May 21

bebeklerde horlama sebebleri – çoçuklarda hormala tedavisi – horlamanın tedavisi ve belirtileri

Bugüne kadar yapılan bazı araştırmalarda; uykuda aşırı hareket, gün boyunca fiziksel durgunluk, konsantrasyon bozukluğu, hafıza durgunluğu nedenlerinin, uykuda düzensizlik ve üst solunum yollarının kısmi tıkanıklığına bağlı olduğu bulunmuştur

Ancak burada bizi asıl ilgilendiren ve genel anlamda vücuda zararlı olan; apnedir Apne, Yunanca bir kelime olup, tam karşılığı; nefes alma isteğidir Uyku apne sendromu, 7 saatlik uyku süresinde 30 veya daha fazla apne sayısının olmasıdır Bu da saatte ortalama 5 apne indeksi demektir

Sonuç olarak horlayan bir çocuk, saatte en az 5 kere apne geçirirse, bu çocukta uyku apne sendromu var denilebilir Bu sendromun da saatte 5-20 apne; hafif dereceli, saatte 20-40 apne; orta dereceli, saatte 40�dan fazla; ciddi apne anlamında olmak üzere dereceleri vardır

Bizi ilgilendiren ve en sık görülen apne tipi tıkayıcı apnedir Bu da iki şekilde kendini gösterir Biri üst solunum yolu direnç sendromu ki burada hastalar belirgin kısmi üst solunum yolu tıkanıklığı gösterirler Ancak, burada tamamen tıkanıklık sözkonusu değildir Oksijen doygunluğu normal seviyededir (% 95) ve kişi tıkanıklığı yenmek için solunum çabası içindedir Göğüste karında birbirine uyumsuz hareketler oluşur ve uykuda minik sıçramalar görülür Bu kişiler, uzamış solunum çabasından dolayı kalp ve damar sıkıntılarına girerler, gündüz devamlı uyuma ve halsizlik semptomları gösterirler

Diğeri ise, daha ileri evrede görülen, gece solunum ve oksijen azalmasıdır Hastalarda uyku sırasındaki apnede akciğerlere hava geçmez ve kişinin o anda solunumda belirgin azalma oluşur ve kanda oksijen doygunluğu önemli ölçüde düşer İlaveten vücuttaki damar büzücü sistem harekete geçer ve çevre damarlarda daralma ve gecici akciğer ve kalp hipertansiyonu oluşur Uykuda ani çocuk ölümleri arasında, uyku apnesinin bu tipi bulunmaktadır

Apne esnasında oluşan bu iki olayın ardından, üst solunumun yollardaki tıkanıklığı yenmek için yüksek göğüs içi negatif basınç oluşur Uykudan uyanma sayesinde, apne dönemlerinin sonlaması sağlanır Bu uyanma sonunda oksijen azalması durur ve normal solunuma geçilir Hasta genellikle bu uyanmaların farkında değildir Ancak, bozulmuş uyku düzenine bağlı olarak, gündüz uykusuzluk ve ara ara sızmalar şeklinde kendini gösterir

Normalde kişi uyanık iken, solunum istemli sinir sisteminin kontrolü altındadır Ancak, uyurken istem dışı sistemin kontrolü altına geçer Uykuda kişiler her 1 saatte, 1 ila 4 adet arasında değişen hızlı göz hareketi ve hızlı göz hareketi olmayan dönemlerine geçerler Hızlı göz hareketi olmayan dönemde uyku daha derindir ve solunum daha düzenlidir Hızlı göz hareketi döneminde ise, uyku daha yüzeyseldir ve üst solunum yollarının adele gerginliklerinde azalma ve bazı bölgelerde daralma oluşur Buna bağlı olarak da, solunum iyice düzensiz olur ve oksijen doygunluğunda düşme, karbondioksitte de artma oluşur Apne de işte bu dönemde oluşur

Tedavide KBB muayenesi önemlidir

Bütün bu belirtilerin görülmesi halinde, Endoskopik sistem ile tam bir kulak burun boğaz muayenesi yapılır Gerekli görülmesi halinde, radyografiler çekilir ve 7 saatteki apne sayısını ölçen uyku laboratuarına gönderilir

Geniz eti ve bademciklerde üst solunum yollarında darlığa neden olacak aşırı büyüme mevcut ise bu dokuların alınması veya boyunda, burun ve genizde yer kaplayıcı dokuların çıkartılması gerekli olduğu hallerde çocuk tekniğine uygun olarak septum deviasyon cerrahisi, dil kökü bademciklerinin lazer ile çıkartılması, şişman çocuklarda açlık, kan şekeri gibi sistemik incelemelerin yapılması ve diet tedavisi, tedaviler arasındadır

Büyüklerde uyguladığımız horlama ameliyatlarını ise, çocuklarda önermiyoruz Çocuklarda öncelikle, gelişimin tamamlanmasını ve çene yapısının tam gelişmesini beklemek gerekmektedir

Horlama:

Üst solunum yollarının kısmi tıkanıklığına bağlı olarak, buradaki dokuların titreşmesi ile ortaya çıkan sestir

Tıp dilinde apne:

Solunan havanın burunda ve ağızda 10 saniye durmasıdır Apne indeksi, 1 saatlik uyku sürecindeki apne sayısıdır Ve apnenin fiziksel nedenleri, burundan ses tellerine kadar oluşan bölgelerin patalojilerine bağlıdır

APNE�NİN FİZİKSEL NEDENLERİ

Burun içi nedenler:

* Burun deliklerini burun içinden ayıran oluşumun eğriliği
* Nezle
* Alerji
* Yabancı cisim
* Burun içi ve gerisinde doğumsal olarak görülen kitle ve kistler

Geniz ve boğazlardaki nedenler:

* Geniz eti büyümesi
* Büyük bademcikler
* Büyük dil
* Dil arkası lenf dokusunun büyümesi
* Çenenin iskelet yapısında gelişme geriliği
* Genizde kitle
* Aşırı şişmanlık

Ses telleri ve gırtlak bölgesinde:

* İnfeksiyon
* Ödem
* Kitle

HORLAMA VE APNE�NİN BELİRTİ VE SONUÇLARI:

Tıkayıcı uyku apnesi sırasında klinik olarak çarpıcı bulgular gözlenir Uykuda sıçramalar, uyanmalar ve bozulmuş uyku düzeni oluşur Çocuk terleyerek, bazen boğularak, çırpınmalar ile birlikte uyanır Gündüz ise okul performansı düşer, gündüz uyuklamaları ve konsantrasyon bozukluğu oluşur Uykuda büyüme hormonu salgılandığından, uyku bozukluklarında bu hormonun salgısı azalır ve gelişme geriliği görülebilir

Kaynak : DrEsra Eryaman

May 20

ÇOCUKLARIMIZA GÖSTERDİĞİMİZ TEPKİSEL DAVRANIŞLAR

Tepkisel davranış;insanın sadece kendi ihtiyaçlarını gözönünde bulundurarak,çevresinden kaynaklanan bir duruma karşı gösterdiği anlık davranış biçimidir Tepkisel davranışlar aniden ortaya çıkarlar,çünkü karşılaşacağımız durumlardan daha önce haberdar olmadığımız için nasıl davranmamız gerektiğini önceden tasarlamamış oluruz Canımız yandığında �ay� diye bağırmamız,birinin söylediği bir söz karşısında öfkelenmemiz,hiç ummadığımız bir yerden gelen olumlu cevap karşısında hayret ve sevinçle karışık bir ses tonuyla �gerçekten mi?�diye sormamız sık sık gösterdiğimiz tepkisel davranışlara örnek olarak verilebilir

Karşılaştığımız olaylara ve kişilerin davranışlarına karşı çeşitli tepkiler verdiğimiz gibi çocuklarımızınkilere karşı da tepkisel davranışlarda bulunuruz Bize, hoşumuza gidecek bir armağan verdiği zaman hiç düşünmeden onu öper kucaklarız,bir konuda bizim gibi düşünüyorsa başımızı sallayarak onu onaylarız,ödevlerinin hepsini doğru yapmışsa gözlerinin içine bakarak gülümser �aferin�deriz Ancak çocuklarımıza karşı gösterdiğimiz tepkisel davranışlarımız yalnızca olumlu olanlarla sınırlı değildir Bazen çocuklarımıza öfkelenebiliyor,kızıp bağırabiliyoruz

Acaba çok sevdiğimiz yavrularımıza karşı neden olumsuz tepkiler geliştirebiliyoruz?Neden mi?Çünkü düşünmeden hareket ediyoruz Düşünmeden hareket ettiğimiz için de karşımızdakinin içinde bulunduğu durumu gözönüne almadan,sadece kendi ihtiyaçlarımızı gözönünde bulundurarak davranıyoruz Siz evde herhangi bir işle meşgulken,çocuklarınızın salona girdiklerini düşünün Bir süre sonra yanlarına gittiğinizde;saksılardaki toprakların yere dökülerek tüm salona yayıldığını,gazetelerin küçük küçük parçalanarak sağa sola atıldığını ve koltukların üzerinin yağ lekeleriyle dolu olduğunu görseydiniz ne yapardınız?Bu soruyu pek çok anne-baba;bağırırdım,cezalandırırdım veya döverdim şeklinde cevaplandıracaktır En fazla verilen yanıt da muhtemelen üçüncüsü olacaktır Toplumumuzda dayağa çok sık rastlanır,hemen hemen her ailede dayak vardır Dayak; bizim ihtiyaçlarımızın karşılanmaması veya engellenmesi karşısında gösterdiğimiz tepkisel bir cezalandırma biçimidir Bu haldeki bir salonla karşılaştığımızda;yapmayı planladığımız bir işten veya dinlenmekten vazgeçerek salonu temizlemek zorunda kalacağımız için çocuklarımıza kızarak onları cezalandırırız O an için önem verdiğimiz sadece ve sadece dinlenme ihtiyacımızın karşılanmaması veya işimizin engellenmesidir

Peki,çocuklarımızı cezalandırmaya fırsat kalmadan bizi on dakikalığına,deniz kenarında, çıplak ayakla,dalgaların sesini içimizde hissederek her türlü sıkıntıyı unutacağımız bir yürüyüşe davet etseler;on dakika sonra salona girdiğimizde tepkimiz bu kadar şiddetli olur mu?Tabii ki olmaz Çünkü bu süre içinde olaya alışmış ve nasıl altından kalkabileceğimizi bilinç altımızda tasarlamışızdır

Tepkisel cezalandırmaların çocuk eğitiminde etkili olduğunu söyleyemeyiz Belli bir süre sonra çocuklarımız aynı davranışı yine tekrarlayabilirler,ayrıca bu tür davranışlar sonucunda aramızdaki ilişki zedelenir Sizi kızdıracak durumla karşılaştığınızda gözlerinizi kapatarak içinizden ona kadar saymanızı ve sakin olmanız gerektiğini,bunun altından kalkabileceğinizi kendi kendinize telkin etmenizi öneririm Bunun sonucunda sinirleriniz biraz olsun yatışacaktır

Karşılaştığımız durum ile vereceğimiz tepkiler arasında bir boşluk vardır Bu boşluk ne kadar çok olursa,anlık tepkilerden uzaklaşır,mantıklı kararlara doğru ilerleriz Bu boşluk;bize tepkimizi seçme özgürlüğünü ve gücünü veren,düşünmek için ayırdığımız zamanın ta kendisidir

Çağla GÜR
ÇOCUK GELİŞİMİ UZMANI

May 20

Gece altını ıslatma nedir? Sıklığı ne kadardır?

İstemsiz işeme olarak tanımlanabilir ve gece olduğunda nokturnal enürezis,gün içinde olursa diurinal enürezis olarak adlandırılır Çocuklarda idrar kaçırma en sık karşılaşılan sorunların başında geliyor Nokturnal enürezis tanımı için 5 yaşını doldurmasına rağmen ayda iki kereden fazla idrar kaçırma kriteri aranmaktadır
Çocukların çoğu 2�4 yaş arasında idrarlarını hem gece hem de gündüz tutmayı başarırlar İdrar kontrolü sinir sisteminin gelişmesiyle paralel oluşmaktadır Bebeklik döneminde işeme tamamen refleksle oluşur Üç yaşındaki çocukların %40′ı altını ıslattığı halde bu oran 5 yaşında %15′ye, 10 yaşında %10′a düşmektedir Nokturnal enürezis erkek çocuklar kızlara göre %50 daha sık olarak görülür Enürezis nokturnalı çocukların %85�inin gündüzleri işeme alışkanlıkları normaldir ve bunların ürolojik öykülerinde başka anormallikler yoktur, ancak %15 hastada gündüz işeme problemleri mevcuttur Enürezisin 15�ler kanunu vardır;5 yaşındaki çocukların %15�i ıslaktır,15 yaşındakilerin %1�i ıslaktır,%15�inde gayta kaçırma vardır,her yıl %15�i kuru hale gelir,%15�inde gündüz idrar problemleri vardır,%15�inde başlangıç kuru dönemleri vardır

Gece altını ıslatmanın kaç tipi vardır, nedenleri nelerdir?

Gece altını ıslatmanın iki tipi vardır Doğumundan itibaren hiç kuru kalmamışsa primer (birincil) tip, en az 6 ay kuru kaldıktan sonra altını ıslatmaya yeniden başlamışsa sekonder (ikincil) tip altını ıslatmadan söz edilir Altını ıslatan çocukların büyük çoğunluğu birincil altını ıslatma grubunda yer alır Bazen altını ıslatmaya sık ve acil idrar yapma ihtiyacı duyma gibi bulgular eşlik edebilir Gece altını ıslatma, nedenlerine göre fizyolojik ve organik olmak üzere iki gruba ayrılarak incelenmektedir Gece altını ıslatan çocukların büyük bir grubu (%90-95′i) fizyolojik altını ıslatma grubunda toplanmaktadır, bu tip altını ıslatma problemlerine organik olmayan enürezis diyede isimlendirilebilir Bu çocukların gece uykuda mesane doluluğunu hissetmelerinin yetersiz, mesane kapasitelerinin küçük ve uyku derinliklerinin fazla olduğu bildirilmektedir Geceleyin gündüze oranla normal olarak yaklaşık %50 daha az idrar çıkışı olur Bu plazma arjinin vazopressinin geceleri artamasına bağlı olarak ortaya çıkmaktadırEnüretik çocuklarda hem gündüz ve hem de gece boyunca benzer vazopressin düzeyi vardır,buda onlarda gece daha çok miktarda idrar oluşturmalarına neden olmaktadır

Önemlisi altını ıslatmanın büyük oranda genetik yatkınlığa dayanmasıdır Anne ve babadan birisinde altını ıslatma öyküsü varsa çocukta % 43 ikisinde birden varsa %77oranında, her ikisindede yoksa %15 orında altını ıslatma sorunu yaşanmaktadır, (dayı,amca,teyze,hala) altını ıslatma öyküsü olan hastalarda bu sorunla karşılaşılmaktadır Aile öyküsü olan olgular iyileşme zamanı bakımından ailelerine benzer bir seyir göstermektedirler

Uyku ile ilgili problem var mı dır?

Islatmanın uyku sırasında olması gerçeği çok derin uyumalarına neden olan ya da uyanmalarını önleyen bir uyku bozukluğu mu var sorusunu akla getirmektedirFakat yapılan çalışmalarda normal çocuklardan bir fark olmadığı gösterilmiştir

Hangi hastalıklara eşlik eder?

Altını ıslatan çocukların %2-3′ünden şeker hastalığı, böbrek hastalıkları, mesane hastalıkları gibi sorunlar saptanmaktadır Olguların %5-10′unda ise altını ıslatmaya sık ve acil idrar yapma ihtiyacı gibi yakınmalar eşlik etmektedir Bunlar “polisemptomatik altını ıslatma” olarak tanımlanmaktadır Bu çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu, idrarda bakteri olması, kabızlık ve bazen besin alerjisi saptanmaktadır Ayrıca son yıllarda halk arasında “geniz eti” olarak bilinen adenoid vegatasyonlu çocuklarda yüksek oranda altını ıslatma görüldüğü ve ameliyat sonrası yakınmalarının geçtiği üzerinde durulmaktadır

Psikolojik sorunlar

Genel olarak psikolojik olaylar daha önce söz edilen primer altını ıslatma sorununa yol açmazlar Bu nedenle de altını ıslatan çocukların büyük çoğunluğunda bir ruhsal sorun aramaya gerek yoktur Ayrıca kötü çocukların altını ıslattığı gibi ön yargıların geçersiz olduğu akıldan çıkarılmamalıdır Bir ruhsal sorundan sonra altını ıslatma yaşanıyorsa bu genellikle fizyolojik altını ıslatmanın yeniden ortaya çıkmasıdır Davranışsal gerilemesi olan çocuklarda gece altını ıslatma yanında okul başarısızlığı, korku gibi ek bulgular vardır ve bunların mutlaka çocuk psikiyatristleri tarafından görülmesi gereklidir

Nasıl yaklaşılmalı

Hemen ve önemle belirtmeliyiz ki altını ıslatmanın kendisinden çok, bu çocuklara ailelerin ve toplumun yanlış tutumları zarar vermektedir Bunların içinde en tehlikelisi “Altına yapan kızını sobaya oturttu” gibi haber başlıklarına konu olan cinsel bölgelere yönelik cezalandırma girişimleridir Bu tür tutumlar, çocuklar üzerinde etkisi ömür boyu sürecek izler bırakmaktadır Altını ıslatan çocukların fizyolojik bir gelişme gecikmesi yaşadığı (bir tür diş çıkarmanın, konuşmanın gecikmesi gibi) ve ailenin temel görevinin çocuğun benlik saygısı zedelenmeden bu sorunu atlatmasını sağlamak olduğu unutulmamalıdır Bu nedenle altını ıslatan çocukların en geç 6 yaşında konuyla ilgilenen bir üroloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi ve gerekli incelemeler yapıldıktan sonra bir tedavi planı yapılması gereklidir

Altını ıslatan çocuklarda ne gibi tetkikler yapılmalı

Enurezis nokturna tanısını koyup, daha ciddi işeme bozukluklarından ayırdetmek için, konunun uzmanı bir ürolog tarafından değerlendirilmelidir

Altını ıslatma yakınması ile hekime getirilen çocuklar daha önce söz edilen organik faktörlerin varlığı bakımından incelenmelidir Bunun için gündüz altına kaçırma, zor idrar yapma, kabızlık, zor ve acil idrar yapma, çok idrar yapma, kafa travması geçirme, idrarla birlikte kaka kaçırma, horlama ve gece ağızdan nefes alma gibi yakınmaların olup olmadığı soruşturulmalıdır Elde edilen bilgiler ve genel muayene sonuçlarına göre idrar incelemesinden, mesane filmlerine uzanan bir dizi tetkik yapılmalıdır Altını ıslatan çocukların %97′sinde fiziksel bir neden yoktur Bu nedenle ayrıntılı bir öykü çoğu zaman fizyolojik altını ıslatmanın olup olmadığı konusunda bilgi verir Bu noktada altını ıslatan çocukta ” küçük mesane” ya da uykudan uyanamama sorunu mu olduğunun aydınlatılması önemlidir

Ayrıntılı bir hastalık öyküsü alınıp sorgulama yapılması
İşeme-dışkılama çizelgesi tutulması
Genişletilmiş fiziksel muayene
Tam idrar tahlili yapılması genellikle yeterlidir

Bu basamaklardan sonra, hastalığın �saf primer gece yatak ıslatma� problemi olduğuna karar verilirse, tedavi aşamasına geçilir Eğer, üroloji uzmanınca, hadisenin daha kompleks ve etraflı bir problem olduğuna karar verilirse, ileri tanı yöntemlerine başvurularak daha ayrıntılı tetkikler uygulanır

Tedavide kullanılan yöntemler

Altını ıslatan çocuklara genel olarak 7�8 yaşına geldiğinde tedavi için girişimlerde bulunulması önerilmektedir Bu girişimlerin başında çocuğun kendisinin ya da ailesinin gece uyanmasına dönük programlar gelmektedir Ailenin çocuğu gece uyandırıp tuvalete gitmesini sağlayan program uygulanır Bu program %90 oranında başarı sağlamıştır

Tedavide alarm kullanımı ve ilaç tedavisi

Alarm cihazları çocuk idrar kaçırmaya başlar başlamaz hareket geçen ve böylece çocuğun uyanıp, mesanesini kontrol etmesi konusunda yardımcı olan araçlardır Bu tedavi ile çocuklarda %70�84 oranında iyileşme sağlanmaktadır Altını ıslatma tedavisinde uzun yıllardır çeşitli ilaçlar kullanılmıştır %90′a varan oranda yineleme riski bulunmaktadır

Alt ıslatma çocukluk çağında sık görülen bir sorundur ve ailelerin yanlış tutumlarının sürdüğü bir konudur Öncelikle altını ıslatan çocukların konuyla ilgilenen çocuk hekimleri tarafından değerlendirilmesi ve ailenin katılımı ile uzun dönemli bir tedavi yaklaşımının denenmesi gereklidir

Temel prensipler

Gece kalkıp tuvalete gitme bir hedef olarak kesinleştirilmeli
Tuvalete ulaşmak kolaylaştırılmalı
Çocuğun kuru kalma sorumluluğunu üstüne almasına yardım edilmeli
Yatmadan önceki 2 saat boyunca fazla sıvı alımından kaçınılmalı
Kafein içeren içecekler kesinlikle verilmemeli
Yatağa girmeden tuvalete gidilmeli
Gece kuru kalması için bez bağlanmamalı (gece kalkma motivasyonunu olumsuz etkilemektedir)
Sabah temizliğine çocuğun katılımı sağlanmalı
Çocukların benlik saygıları desteklenmeli
Ailelere nasıl davranacaklarını anlatan kılavuzlar hazırlanmalı
Çocukların hangi günler kuru kaldıkları bir kart üzerine işlenmeli
Çocuklar en az ayda bir kez kontrol edilmelidir

Op Dr Basri ÇAKIROĞLU Üroloji

Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz. Şikayet adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde diyetextra.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacaktır.İletişim kasvax@gmail.com diyetisyen diyet
Her türlü görüş ve şikayetleriniz için bizi betamedya@hotmail.com mail adresinden bize ulaşın.