Süt ve Süt Ürünleri
Doğanın Eşsiz Armağanı Süt
Sütün ne zamandan beri kullanıldığı tam olarak bilinmese de yazılı tarihin çok öncesinden bu yana hayvanların ,sütünden bir besin kaynağı olarak yararlanıldığı biliniyor. Batılı ülkelerin büyük bir bölümünde inek sütü kullanılırken, Hindistan, Çin, Mısır ve Filipinler’de manda sütü, Akdeniz ülkelerinde keçi sütü, Avrupa’nın kuzeyinde ise geyik sütü kullanılıyor. Kısacası dünyanın bir çok bölgesinde farklı sütler kulanılıyor. Ayrıca Kafkas Dağlarında yaşayan halklar tarafından yapılan ve mayalı bir içecek olan kımızın ana maddesi olarak da kısrak sütü kullanılıyor. Dünyada kullanılan bütün sütlerin ortak noktaları; su, yağ, protein, şeker ve inorganik tuzlar içermeleri. Bu maddeleri içerme oranları ise beslenme ve başka etkenlere bağlı türlere ya da aynı türlerin bireylerine göre değişiklik gösteriyor. Ortalama olarak 1 santimetreküp sütte 1 miligram kadar kalsiyum bulunuyor. Ayrıca sütte bol fosfor bulunmakta. Demir ve bakır oranı ise az. Sütten elde edilen yoğurt, peynir çeşitleri gibi ürünler en az süt kadar yararlı. Süt, insanların beslenmesi açısından çok önemli olan hayvansal kaynaklı proteinler içerdiği halde, ülkemizde henüz yeterli miktarda tüketilmiyor. Yapılan araştırmalara göre Avrupa Topluluğu ülkelerinde kişi başına süt ve süt ürünleri tüketimi yılda 350 kg civarında. Türkiye’de yıllık tüketim ise bunun sadece %20’si kadar.
En değerli süt, anne sütü
İnsanoğlunun en önemli ve ilk beslenme kaynağı olan anne sütünün kemik ve dişlerin gelişmesine yardımcı olduğu bilinen bir gerçek. Anne sütünden gerekli miktarda faydalanan çocukların bağışıklık sisteminin kuvvetlendiği ve daha sağlıklı oldukları görülüyor. Bir çocuğun anne sütünden yararlanması gereken en ideal süre 1,5 yaşına kadardır. Anne sütüne en yakın olan inek sütü bile, onun yerini tutamıyor. Uzmanlar, anne sütünden yeteri kadar yararlanamayan çocukara besin değeri yüksek mamaların verilmesini tavsiye ediyorlar. Bebekler sütten kesildiklerinde, hazmsızlığa neden olan lakatz eksikliği ortaya çıkabiliyor.
Sütün yasal zorunlulukları
Günümüzde süt karşımızda üç şekilde çıkıyor; çiğ, pastörize ve sterilize edilmiş olarak. Bir çok ülkede, zararlı mikroorganizmaların türemesini önlemek için, sütün pastörize edilmesi yasalarla zorunlu kılınmış. Pastörize işleminde süt, hastalıklar ve ekşimeye sebep olan mikroorganizmaların büyük bir bölümünü yok edecek derecede ısıtılır. Bu işlemde ölmeyen bakteriler zararsız olmasına rağmen, çoğalıp sütün tadını bozabilir. Bu yüzden pastörize süt kapalı ambalajda ve soğuk ortamda muhafaza edilir.
Sütü nasıl korumalı?
Sütün kapalı ambalajlarda satılması günümüzde yaygınlık kazansa da halen açıkta satılan çiğ süt bulmak mümkün. Uzmanlar, ambalajlanmış süt tüketimini en çok hijyen açısından tavsiye ediyorlar. Diğer bir neden daha dayanıklı ve ekonomik olması. Örneğin, çiğ sütü kullanmadan önce mutlaka kaynatmalısınız ve buzdolabında ancak bir gün bekletebilirsiniz. Buna karşılık pastörize süt üretiminden itibaren 7 gün boyunca taze olarak muhafaza edilebilir ve açıldıktan sonra 2 gün içinde tüketmek gerekir. En dayanıklı olan sterilize edilmiş süt, kuru ve serin ortamlarda son kullanma tarihine kadar muhafaza edilebilir.
Sağlık, güzellik ve gençlik kaynağı yoğurt
Her gün yiyeceğiniz 126 gr yoğurt, vücut sağlığınız için gerekli olan vitaminleri, bol kalsiyum ve mineraleri karşılayarak zindelik sağlar. Bilimsel olarak yoğurt, sütün mayalanması sonucunda elde edilen ve laktik asitler içerdiğinden hafif ekşi bir tada sahip bir besin maddesidir. İnek sütünün dışında yoğurt yapımında koyun, keçi ve manda sütü de kullanılabiliyor.
Ülkemizde yoğurt imalatı çok geliştiği halde, ev yapımı yoğurt geleneği bazı yörelerde sürüyor. Anadolu’nun bir çok yerinde hazır yoğurtlar fazla rağbet görmüyor. Bunun nedeni büyük olasılıkla yoğurt hazırlamanın sanıldığı kadar zor olmamasındandır. Yapmanız gereken sütü üstü açık olarak kaynatıp, sterilize etmek. Ilındıktan sonra suyu buharlaşan süte bir parça yoğurt katıp mayalamak. Mayalandıktan sonra bikaç saat sıcak bir ortamda tutun. Sonra buzdolabında en az 1 gün bekletin. Yoğurt, bir sanayi ürünü haline gelmesini Pasteaur’ün öğrencisi İlya Metchinkoff’a borçlu. Bu bilimadamı mayalanmayı sağlayan maddeleri ayrıştırarak büyük miktarda yoğurt üretimini gerçekleşmesini sağladı. Metchinkoff bu başarısından dolayı Nobel Ödülü’ne layık görüldü.
Doğal ilaç
Bilimadamları yoğurdun sırrını henüz çözemedikleri dönemlerde bir çok hastalığa iyi geldiği bilerek, doğal bir ilaç olarak kullanıyordu. Bilimin gelişmesi ile birlikte ise özellikle bağırsak hastalıklarında önerilen bir besin maddesi olan yoğurdun kolit, alerji, osteoporoz, hazımsızlık, hipertansiyona yol açan kötü kolesterol ve kalp damar hastalıklarına da iyi geldiği saptandı. Bunun nedeni yoğurdun A,B,E vitaminleri, mineral tuzlar, kalsiyum, fosfor, magnezyum içeren bir besin meddasi olmasıdır. Süt şekerini laktik asite dönüştürdüğünden kalorisi düşüktür. Beslenme uzmanları bundan dolayı diet yapan kişilere yoğurdu tavsiye ediyorlar. Yoğurdun bir başka özelliği süt şekerinin yol açtığı bağırsak rahatsızlıkları nedeniyle süt içemeyen çocuklara verilebilmesi. Her gün 124 gr. yoğurt tüketmek hazımsızlık, mide ve bağırsak rahatsızlıklarını önler. Cildi pürüzsüzleştirir ve saçlara parlaklık kazandırır. Menopoz döneminde kadınları tehdit eden osteoporoza karşı önelm almak için 25 yaşın üstündeki kadınlara bol kalsiyum içerdiğinden günde 460 gram yoğurt yemeleri öneriliyor. Bu miktar bir insanın günlük kalsiyum ihtiyacını gideriyor. Bir kıyaslama yapacak olursak yoğurt dışında, 9 kg biftek veya 11 kg. elma yemek aynı oranda kalsiyumun alınmasını sağlıyor.
Ayrıca yoğurt bakterileri, bağırsaklarda mikropların çoğalmasını önlediği için; bağırsak, karaciğer ve cilt hastalıklarında tavsiye edilir. Örneğin; tifüs, kolera ve kanlı basur gibi hastalıklardan sonra bağırsakları temizlemek için, hastalara yoğurt verilir.
Saklama ve tüketimde dikkat edilmesi gerekenler
İçerdiği bakterilerin korunabilmesi için yoğurt mutlaka buzdolabında saklanmalı. Yoğurdun taze kalması, içerdiği yararlı maddelerin etkilerini kaybetmemeleri için de önemlidir. Bundan dolayı satın aldığınız yoğurdun son kullanma tarihine dikkat edin. Yoğurt tek başına tüketilebildiği gibi diğer yemeklerin yanında da yenebilir. Önemli olan her gün düzenli olarak tüketmeniz ve vücudunuz için gerekli olan kalsiyumu ve vitaminleri almanız. Eğer yoğurdu sade yemek hoşunuza gitmiyorsa içine taze meyveler ve sebze, bal, pekmez gibi tat verici besinler ekleyebilir ya da yedi çeşit antibiyotik içeren sarımsaktan yararlanıp, bağışlıklık sisteminizi güçlendirebilirsiniz.
Oca 05

Son Yorumlar