğunda 60 yaşındaydı. Mimar Sinan, Süleymaniye Camisi’ni bitirdiğinde 70 yaşını geçmişti. Selimiye Camisi’ni tamamladığında ise 86 olmuştu. Galileo, ayın günlük ve aylık çizimlerini yaparken 73 yaşındaydı. Charlie Chaplin, 76 yaşında film yönetmenliği yaparak, hala işinin başındaydı. Goethe, en büyük eseri Faust’u ölümünden bir yıl önce, yani 82 yaşında bitirmişti. Nobel Ödüllü Alman doktor Albert Schweitzer, 88 yaşına rağmen Afrika hastanelerinde durmaksızın çalışarak ameliyat yapıyordu. Ressam Titian, 99 yaşında hayata gözlerini yumdu. “Lepando Savaşı” adlı ünlü tablosunu ölümünden bir yıl önce tamamladı. Dört defa İngiltere başbakanı seçilen Gladstone, son kez göreve geldiğinde yaşı 83’dü. Gençlik hayatın belli bir çağı ile ilgili değildir. İnsan, kendine olan güveni derecesinde genç, şüphesi derecesinde yaşlıdır. Cesareti derecesinde genç, korkuları derecesinde yaşlıdır. Ümitleri derecesinde genç, ümitsizliği derecesinde yaşlıdır. Hiç kimse fazla yaşamış olmakla ihtiyarlamaz. İnsanları ihtiyarlatan, ideallerinin gömülmesidir. Seneler cildi buruşturabilir, fakat heyecanların teslim edilmesi ruhu buruşturur. İnsanlar yaşadıkça yaşlandıklarını sanırlar, halbuki yaşamadıkça yaşlanırlar. İnsan ihtiyar olmaya karar verdiği gün ihtiyardır. Güzelliği görme yeteneğini kaybetmeyen asla yaşlanmaz. Yaşlanmak bir dağa tırmanmak gibidir. Çıktıkça yorgunluğunuz artar, nefesiniz daralır ama görüş alanınız genişler. “Beynimiz yeni tecrübeler keşfettiği sürece insan genç sayılır.” William Gladstone” Ben her sabah hayatı yeniden keşfetmek için heyecanla uyanıyorum ve uyandığımda hep şu cümleyi tekrarlıyorum; “UNUTMA! BUGÜN GERİYE KALAN HAYATININ İLK GÜNÜ.” GEOETHE Ben keşfe gidiyorum gelen var mı :) Sevgiler Tülay Bilin tulay@karmaastrology.com Tülay Bilin kimdir? Tülay Bilin çok uzun yıllar Hürriyet Gazetesinde çalıştıktan sonra, Nisan 2006 ‘ya kadar Dünya Gazetesinde İnsan Kaynakları Müdürü olarak çalıştı. Uzun yıllardır kişisel gelişim konusunda aldığı eğitimleri 10 yıldır profesyonel olarak çevresiyle paylaşmaktadır. Haftada bir gün canlı radyo programı yapmaktadır

Haz 18

Çağımızda internet, nerede ise tüm dünyada bilgiye ulaşım kaynağı olmuştur. Birçok insan, sağlıkları ile ilgili bilgilerin birçoğunu internetten temin etmektedir. İnternet ile ulaşılabilen kaynakların bolluğu, sadece bilgi anlamında değil, hekim seçiminde de insanlara yardımcı olmaktadır. Mesela, ameliyat olmaya karar verdiniz. Yapmanız gereken şey, arama motorlarından herhangi birine, olmak istediğiniz ameliyatın adını yazmak ve “ara” tuşuna basmaktır. Karşınıza sınırsız alternatifler çıkacaktır. Birbirinden ufak tefek farklarla ayrılan yüzlerce site ve benzeri bilgiler. Ancak, asıl zorluk bundan sonra başlıyor. “Hangi site doğru adres, benim doktorum kim olmalı, kendimi kime emanet edebilirim?” tarzı sorular kafanızı kurcalamaya başlayacaktır. Bu noktada ben size, bu soruların cevaplarını bulmanızda yardımcı olacağım. Ameliyatınızı başarı ile gerçekleştirecek doktoru seçerken dikkat etmeniz gereken faktörler nelerdir? Doktor seçimi, tıpkı iş seçimi, eş seçimi gibi, kişinin hayatında vereceği en önemli kararlardan biridir. Neticede, hayatta en önemli varlığınızı, yani bedeninizi, ona emanet ediyorsunuz. Şayet akıllıca ve bilinçli bir tercih yaparsanız hem mutlu olursunuz, hem de gelecek yıllarınızı huzur içinde geçirirsiniz. Bu nedenle, bu işi en iyi yapan cerrahı bulabilmek için çaba sarf etmeye değer. İlk olarak yapmanız gereken, yakın çevrenizden ve özellikle bu ameliyatı daha önce geçirmiş birinden tavsiye istemektir. Yanı sıra, sağlık alanında çalışan tanıdıkları olanlardansanız şanslı birisiniz demektir. Çünkü onların referansları çok önemlidir. Bu kişiler, cerrahı iş başında görenler olduklarından, doktorun ameliyat esnasında iyi ve kötü hallerini en iyi gözlemleyenlerdir. Örneğin; anestezi doktorları ve ameliyat hemşireleri iyi birer referanstırlar. “Benim tanıdığım anestezist veya hemşire yok” diye üzülmeyin. İlgilendiğiniz doktor hangi hastanede ameliyat yapıyor ise o hastaneye gidip biraz araştırma yapmanız da işe yarayacaktır. Şayet; kibar, ciddi ve kendinizi iyi ifade edecek şekilde yaklaşırsanız, tüm hastane çalışanları size bu konuda yardımcı olacaklardır. Cerrah seçiminde yapılan en sık ve büyük hata, her cerrahın o ameliyatı yapabileceğini düşünmek ve ilk kıstas olarak fiyatı ön plana almaktır. Web siteme her gün, “Bu ameliyatın maliyeti nedir?” gibilerinden birçok soru gelmekte. Ben bunu, kişilerin olayın ciddiyetini anlayamamalarına bağlıyorum. Çünkü ortada standart kalitede bir eşya satışından bahsetmiyoruz. Araştırma mantığının, bir satın almacı mantığına eş, “Bu eşyayı, en ucuz nereden satın alabilirim” şeklinde olması çok yanlış olacaktır. Tüm ameliyatlar, özellikle de burun estetik ameliyatı (rinoplasti) bir, SANATTIR ve KİŞİYE ÖZELDİR. Asla standart yapılamaz. Sonuç: Ameliyatı yapan cerraha göre, iyiden kötüye, geniş bir yelpazede değerlendirilir. Ben size, doğru adresi ararken ilk sıraya fiyatı koymamanızı öneririm. Tabii ki fiyat da önemlidir, ancak, söylemek istediğim, ilk kıstas olmaması gerektiğidir. Cerrahta aramanız gereken tek özellik ise, “katıksız deneyim ve el becerisi” olmalıdır. Doktorun bu ameliyatı daha önce kaç kere yapmış olduğu çok önemlidir. Tıp artık çok gelişti ve üst ihtisas alanları ortaya çıktı. Her ameliyatı çok iyi yaptığını söyleyenden ziyade, belirli bir ameliyat üzerine yoğunlaşan cerrahı bulmalısınız. Eğer cerrahı bir ressama benzetirsek, siz, yetenekli olanı aramakla kalmayıp, kafayı resim yapmakla bozmuş olanını bulmalısınız. Örneğin, çam ağacının resmini, kafayı ağaçlarla bozmuş olanı yapmalı. Bir de çam ağacı ile bozmuşsa daha iyi :) Sonuç olarak; size lazım olan, burun ameliyatını, kulak burun boğaz hekimi veya plastik cerrah, hangisi yaparsa yapsın, hep burunla uğraşıyor olması ve kafayı buruna takmış olmasıdır. Cerrahın, tıptaki gelişmeleri takip edebilmesi adına, kongrelere ve kurslara katılıp, kendini sürekli geliştirmesi de önemlidir. Bunu da sorgulamalısınız. Cerrahın ameliyatlarını nerede yaptığı, hastanenin kalitesi ve tam teşekküllü olup olmadığı da sorulmalıdır. İşini seven bir cerrah hastane kalitesinden asla taviz vermez, vermemelidir de. Yanı sıra, iyi bir cerrah, ameliyatla ilgili komplikasyonları ve süreci hastasına detaylı bir şekilde anlatmalıdır. Sizi ikna edebilmek için, işi olduğundan basit gösterip göstermediğine dikkat edin. Unutmayın, küçük ve basit ameliyat yoktur. Özellikle burun estetiği, büyüktür ve önemlidir. Son ve en önemli hususlardan biri de tercihte bulunacağınız hekimlerle mutlaka yüz yüze görüşmenizdir. Sanal ortamda yapılan görüşmeler sadece fikir verir. Üstelik bu sayede, ameliyat olmayı düşündüğünüz hekime güvenip güvenemeyeceğinizi de anlarsınız. Doğru karar için, lütfen, doktorunuzla direkt temasa geçin

Haz 17

ildimizin yenilenmesi ve yaşlanmasının geciktirmesi düzgün ve bilinçli beslenmeyle mümkün.

Vücudun bağışıklık sistemi sağlıklı besinlerin seçimine, güzellik ve bakımını ise bağışıklık sisteminin dengesine bağlı olduğu artık bilinen bir gerçektir. Bağışıklık sisteminin korunarak cildin yaşlanmasını ertelemek için yapılması gereken en önemli doğal besinlerle ve doğru besinlerle cildin korunmasını sağlamak olacaktır.

Vücutta oluşan hücre hasarını (yaşlanmayı) geciktiren vitaminler proteinlerin alımına yönelik beslenme programını bize yarar sağlayacaktır.

Özellikle Vitamin E, Vitamin C, Vitamin A, Omega 3 (n-3), B Vitaminlerinden (Riboflavine -B2 Vitamini), Vitamin B6 cildimizin yaşlanmasını geciktiren, cildimizi dış etkenlerden koruyan önemli kaynaklarımızdır. Beslenme programımızda bu vitamin ve proteinleri içeren yiyeceklere yer verirsek hem bağışıklık sistemimiz korur, hem de yaşlanma etkilerimizi minimuma indirebiliriz.

VİTAMİN A: Cildimizi ve deriyi korur. En zengin A vitamini kaynaklarımız havuç, kayısı, kırmız biber.
VİTAMİN E: Kan dolaşımını düzenleyici etkisi ve cildin yaşlanmasını önleyen vitamindir. Bu açıdan kozmetik sanayide de kullanılmaktadır.
VİTAMİN C: Vücudumuzun direncini arttırır. Cildi güzelleştirir. Zengin C Vitamini kaynaklarımız; Limon, portakal, mandalina, kivi, greyfurt, biber, maydanoz, kuşburnu, salatalık, şalgam.
VİTAMİN B2 (Riboplavin): Bağışıklık sistemimiz güçlendirmenin yanı sıra cildi dış etkenlerden koruyarak yenilenmesine yardımcı olur. En yoğun Riboplavin kaynağı yiyeceklerimiz süt, yoğurt, yumurta ve kuru baklagillerdir.
VİTAMİN B6: Yaşlanma etkilerine karşı cildi korur ve yenilenmesine yardımcı olur. En zengin kaynakları et, balık ve kuru meyvelerdir.
OMEGA 3 (n-3): Lenf Dolaşımını çok iyi düzene sokarak cildin kendini yenilemesine yardımcı olur. En zengin kaynağı balıktır. Cildin yaşlanmasını geciktiren diğer önemli yiyecekler; yulaf, sarımsak, soğan, Hindistan cevizi ve zeytinyağını sayabiliriz.

ÖRNEK MENÜ:

SABAH: 50 gr peynir
2 dilim tam buğday ekmeği
Domates/biber/salatalık/ 5 ceviz
veya
1 bardak süt
6 kaşık yulaf+ 5 ceviz
5 kayısı

ARA: 1 portakal veya 3 mandalina Veya 2 kivi

Ö?LE: 1 porsiyon etli sebze yemeği veya etli baklagil yemeği
1 dilim tam buğday ekmeği
1 kase yoğurt
Salata bol limonlu
ARA: 1 portakal+ 5 kuru kayısı

AKŞAM: 350 gr balık ( haftada 3 defa balık yenilmeli)
1 dilim tam buğday ekmeği
1 kase yoğurt
Salata

ARA: 1 greyfurt veya 2 portakal

Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz. Şikayet adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde diyetextra.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacaktır.İletişim kasvax@gmail.com diyetisyen diyet
Her türlü görüş ve şikayetleriniz için bizi betamedya@hotmail.com mail adresinden bize ulaşın.