May 02

Doğum öncesi testlerin 35 yaş üzerindeki hamileliklerde hayat kurtardığı bildirildi

Anne adaylarını riskli gebeliklere karşı uyaran kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr Serhat İbrahim Erzurum, prenatal testlerle ilgili merak edilen bazı konulara açıklık getirdi Erzurum, “Trizomi 21 ya da mongolizm olarak da bilinen down sendromu kromozomal bir bozukluktur 35 yaş üstünde ve daha önceki hamileliklerinde down sendromlu bebeği olan anne adaylarının bebekleri en yüksek risk grubundadır Buna rağmen down sendromuna sahip bebeklerin yüzde 80′i risk faktörüne sahip olmayan ve 35 yaşın altındaki kadınlarda görülmektedir” dedi

Down sendromunu önlemenin ve tedavi etmenin mümkün olmadığını ifade eden Erzurum, ancak down sendromuna sahip bebeklerin bir çoğunun erken teşhisle anne karnında tespit edilebildiğini kaydederek, “1980′lerin sonlarında riskli grupta bulunmayan anne adaylarından kan örneği, yaşı dolayısıyla yüksek risk grubunda bulunan anne adaylarından ise amniyosentez alınması tavsiye ediliyordu İnce bir iğne yardımıyla yapılan amniyosentez ile bebeğin etrafındaki sudan Sıvı alınıyordu Yüzde 05-1 bile olsa, anne adayı yapılan amniyosentez ile hamileliğini kaybetme riski taşıyordu Şimdi ise hem amniyosenteze lüzum kalmasını büyük oranda azaltan, hem de yüzde 75-80 oranında bebeğin down sendromlu olup olmadığını gösteren testler bulunmaktadır” dedi

Dr Serhat Erzurum, “Hamileliğin 16 ve 21 haftaları arasında yapılan dörtlü test ile bebeğin down sendromlu olup olmadığı netlik kazanıyor Dörtlü test anne adayından alınan kandan dört farklı değere bakılarak ölçülüyor Bebeğe daha erken teşhis koymak için ise NT (ense kalınlığı ölçümü) tercih ediliyor Ultrasonla ölçülen NT, 11 hafta itibariyle yapılabiliyor NT, 35 yaş üzerindeki anne adaylarında yüzde 80 oranında bebekteki sakatlığı ve zeka geriliğini ortaya koyabiliyor; 35 yaş altındaki adaylarda ise bu oran düşebiliyor Dörtlü test ve NT’den daha erken bir sonuç almak isteyen endişeli adaylar için ise PAPP-A ve serbest beta HCG adlı kan ölçümleri mevcut Bu amaçla kan örneği ideal olarak 11 ile 14 hafta arasında alınmalıdır Ayrıca bu kan örnekleri NT ile birlikte kullanıldığında down sendromlu hamilelikler yüzde 80 oranında tespit edilebiliyor Kan örnekleri ve NT’ye ilave olarak dörtlü test de yapılırsa tespit oranı yüzde 95′e kadar çıkabiliyor” dedi

Doğum öncesi teşhis yöntemlerinin hızla geliştiğine dikkati çeken Erzurum, genetik bilimindeki gelişmelerin bu alana da yansıdığını ve ilerleyen yıllarda bu oranın yüzde 95′ lerden yüzde 100′e yaklaşacağına inandığını belirtti

Şub 05

Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabetin 1.5-2 yaşındaki çocuklarda dahi görüldüğüne dikkati çeken uzmanlar, bu rahatsızlığın 5 yaşın altında görülme sıklığının giderek arttığını belirttiler.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Endokrin ve Metabolizma Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ece Böber, AA muhabirine yaptığı açıklamada, erişkinlerde diyabetin genellikle 40 yaş üstü, fazla kilolu insanlarda görüldüğünü, bu rahatsızlığa çocuklarda da gün geçtikçe daha sık rastlandığını söyledi.

“Bağışıklık sisteminin yanlış yönde çalışması” sonucunda bu
rahatsızlığın görüldüğünü belirten Prof. Dr. Böber, çocukluk çağında görülen diyabetin, kiloyla çok tatlı, şekerleme yemeyle bir ilgisi bulunmadığını kaydetti.

Bu rahatsızlığın en önemli bulgularının çok su içme, çok idrara çıkma, yediği halde zayıflama, kilo kaybı, bitkinlik olduğu bilgisini veren Prof. Dr. Böber, anne babasında ya da ailesinde herhangi bir şeker hastası olmadığı halde birçok çocukta bu rahatsızlığa rastladıklarını ifade etti.

Astımdan sınra 2.sırada

Türkiye’de 2000 yılında yapılan bir araştırmada 15 yaşın altında diyabet görülme sıklığının her 100 bin çocukta 2.5 olduğunu, bu rakamın gün geçtikçe tırmandığını vurgulayan Prof. Dr. Böber, şöyle konuştu: “Bağışıklık sistemi hücreleri, pankreasın ürettiği insülini yabancı madde olarak algılıyor ve onları parçalıyor. Bağışıklık sisteminin yanlış çalışmasından dolayı diyabet oluşuyor. Mutlaka bu rahatsızlıkta çevresel faktörler, iklimsel faktörler var. 3. dünya ülkelerinde diyabet görülme oranı çok seyrek. Ülke geliştikçe artıyor. Ekvator kuşağındaki ülkelerde diyabet çok az. Dünyada en sık diyabet görülen ülke Finlandiya. Bu ülkede 15 yaşın altındaki her 40 çocuktan birinde diyabet görülüyor.

Türkiye’de eskiden yılda 2-3 vakamız olurdu, şimdi ayda 2-3 vakamız oluyor. Diyabet görülme yaşı da aşağıya kaydı. Eskiden 12-14 yaş grubunda çok görüyorduk. Şimdi 5 yaş altında görme sıklığı giderek artıyor. 1.5-2 yaşında hastalarımız var. 18 yaş altında yalnızca bizim hastanemizin 200-250 civarında kayıtlı hastası var. 18 yaş altında sürekli tedavi gerektiren kronik hastalıklar arasında astımdan sonra diyabet ikinci sırada yer alıyor. Diyabetin görülme sıklığı, lösemililerden çok daha fazla. Bu rahatsızlığın genetik bir yanı yok. Anne de ya da babada varsa çıkar gibi kaide yok. Hastalarımızın yüzde 95’ininin ailesinde diyabet yok.”

Artık çikolata yiyemeyecekler

Diyabet hastalığına karşı insülinsiz bir tedavinin olmadığını bildiren Prof. Dr. Böber, diyabetli çocukların hayatları boyunca artık tatlı, çikolata yiyemeyeceklerini ifade etti. Prof. Dr. Böber, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Aileler çocuklarının diyabet hastası olduğunu öğrenince büyük bir şok yaşıyorlar. O süreci kolaylaştırmak ve hastalığı öğretmek bizim için çok önemli. Çünkü hasta ile aile işbirliğinin önemi burada büyük önem taşıyor.

Diyabet hastası çocuklar, artık hayatları boyunca tatlı, çikolata,
şekerleme yiyemeyecek. Kan şekerini ani yükselten her türlü tatlı besinler, pasta, çikolata yiyemeyecek. Çocukluk çağı olduğu için
bunlardan hiç yemeyeceksin diyemiyoruz. Doğum günü gibi çok özel durumlarda sınırlı miktarda ancak bunlardan yiyebilirler. Çok özel durumlar haricinde belli saatlerde yemek zorunda. Çünkü insülin iğnelerinin etki süresine göre öğünleri ayarlıyoruz. Amacımız, çocuğun olabildiğince normale yakın bir hayat sürmesi. Kendini diğer çocuklardan ayrı hissetmemesi, insülin iğnelerini kabul etmesi.”

Oca 08

Profesyonel sporcular, spora başlamadan önce “streching” yaparak kaslarını uzunlamasına çekerek rahatlıyor. Bu hem kasları güçlendiriyor, hem de spordan en yüksek faydayı elde etmelerini sağlıyor. Ayrıca siz de “germe egzersizi” yaparak diyet programınızın zayıflama hızını artırabilirsiniz.

Ancak sadece streching yaparak kilo verilmesi doğru değil. Yürüme, yüzme, ip atlama, bisiklete binme, dans etme gibi egzersizlerin de faydası çok büyük.

Yararlı teknikler

Kilo vermede aerobik egzersizlere öncelik verilmesi, bunları güçlendirme ve streching hareketlerinin tamamlaması öneriliyor. Streching süresinin ise en az 20-45 dakika olması öneriliyor. Yani yarım saat yürüdüyseniz, 20 dakika da streching yapmanız yararlı oluyor. Profesyonel sporcuların uyguladığı 3 tekniği uygulayarak diyet programınıza destekte bulunmuş oluyorsunuz.

PNF

Balerin ve baletlerin kullandığı bu teknikte, önce kaslar 10 saniye boyunca geriliyor, sonra kısa bir an gevşetilip tekrar geriliyor.

Statik Streching: Bu klasik teknikle, yaylanma ve sallanma yapılmadan, 10-30 saniye arasında tutuluyor. Statik yöntemi, spor sonrasında uygulamanız öneriliyor. O sırada kaslar sıcak ve pompalanmış olduğu için, streching uygulanmazsa kısalmaya meylediyor.

Dinamik Streching: Bu yöntem, gerginleştirme esnasında yaylanmayı öngörüyor. Özellikle kaslar soğukken yapılabilecek fazla sert bir yaylanma hareketi, biçim değiştirme ve lif yırtılmalarına yolaçabiliyor. Bu yöntem ancak ısındıktan sonra, kas dayanıklılığını ve esnekliğini artırmak için uygulanmalı.

Sporu sevmek gerekiyor

Diyet yapan kişilerin germe egzersizi yaparak zayıflamasında bazı püf noktaları var. Örneğin germe egzersizini yarım saatten başlayarak bir saat 15 dakikalık bir süreye yaymanız gerekiyor.

Zayıflama diyetinin mutlaka sporla desteklenmesinin önemine işaret ediliyor. Ancak yapılan sporun “sevilmesi” çok önemli. Özellikle de uzun zaman spor yapmamış kişilerin, birdenbire yorucu spor programlarına alınması yarar sağlamıyor. Her hastanın yaşına, cinsiyetine, kilosuna, genel sağlık tablosuna ve beğenisine göre spor programı düzenleniyor.

Göğüs

Bacaklarınızı hafifçe bükerek dengenizi kurun. Her iki kolunuzu da geriye doğru gergin bir şekilde uzatın. 5-10 saniye böyle durduktan sonra kollarınızı aynı gerginlikte öne doğru uzatın. Bu pozisyonda da 5-10 saniye durduktan sonra ilk pozisyona dönün. Hareketi 5 kez tekrarlayın.

Baldırlar

Sol bacağınızı geriye doğru uzatın. Sol kolunuzu gergin bir şekilde yana doğru uzatın. Sağ kolunuzla da bir duvardan destek alın. Vücudunuz dik durumdayken öne doğru esneyin ve bu arada sol bacağınızı da arkaya doğru gergin olarak esnetin. Bu şekilde 5 saniye kalın ve daha sonra doğrulup başlangıç pozisyonuna gelin ve 5 saniye de bu pozisyonda kalın. 5 kez tekrarlayın.

Kollar

Bacaklarınızı hafif aralayarak durun. Ellerinizi omuz hizasında yanlara doğru gergin uzatın. Kollarınızı önce içe sonra dışa doğru 5-10 kez döndürün. Bu arada bacak kaslarınızı çalıştırmak için de tek bacağınız yere basarken diğer bacağınızı geriye doğru bükebilirsiniz.

Ense

Her iki elinizi de kollarınızı dirseklerden büküp başınızın arkasına yerleştirin, dirseklerinizi öne ve arkaya doğru esnetin. Pozisyonunuzu bozmadan vücudunuzu sağa çevirip 5 saniye daha sonra sola çevirip yine 5 saniye kalın, hareketi 3-5 kez tekrarlayın.

Kalça

Yüzüstü yere uzanın, kollarınızla yerden destek alın. Bacaklarınızı gergin tutun ve bir bacağınızı yerden 10 cm kadar yukarı kaldırın. Bu sırada diğer bacağınız gergin bir şekilde parmak ucuyla yeri göstersin. Bu hareketi bacak değiştirerek 10 kez tekrarlayın.

Bunları unutmayın!

Haftada 1 kez yarım saat yerine her gün 5-10 dakika egzersiz yapılması daha yararlıdır. Ağrı oluştuğunda egzersizi hemen bırakmak gerekiyor.

Her egzersizde doğru ölçüyü bulmaya çalışın. Çok azın bir yararı yoktur, fazlası da zararlıdır. Cesaretinizi yitirmeyin. Başarı genellikle uzun çalışmalar sonucunda ortaya çıkar.

Nefes alıp vermeye özellikle dikkat edin. Zorlanarak soluk alıp verme yerine, düzenli aralıklarla soluk alıp vermeye devam edin.

Düzenli olarak egzersiz yapmak kasağrılarını azalttığı gibi, hem fiziksel hem de ruhsal rahatlamayı sağlıyor.

Sadece streching yaparak kilo vermeye çalışmayın. Kilo vermede aerobik karakterli egzersizler öncelikli olmalı. Yürüme, yüzme, step, ip atlama, bisiklet, dans etme gibi.
VN:F [1.9.3_1094]

Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz. Şikayet adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde diyetextra.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacaktır.İletişim kasvax@gmail.com diyetisyen diyet
Her türlü görüş ve şikayetleriniz için bizi betamedya@hotmail.com mail adresinden bize ulaşın.